Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bugün 12 Kasım? Hatırlıyor musunuz?

M. Nevzat Özdemir

    12 Kasım 2007

    12 Kasım tarihi kimimize belki artık hiçbir şey ifade etmiyordur, kimimizin de anılarında canlı olarak yaşıyordur. ?Hafızayı beşer nisyan ile malûldür? demişler. Doğrudur. İnsanız ve yaşadıklarımızın çoğunu unutuyoruz.

    12 Kasım 1999 depreminin üzerinden tam 8 yıl geçti. Ben bu yazımda o günlere bir yolculuk yapmak, yaşadıklarımızı tekrar hatırlatmak istiyorum. Zira deprem bilincinin zihinlerimize iyice yerleşmesi için o günlerin unutulmaması gerekiyor.

    Yaşayanlar bilirler? 12 Kasım depreminden 2 ay önce 17 Ağustos depremi olmuş, bu büyük depremde özellikle Marmara Bölgesi?nde binlerce insan ölmüştü. O zaman bizim ilçemiz olan Düzce de bu depremden çok zarar görmüştü. Deprem Bolu'da da hissedilmiş ama yıkıcı tesiri olmamıştı. Bazı uzmanlar kısa bir süre sonra Düzce fayının da hareket edeceğini, yeni bir deprem daha olacağını söylüyorlardı ama zamanı belli değildi. Buna karşı yapacak bir şeyimiz de yoktu.

    12 Kasım akşamı Köroğlu TV?nin bulunduğu binadaki Türk Ocağı Bolu Şubesinde, 3 arkadaş oturmuş, bir araya gelen her birkaç Türk?ün yaptığı gibi memleket kurtarıyorduk. Akşam vakitleri idi. Birden öyle şiddetli bir gürültü ve sarsıntı oldu ki ben bina üzerimize yıkılıyor sandım. Ne yapacağımızı şaşırmıştık. Böyle durumlarda masanın altına girmek falan öyle kimsenin aklına gelmiyor, bir an önce binayı terk etmek istiyor. Sarsıntı biraz hafifleyince biz de öyle yaptık? Merdivenlere doğru koştuk. Herkes artık kendi başının çaresine bakıyordu. Elektrikler sönmüştü. Karanlık merdivenlerden inerken Köroğlu Sürücü Kursundan bağırarak kaçan kursiyerlerin ayakları altında kaldım. Birçoğu üzerimden geçtiler. Dışarıya çıktığımda etrafta büyük bir kaos vardı. Herkes bir an önce evine, ailesine gitmek istiyordu. Biz o geceyi arabada geçirdik. Sabaha kadar artçı sarsıntılar devam etti. Yıkılan ve ölüm olaylarının olduğu yerlere de gittim o gece? Kurtarma çalışmaları devam ediyordu. Ertesi gün şehrin durumunu daha iyi görme imkânı bulduk. Büyük telâş devam ediyordu. İnsanlar evlerine girmekten korktuğu için kalacak yer derdine düşmüştü. Biz de Karacasu?da bilâderin araba garajında ilk günlerimizi geçirdik. O günlerde Bolu özellikle geceleri bir terk edilmiş kent havasına girmişti. 17 Ağustos tecrübesini yaşayan devletimiz, Kızılay bu sefer oldukça hızlı davrandı. Bolu Belediyesi de afet alt yapısı çalışmalarında gece gündüz çalıştı. Bolu'nun çevresi çadır kentlerle doldu. Hele kahraman Ordumuzun, Mehmetçiğin katkıları hiç unutulmaz. Zaten en güzel çadırkentler ?Mehmetçik? çadırkentleri idi. Bir kısım Bolulular da tatil yörelerindeki otellere barındırma için gitmişlerdi. Kimi Bolulular da şehri terk edip eşyaları ile başka kentlere gittiler. Bunun üzerine birçok Bolulu arabalarının arkasına, dükkânlarının camlarına ?Bolu'yu seviyorum. Terk etmiyorum? yazılarını asmaya başladılar. Bu çok anlamlı bir kampanya idi. Daha sonra prefabrik evler yapılmaya başladı. Uzun bir zaman insanlar bu prefabriklerde oturdular. O zaman ki hükümet kalıcı konut yapımında oldukça başarılı oldu. Hak sahipleri kısa sürede evlerine kavuştular.

    İnsanlar Bolu'nun kendini zor toparlayacağını sanıyorlardı ama şehrimiz geçen zaman dilimi içinde kendini hızla toparladı. Teşvik gibi uygulamaların dışında kalsa bile oldukça iyi bir duruma geldi.

    Ben o acı dolu günleri sizlere kısaca anlattım. Aslında kim bilir sizlerin de nasıl hatıralarınız vardır? 12 Kasım günü ve ardından geçen günler, aylar anlatmakla bitmez dostlar?

    Bu depremden sonra Bolu'da bir deprem bilinci yerleşmeye, inşaat sektöründe depreme daha dayanıklı sistemler uygulanmaya başladı. Ders almayanlar da oldu tabi ki? Bazı az hasarlı veya zayıf binalar da ?allandı, pullandı? yine mesken olarak kullanılmaya başladı.

    12 Kasım?ı unutmamak için bir ?deprem anıtı ve müzesi? de yaptık ama bir türlü burayı işlevsel bir hale getiremedik. Müzenin içini iki de bir yağmur suları bastı. Aslında burada tam bir ironi var. Siz mimari ve mühendislik olarak doğru dürüst bir bina yapamıyorsunuz. Gidip içinde sergi açıyorsunuz. Öyle değil mi? Bana göre bu deprem müzesi bir bakıma bizim ?deprem hafızamızdır?. Buradaki fotoğraf ve belgeler korunmalıdır.

    Sözün Özüne gelince?

    Bolu'da geçmişte olduğu gibi gelecekte de ?büyük depremler? olacaktır.

    Bunun için?depremle yaşamayı öğrenmekten, bilime inanmak-tan ve depreme dayanıklı konutlar üretmekten? başka çaremiz yoktur.

    Bizden?

    bolununsesi 16 yıldan beri belli okuyucu kitlesine ulaşmış, internet sitesi en çok ziyaret edilen, kökleşmiş, geleneği olan bir yayın organıdır. Gazetemiz bu uzun süreçte Bolu'nun bütün meselelerine ?cesaretle? sahip çıkmış ve konuları ?ısrarla? takip etmiştir. Bu yüzden çeşitli ?polemik ve yıpratma hareketleri? hiçbir şekilde bu geleneğe zarar veremez.

    bolununsesi her durumda ve şartta, yılmadan ?Bolu'nun sesi? olmaya devam eder? (M.N.Ö)

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak