Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Zor dostum zor... Hem de çok zor...

M. Nevzat Özdemir

    19 Mart 2007

    Bu haftaki yazımızda biraz si-yaset yapacağız ama önce ?ken-dimizle? ilgili kısa bir girizgâh;

    Ya da, okuyucularımızdan ?bizi merak edenlerin?merakını gidermek ve de? durduğumuz yeri? az çok göstermek adına birkaç cümlecik...

    Doğal olarak herkes gibi benim de kendimce siyasi yaklaşımım var ama bir partiye üye falan değilim. Olmayı da düşünmüyorum. Hiçbir konuda sabit fikirli ve takıntılı değilimdir. Seçim zamanı gelince memleket için, Bolu için kimi hayırlı görüyorsam gider oyumu veririm. Şimdiye kadar hep sağ (?) seçmen olsam da, memlekette eğer ?adam gibi? bir Sosyal Demokrat Parti ?ortaya çıkarsa?ona da oy verebilirim. Hayatım boyunca hep ?kendim? ve ?bir başına buyruk?olmayı yeğlemişimdir. Onun için, ne herhangi bir ?zihniyetin?emrine girdim, ne de bir ?ideolojik?gömlek giydim. Gençlerimize de iradelerini ?birilerine? teslim etmemelerini şiddetle tavsiye ederim! Kısacası, sırtımda bir yumurta küfesi yok. Bu da bana çeşitli meseleler hakkındaki görüşlerimi ?açıkça ve rahatça? söyleme imkânı verir...

    Bunu, beni yakından tanıyanlar da gayet iyi bilirler.

    Şimdi buradan konuya geliyorum...

    Siyasi parti toplantı ve kongrelerinden de pek hazzetmem ama ANAP?ın ilk kuruluş yıllarını, rahmetli Özal?ın Türkiye?ye yaptığı büyük hizmetleri yaşamış, ?o zamanlar? bu partiye oy vermiş biri olarak, partinin son durumunu müşahede etmek istedim. Ve, geçtiğimiz hafta Bolu'ya gelen Erkan Mumcu?yu dinlemeye gittim.

    Çıkardığım sonuçları sizlerle de paylaşmak istiyorum...

    Gördüğüm kadarıyla Mesut Yılmaz?la beraber başlayan Özal?ın felsefesinden uzaklaşma hali şimdi de aynen devam ediyor. Rahmetli Özal rakiplerine değil, hep ?sisteme yönelik? eleştirilerde bulunur, ?transformasyon?adını verdiği değişim konusuna çok önem verirdi. Televizyonda, elinde kalemi bizlere anlattığı ?değişim projeleri? hâlâ gözlerimin önündedir. Rahmetli, bu değişimi büyük ölçüde gerçekleştirdi de... O güne kadar dış aleme kapalı olan ülkemiz dünyaya açılmaya başladı. Tabu haline gelmiş bir çok korkudan da onun döneminde kurtulduk. Daha nice unutulmaz hizmetler... Mekânı cennet olsun...

    Maalesef ben Sayın Mumcu?yu dinlerken kendisinde ne böyle bir yaklaşım, vizyon ve de bir heyecan yakalayamadım. Yakın çevresi de dar bir çevre gibi geldi bana... Konuşmasının büyük bölümünde iktidara yüklenip bilinen eleştirilerini yaptığı gibi, Özal?ın hiç sevmediği iki popülist vaatte de bulundu. Herkese Üniversite ve bütün ev kadınlarını emekli etmek gibi... Bunun nasıl olacağını, kaynaklarını da izah edemedi. Bu gibi popülist söylemler yanında sömürge düzeni, uluslararası sermaye taşeronluğu, peşkeş gibi ?nereye çeksen oraya gidecek? kavramlarla da ?ulusalcı sola? bol bol mesaj gönderdi. Ben hâtta bir ara kürsüde ?Perinçek? konuşuyor bile sandım. Halbuki bizim bildiğimiz ve oy verdiğimiz ANAP pragmatik, serbest girişimden yana, din ve vicdan özgürlüğünü, fikir hürriyetini, reformları sonuna kadar savunan bir ?projeler partisi?idi.

    Sizlere uzun uzun anlatmaya gerek yok. ANAP zaman içinde ?bu çizgiden? ayrılınca başına neler geldiğini hep beraber gördük. Hatta Rahmetli Özal bile sağlığında kendi kurduğu partisinden umudunu tamamen kesmişti. Eğer erken ölmeseydi yepyeni bir parti kurmak istiyordu.

    Netice-i kelâm...

    ANAP?a gönül veren dostlar kızmasın ama ben bu haliyle ANAP?ın geleceğini yine ?karanlık?görüyorum...

    Peki, ?Mumcu?nun mumu? karanlığı ?aydınlatmaya? yeter mi?

    El cevap...

    Zor dostum zor... Hem de çok zor...

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak