Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bolu Türk Ocağı yeni yerinde?

M. Nevzat Özdemir

    17 Eylül 2007

    Türk Ocağı yurdumuzun en eski ve en büyük sivil toplum kuruluşudur. Yine Türkiye?nin en köklü ve uzun süreli dergisi olan ?Türk Yurdu? adlı bir dergiyi 96 yıldır neşretmektedir. 1912 yılının zor şartlarında kurulmuş olan bu dernek, tamamen ?gönüllülük? esasıyla bugüne kadar milli kültürümüze çok değerli katkılarda bulunmuştur. Kurulduğu yıllardan itibaren de Anadolu?nun birçok şehrinde şubeler açmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında Bolu'da da bir Türk Ocağı Derneği görülmektedir. Bolu Muallimler Birliği tarafından 1925 yılında çıkarılan Altın Yaprak adlı eski yazı bir dergide, Türk Ocağı Bolu Şubesi ile ilgili birkaç habere rastlamıştım. Daha sonra Yeşil Yaprak adıyla da yayınlanan bu derginin nüshaları bir arkadaşımızda bulunmaktadır. Bu dergiyi çıkaranların çoğu Hisar?daki eski Orta Mektep hocalarıdır. Bolu Türk Ocağı ile ilgili tarihi belgeleri çoğaltabilirsem ileride konu ile ilgili bir yazı yazmayı da düşünüyorum.

    Ben de şahsen, 1990 yılından itibaren Ocağın Bolu Şubesi içinde çeşitli faaliyetlerde yer aldım. Ocak?ta bu zaman dilimi içinde çok güzel kültürel çalışmalar yapıldı. Benim de az-çok emeğimin geçtiği ?Bolu Üçtepe Gazetesi? bunların başında gelir? Arkadaşlarla 11 yıl boyunca şevkle, heyecanla bu gazeteyi çıkardık. Bolu ve kültürü ile ilgili bir arşiv belgesi olan bu gazete dışında, Ümmi Kemal Sempozyumu, Tokad-i Hayrettin Sempozyumu, 2000?li Yıllara Doğru Bolu Sempozyumu gibi sempozyumlar da çok verimli oldu. Halkımız bu sempozyumlara büyük ilgi gösterdi. Ayrıca çeşitli kitaplar da bastırılıp dağıtıldı. ?Üçtepe Tiyatrosu?, ?Üçtepe Edebiyat Topluluğu? gibi oluşumlar da gençlerimizin bir araya gelmesini sağladı. Ben bu arada, çalışmalarda bize önderlik yapan, işin finans kısmını halletmesini de gayet iyi beceren, şimdi Gazi Üniversitesi?nde görev yapan Dr. Eriman Topbaş hocamızı anmadan geçemeyeceğim.

    Geçtiğimiz hafta Cumartesi günü Türk Ocağı Bolu Şubesinin yeni yerindeki açılış toplantısına katıldım. Yeni başkanımız Prof. Dr. Atilla Semerciöz Bey (Fotograf) ve yönetimi güzel bir mekân oluşturmuş? Sağ olsunlar? İzzet Baysal Caddesi Tabaklar Hamamı karşısındaki bu mekânın bir kütüphanesi, bilgisayar odası ve toplantı salonu var. Burada yine güzel çalışmalar yapılabilir.

    Bence Türk Ocakları, ?kuruluş nizamnamesinde? olduğu gibi ?milli ve içtimai vaziyette? kalmaya devam etmeli, parti siyasetinden uzak durmalıdır. Zira siyasette çeşitli meselelere bakış herkese göre farklılık gösterebilir. Ayrıca siyasi telâkkiler de ?zaman ve şartların? etkisiyle değişebilir, gelişebilir ya da farklı yorumlara açık hale gelebilir. Bana göre ?farklı fikirleri? dinlemek, ?ötekini anlama? yolunda gayret göstermek entelektüel düşüncemize ve ülke barışına büyük katkı yapar?

    Sözün Özü?

    Ocağın yeni yerinde, ?milli kültür ekseninde? edebi, tarihi, sanatsal çalışmalarla tekrar işlevsel hale gelmesini ve geçmişte olduğu gibi ?Bolu kültürüne? de katkılarda bulunmasını gönülden arzuluyoruz.

    Esasen ?güzel ve kalıcı? olan da zaten budur?

    Sandallar?

    Ramazanın ilk cumasını Sandallar Köyü Camiinde kıldık. Buraya gitmemizin güzel bir sebebi de var. Bolu Tarihini ve Kültürünü Araştırma Derneğimizin gayretli üyesi ve de sekreteri Murat Turan arkadaşımız bu köyden? Sandallar Köyünün yeni yapılmış güzel bir camisi var. Bu camii eski caminin yerine inşa edilmiş... İşte Murat arkadaşımız yıkılan o eski caminin yapılış ( 1887 ) kitabesini bulmuş? Dernek üyemiz Hamdi Birgören Hocamız bu kitabedeki manzum şiiri günümüz Türkçesine çevirmiş? O gün namazdan sonra küçük bir törenle bu belgeleri köy imamına ve muhtarına teslim ettik. Dernek başkanımız Tahsin Akduman Bey ve Hamdi Hocamız da konu ile ilgili açıklamalarda bulundular. Köylüler de bu ziyaretimizden çok memnun kaldılar?

    Bizler dernek olarak, bu yolda küçük de olsa adımlar atmaya devam edeceğiz...

    Zira yaşadığımız çevreyi, kültürümüzü bir şekilde ?tanımak ve tanıtmak? zorundayız.

    Kültürümüze değer vermenin yolu da onu tanımaktan, bilmekten geçer.

    Şu güzel sözü unutmayalım?

    ?Tanıyamazsak sevemeyiz? Sevemez-sek sahiplenemeyiz?!

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak