Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

"Mecburiyet Caddesi"...

M. Nevzat Özdemir

    10 Temmuz 2009

    İzzet Baysal Cadedesi´nde turlarken önümde giden genç telefonda arkadaşına, "ben mecburiyetteyim, hemen gel!" deyince bizim meşhur caddemizin bir başka adını daha öğrenmiş oldum. "Mecburiyet Caddesi"...

    Eskiden Hürriyet, şimdi İzzet Baysal dediğimiz caddemize meğer bazı öğrenciler, gençler kendi aralarında konuşurken "Mecburiyet Caddesi" de diyorlarmış...

    Küçük yerlerin tek caddesine bu adın verildiğini bilirdim ama bizim İzzet Baysal´a da denilmesini ilk defa duymuştum. İnternette baktım. Öyle çok "Mecburiyet Caddesi" var ki... Niğde, Kütahya, Afyon, Erzurum, Burdur, Uşak, Elazığ gibi birçok yerde özellikle de üniversite öğrencileri şehrin tek caddesine hep bu ismi vermişler. Hâtta bir de mecburiyet caddesi tanımı buldum. Bakın ne diyor?

    "Artık aynı insanları görmekten sıkıldığınız, yoldan öylesine geçenlerin bile tanıdıkmış gibi geldiği, büyük bir yerden gelip hergün o caddeden geçmek zorundaysanız bezginlik yaratan, ancak; birçok işinizi aynı yerde halledebileceğiniz caddelerdir"...

    Güzel bir tanım...

    Gelelim bizim Mecburiyet Caddesine...

    Bolu´da altenatif bir "cazibe merkezi" meydana getiremediğimiz için dışarıya çıktığımızda elimiz, (pardon) ayağımız mahkûm biz de hemen kendimizi bu caddeye atıyoruz.Yani mecburiyetten!..  Sonra da başlıyor Hükümet Meydanı- Belediye Meydanı arası voltalar...

    Şimdi Üniversite tatilde, cadde iyice boş... Eğitim-öğretim döneminde burası lebalep voltacılarla doluyor. Bir öğrenci bakın bu duruma blogunda neler yazıyor?

    -Bolu´da mecburiyette gezerken arkadaşını cepten arayıp da kontür harcama, gidecek başka yer olmadığı için nasıl olsa karşına çıkar. Çünkü mecburiyete mecbursun, yapacak başka bir şey yok!.

    Bu öğrencimizin sözlerini Bolu´yu "tek caddeye mahkûm edenlere" APS ile postalıyoruz!..

    A.İ.B.Ü. de gençlerin bu yüzden vaktiyle Mecburiyet Caddesi diye bir rock müziği grubu kurduklarını da okuyucularımıza hatırlatıyoruz...

    Aslında mahalli tarihi seven biriyim ve bu yazımda;

    Eski adıyla Hürriyet, şimdiki adıyla İzzet Baysal Caddemizin niçin böyle "eğri-büğrü" olduğunu...

    Geçmişin "ileri gelenlerinin" yoldan 3-5 metre kazanmak için neler yaptıklarını...

    1960´lı yıllarda cadde genişlerken "şu hamamı da yıkıp atalım!" (Tarihi Tabaklar Hamamı) diyenleri, hâtta bu duruma ta İstanbul´dan meşhur tarihçi-yazar rahmetli Reşat Ekrem Koçu´nun  karıştığını falan da yazacaktım ama vazgeçtim...

    Bu kez bir şiirle bitireceğim yazımı...

    Şair Turgay Ceritoğlu´nun güzel dizeleriyle...

    Böylesi daha iyi olacak gibi...

     

    MECBURİYET CADDESİ

     

    Burası Mecburiyet Caddesi

    Katran gecelerin hazin perdesi

    Yürür ayaklarım bir türlü çıkmaz

    Bu caddenin sonu bir sana çıkmaz

     

    Burası Mecburiyet Caddesi

    Umutsuz aşkların kayıp adresi

    Arayan bulur, kaybeden bulmaz

    Bu caddenin sonu bir sana çıkmaz

    *  *  *

    Biraz da Necdet Küçük´ten...

     

    "Bir mecburiyet caddesi gibi ömrüm,

    Ne yana yürüsem, yalnızlığa değmeden geçemiyorum..."  

    *  *  *       

    Not: Fotoğraflar geçmişte İzzet Baysal Caddesi´ni anlatıyor. (Semih Dimicioğlu ve Bolulu Hans´tan)

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak