Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Hükümet Konağı

M. Nevzat Özdemir

    27 Mart 2006

    Bolu geçmişte geleneksel bir ?Osmanlı Şehri ? görüntüsünde idi. Çok güzel sivil mimari yapıları 70? li yıllara kadar kendini korumuş, daha sonra bütün Türkiye?de olduğu gibi betonlaşmaya yenilmiştir. Şehrimizin bu kimliği de büyük ölçüde kaybolmuştur. Eskiden Bolu'nun fiziki görüntüsünde önemli yer tutan, Hisar Tepe?sindeki Sultani Mektebi, Saat Kulesi, Fırka Tepe?sindeki Halk Evi binası, Sanayi Mektebi gibi yapıları bugün ancak fotograflarda görebiliyoruz.

    Biz bu yazımızda, 200 yıla yakın tarihiyle günümüze kadar ulaşabilen binalardan biri olan Hükümet Konağı?nın hikâyesini anlatacağız.

    Şimdi geçmişe doğru bir yolculuğa çıkalım?

    Bolu'da 1811 yılında, Bolu ve Viranşehir sancaklarının birleştirilmesiyle idari olarak mutasarrıflık devri başlamıştır. Bolu bundan evvel voyvodalar ( ayanlar ) tarafından idare ediliyordu. Ayan adı verilen yöneticiler zamanında halk perişan olmuş, zulüm her yanda çoğalmış, asayiş önlenemez olmuştu. Yenilikçi padişah 2. Mahmud?un bir fermanıyla Bolu'da voyvodaların hakimiyetine son verildi. ( Mithat Kemal Bey, AYANLAR DEVRİNDE BOLU ? 1916 adlı kitabında Bolu'da yaşanan olayları detayları ile anlatmaktadır. ) Böylece 2. mutasarrıflık devri başlayan Bolu'ya ilk mutasarrıf ( bir sancağın en büyük yöneticisi ) olarak Hüsrev Mehmet Paşa gönderildi. Paşa namlı biri idi ve geniş bir yetki ile Bolu'ya geliyordu. Kendisi daha Bolu'ya gelmeden şöhreti etrafa yayılmıştı. Emrine Kocaeli Sancağı da verilen Hüsrev Paşa, kalabalık bir heyetle yola çıktı. Yoldan Bolu'ya emirler göndererek büyük bir heyet ile Mudurnu tarafından Bolu'ya girdi. Paşadan sonra günlerce adamları, eşyaları, topları gelmeye devam etti.

    Hüsrev Paşa?nın ilk işi yolların güvenliğini sağlamak oldu. İstanbul- Bolu yolunda eşkıyalık eksik olmuyordu. Yol üzerindeki halk güvenlik için görevlendirildi. Derbentler güçlendirildi. Böylece İstanbul?dan Kastamonu?ya kadar olan yolun emniyeti sağlandı.

    Hüsrev Paşa Bolu'da bir hükümet konağı yaptırmaya karar verdi. Konağın arsası Debbağlar ( Tabaklar ) mahallesinde Çeribaşızade Ahmet Ağa?dan bin üç yüz kuruşa satın alındı. Hüsrev Paşa yapılacak hükümet binasını, harem ( lojman ) ve resmi daire olarak iki kısım olarak düşünmüştü. Bu mevkiinin tercih edilmesine sebep, bugün ordu evi olan yerde bir askeri kışlanın bulunması idi. İnşaatın başlamasından bir müddet sonra Hüsrev Paşa Osmanlı- Rus seferine katılmak üzere Bolu'dan ayrıldı. Kendisi Bolu'da iyi ümitler uyandırmış ve sevilmişti.

    Yarım kalan konağın inşaatına kâhyası İbrahim Paşa devam etti ve bina 1811 yılında tamamlandı. Üç katlı etkileyici bir görüntüsü olan konak, Derviş Hasan Paşa?dan sonra (1812 ? 1813 ) Vali olan Abbas Paşa tarafından Hükümet adına 40 bin kuruşa Hüsrev ve İbrahim Paşa?lardan satın alındı. Böylece Bolu resmi bir Hükümet Konağı?na sahip oldu. Bolu halkı konağa ihtişamından dolayı konağa ? saray? derlerdi.

    Evliya Çelebi Bolu'yu ziyaretinde burada ?Paşa Sarayı, Şemsi Paşa Sarayı ve Zülfikâr Ağa? saraylarından bahsetmekte ise de bunların gerçekliği ve akîbeti bilinmemektedir. Geçmişte Bolu da meydana gelen büyük yangınlar ve depremlerin şehre büyük zararları olmuştur. Bir çok bina böylece kaybolup gitmiştir. Meselâ Hisar Tepe?sinde vaktiyle bir ?Beylerbeyi Sarayı? olduğu, bunun da 1800 ?li yıllara erişemediği bazı kaynaklarda belirtilmektedir. Bütün bunların ortaya çıkması için Bolu'nun ?Osmanlı dönemi? tarihi iyice araştırılmalıdır. Buna karşın incelenen(*) ?18 yüzyıl Bolu Sancağı Şer?iyye Sicilleri?nde, bir saraydan bahsedilmektedir. Bu saraya 24 Kasım 1836 ile 13 Mart 1837 tarihleri arasında mütesellim Emin Efendi emriyle yeni odalar eklendiği belirtilmektedir. Bu binanın Hükümet Konağı olması mümkündür.

    Hükümet Konağı 18. yüzyılda Bolu'nun en büyük ve güzel binası idi. Konağın güzel bir bahçesi vardı. Giriş sütunları Roma devri kalıntılarından devşirilmişti. Bazı eski fotograflarda bahçede küçük bir mescit (veya türbe) ile eski mezar taşları da görülmektedir. Konağın zemin katı zaman zaman nezarethane olarak da kullanılmıştır.

    Hükümet Konağının başına geçmişte çeşitli olaylar ve felâketler gelmiştir. Hüsrev Paşa?nın Bolu'dan ayrılmasından cesaret bulan Gökçesu derebeyi Küçük Halil Oğlu Halil Ağa sarayı basmak istemiştir. Abbas Paşa ile girdiği çatışmada bozguna uğrayarak kaçan Halil Ağa daha sonra yakalanarak idam edilmiştir. Yine 3. Selim devrindeki Bolu mütesellimi Seyfioğlu?nun zulmü ve rüşvetçiliği yüzünden halk ayaklanmış, Bolu şehrine hücum eden Kıbrıscıklılar ? Sayara, sayara ? diyerek Bolu sokaklarını çınlatmışlardır. ( Köylüler o zamanlar binaya saray yerine ? sayar ? diyorlardı. ) Hükümet Konağı 1926 yılında bir yangın geçirmiş, çatı katı tamamen yanmış ve 1932 yılında yeniden hizmete açılmıştır.

     

    Hükümet Konağı?na en büyük darbeyi 1 Şubat 1944 depremi vurmuştur. Mimar Bedri Uçar, Abant dergisindeki ( Ağustos 1944 ) deprem izlenimlerinde Hükümet Konağı?nın durumunu şöyle anlatıyor;

    ?Hükümet Konağı önündeyiz. Her an üzerimize çökecekmiş gibi duran bu dört katlı muazzam binanın hali yüreklere hüzün vermektedir. Üzerinde halâ Türk Bayrağı dalgalanan binanın her bir parçası küçük küçük parçalara ayrılmış çatlamış ve eğilmiş olarak geleceğini beklemektedir. Binanın arka duvarı çökmüş, kat döşemeleri birbirinin içine geçmiştir. Zelzeleden bir gün evvel yazı yazılan kalemler, hokkalar ve en son tetkik edilen dosyalar masaların üzerinde bir toz ve enkaz yığını altında durmaktadır. Duvarda asılı olan saat, zelzelenin olduğu anı olan , 6? yı 24 geçe durmuştur. ?

    Depremden sonra binanın bir katı alınmış, iki kat olarak tekrar hizmet vermeye başlamıştır. 1957 depremini de yaşayan konak, 1998 yılında restore edilip, eski haline getirmek için tahliye edilmiştir.

    Valilik ve birçok resmi kurumu bünyesinde barındıran Hükümet Konağı, 6 yıl süren beklemeden sonra nihayet restore edilmiş ve ilk yıllardaki şekline bürünmüştür. Böylece şehrimiz görsel açıdan da ilginç bir esere kavuşmuştur.

    İlimizde bu bina ile ilgili mahalli basına da intikal eden tartışmalar yaşanmış ve bazı şahıslar ? Bu binayı yıkalım yerine modern bir konak yapalım !? diye tutturmuşlardır. Bu fikrin kabul görmemesi çok iyi olmuştur.

    Eski binalar kültürel kimliğimizin işaretlerini taşıdıkları gibi ilginç hayat hikâyelerine de sahiptirler. Anlattıkları bizim tarihimizin bir parçasıdır. Onları eski diye yıkıp atabilirsiniz ama tarihinizin bir bölümünü de ? silmiş ? olursunuz. Zoru ve güzeli korumak, onarmak ve yaşatmaktır.

    Bu bilince sahip olarak tarihimize ne kadar sahip çıkarsak, bu topraklardaki köklerimiz de o kadar ?derinleşir?.

    (* ) 2. Mahmud döneminde Bolu şehrinin sosyal yapısı- Çetin YURTSEVEN ( Yüksek Lisans Tezi )

    Fotograflar: Murat Peçenek arşivi

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak