Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Köroğlu Sempozyumu ve bundan sonra...

M. Nevzat Özdemir

    20 Ekim 2009

      Geçtiğimiz hafta sonu Üniversitemizde BAMER aracılığıyla bir sempozyum gerçekleştirildi. "Uluslararası Köroğlu, Bolu Tarih ve Kültürü" Sempozyumu...

    Önce birkaç tespit...

    Bu sempozyum Üniversitemizin Köroğlu ile ilgili 2. büyük uluslararası etkinliği idi... İlki 11-12 Ekim 1997 tarihinde yapılmış ve bildirileri de yayımlanmıştı.

    Son sempozyumun bu yüzden "2. Uluslararası Köroğlu, Bolu Tarihi ve Kültürü" adıyla takdimi daha iyi olurdu kanaatindeyim. Kurumlarda, faaliyetlerde devamlılık açısından... Gelenekselleşme açısından...

    Yine, sempozyumla ilgili olarak, Belediye -Üniversite işbirliği daha iyi yapılsa Bolu´dan ücretsiz düzenli otobüs kaldırılır, meraklı hemşehrilerimizin Sempozyumu izlemesi sağlanabilirdi.

    Oturumlara gelirsek..

    Ben, Sempozyumun ilk gün (Cumartesi) oturumlarından Bolu tarih ve kültürü ile ilgili bazılarına katılabildim. Pazar günü rahatsızlandığım için merak ettiğim bazı konuşmaları dinleyemedim.

    Artık bunları ileride kitaptan okuyacağız.

    Dinlediğim ve ilgimi çeken tebliğlerden biraz bahsedeyim...

    İlki, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Süme Hocamızın Temettuat defterlerine göre Bolu´nun sosyal-ekonomik-idari ve demografik yapısı idi. (1844-1845 yılları) Osmanlı kayıt sisteminin en önemli vesikalarından olan temettuat defterleri bir köy, mahalle, şehir için fevkalade bilgiler içeriyor. BAMER bu defterlerden araştırma yaptırarak bol bol yayın çıkarırsa Bolu ile ilgili çok önemli bilgilere ulaşırız. Geçmişte Bolu´da yaşayan ailelerden, sülâlelerden, iştigâl sahalarına kadar herşey bu defterlerde var.Yani ceddimiz bu defterlerde aynen kayıtlı...

    Yrd. Doç. DR. Azize Aktaş Yasa Hocamızın Bolu Müzesinde bulunan Osmanlı dönemi mezar taşları ile ilgili tebliği de çok güzeldi. Bilindiği gibi eski mezar taşları tarih açısından önemli belgelerdir ve çok şey anlatırlar. Bunu hocamızın tebliğinde de gördük. Ben, Bolu´daki Osmanlı Dönemi mezar taşlarının tümünün incelenip mutlaka bir kitapta toplanmasının gerektiğine de inanıyorum. (1998-99 yıllarında Üniversiteden Hamdi Birgören Hoca ile böyle bir tespit çalışmamız oldu. Bolu + Düzce..İlçeleri de dahil)

    Yrd. Doç. Dr. Nuray ÖZDEMİR Hocamızın Milli Mücadele döneminde Bolu Belediye Başkanı olan İlyaszade Hafız Hakkı Bey´in çalışmalarını içeren tebliği de yakın tarihimize ilginç bir kapı açan tespitlerle doluydu. Bu aileye ait "Gülezler Konağı"nın restore edildiği şu günlerde tebliğ konusu bizim için çok iyi oldu. Ben, konak bitiminde binada mutlaka bir "Milli Mücadelede Bolu Salonu" açılmasını, adı geçen tebliğdeki bilgi ve görsel malzemenin daha da zenginleştirilerek burada "sergilenmesini" şimdiden öneriyorum...

    Hamdi BİRGÖREN Hocamızın İstiklâl Marşı yarışmasına katılan Bolulu bir şair ve şiiri tebliği de ilginçti. Yerel tarihe meraklı biri olarak tebliğde adı geçen ve Bolu´nun gelmiş-geçmiş en ilginç tiplerinden olan Refik Firâki´yi (Halk arasında Deli Rafik namıyla meşhurmuş) biliyordum ama bu bilgiyi duymamıştım.

    Evet... Gazeteci, tabelacı, şair, yazar ve de kökten muhalif Refik Firaki üzerine bir çalışma mutlaka yapılıp -Ki kendisine ait önemli bir defter elimizdedir- Bolu Kültür tarihinde yerini almalıdır. Bu ilginç insanı gelecek nesiller de tanımalıdır...

    Sempozyum, bildiriler güzel de peki, bundan sonra ne yapalım?..

    Yıllardır yazıp duruyorum. Köroğlu ister eşkıya olsun, ister haksızlığa direnen bir halk kahramanı olsun çok büyük bir coğrafyada tanınmaktadır. Bu bir gerçektir...

    Burada esas konu şudur...

    Balkanlardan Sibirya´ya, Çin´e kadar bilinen böyle mühim bir kültürel değeri biz Bolu olarak yeterince değerlendirebildik mi?

    Hayır!! Sadece bir heykelini diktik o kadar!...

    Geçmişin bize sunduğu bu "marka değeri"nden kültür turizmi yönünde niçin yaralanmayalım?

    Bu büyük coğrafyayla -ki çoğunluğu da kardeş halklardır-Köroğlu üzerinden niçin bir "kültür köprüsü" kurmayalım?

    Niçin, Köroğlu deyince "akla ilk" Bolu gelmesin?

    Bu da oturarak olmaz... Bir şeyler yapmalıyız...

    İşte bundan sonra Bolu´da Köroğlu ile ilgili tartışma konumuz bu olmalıdır.

    Köroğlu Müzesinden, Köroğlu Ozanlar Otağına ( Türk Dünyası´ndaki tüm ozanların merkezi hedefi), en zengin Köroğlu Kitaplığından, destanların canlandırılmasına (Meselâ bir panorama müzesi) hepsi Bolu´da olmalıdır.

    Sonra...

    Köroğlu Cirit Müsabakaları, Köroğlu Ok müsabakaları, Köroğlu Dağlarında uygun tesisler vs. vs. düşünülebilir...

    Meselâ Karaçayır´ın bir bölümü "Köroğlu Kültür Parkı" olarak tanzim edilemez mi?

    Ve de...

    "Türk Dünyası Köroğlu Şenlikleri"...

    Bolu´ya ve Köroğlu´nun şanına yakışmaz mı?

    Gerede, Dörtdivan, Kıbrıscık´ta da... Köroğlu´nun adının geçtiği her yerde bu amaca yönelik birşeyler yapılabilir..

    Bunlar benim hemen aklıma gelenler...

    Evet!..

    Ey Yarenler, Ey!. Kızanlar... Ey! Köroğlu´nun torunları... Size sesleniyorum...

    Haydi fikir üretmeye ve de bunu başarmaya...

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak