Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Keşi herkese ?keşfettirmek?...

M. Nevzat Özdemir

    28 Ocak 2008

    Geçen hafta A.İ.B.Ü Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi?nde ilginç bir seminere katıldım. Seminer, yöremizde üretilen ve de beğenilerek tüketilen geleneksel süt ürünlerimizden ?keş? hakkında idi.

    Bolulular bu ürünü iyi bilirler. Meselâ bizim evde buzdolabında kavanoz içinde rendelenmiş keş her zaman hazırdır. Keş, süzme yoğurttan yapılan yapılan bir ürün ve yöremizde genellikle rendelenip etli mantı ve makarnalarda cevizle karıştırılarak kullanılıyor. Keşin diğer bir çeşidi de ?katık keşi?... Katık keşi daha kısa süre içinde ve peynir gibi tüketiliyor.

    Keş Türk dünyasında da biliniyor. Meselâ Kazaklar da bu ürüne bizim gibi aynen keş diyorlar. Seminer sunumunu yapan Prof. Dr. Hayri Coşkun Hoca keşle ilgili bir anısını da anlattı. Hocamız Bolu Pazarı?nı ilk gezişinde bu ürünü görmüş ama ne olduğunu anlayamamış... Hatta sabun kalıbı zannetmiş... Daha sonra da keşi ilginç bulup bilimsel olarak incelemeye karar vermiş. Hayri Çoşkun Hoca Üniversite olarak yöresel ürünleri inceleme, geliştirme çalışmalarına devam edeceklerini söylüyor.

    O gün keşle ilgili teknik bilgiler de öğrendik. Keş kalsiyum ve protein açısından çok zenginmiş. Tuz oranından dolayı da içinde mikrop üremesi oldukça zormuş...

    Toplantının son bölümünde keşin daha ?iyi şartlarda? üretimi, üretim safhalarının ?makinalaştırılması? ve Bolu'dan böyle otantik bir ürünün ülke çapına pazarlamasının mümkün olup olmadığı tartışıldı..

    Bu bölümde gündeme gelen, Avrupa Birliğinin geleneksel ürünlerin üretimini kısıtladığı yolundaki tezlere ben şahsen katılmıyorum. Meselâ Almanya ve İsviçre?de birçok köyün kendine has peyniri vardır. Hatta bazı köylerde farklı markalar bile oluşmuştur. Bunların çoğu küçük aile işletmesidir ve az sayıda üretim yaparlar. AB geleneksel ürünlere karşı değil ama üretim safhasındaki hijyenle ilgili ?sert normlar? koyuyor, diyebiliriz. Bu tür zorlukları aşmanın bir yolu da kırsal kesimde ?kooperatifleşme? dir.

    Geleneksel üretimlerde işin bir ustalık, bir ?zanaat? yanı da vardır. Bu da çok önemlidir... Bolu Pazarı?na gittiğimizde önümüze gelenin yağını, yoğurdunu, keşini almıyoruz. Alıştığımız ?damak tadını? arıyoruz. İşte bu yüzden, gazetemizin başyazarı Yurdaer Abi?nin, geleneksel üretimi kullanmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğini söylemesi de pek yanlış değil...

    Fabrikasyon üretim demek , neticede ?tek tad? demek!

    O zaman...

    Hem gelenekseli koruyalım, hem de yeni teknolojik üretim süreçleri üzerinde çalışalım, diyebiliriz...

    Sonuç olarak...

    Üniversitemizin yöresel ürünlerimizle ilgili ?bilimsel çalışmalar? yapması çok önemlidir...

    Esasında da görevidir....

    Umarız bu çalışmalar,?keşi, herkese keşfettirme? yolunda başarılı bir adım olur.

    * * *

    Aslında biliyorum da...

    Tasavvuf; Aşk yolu...

    Bu yolda; İyi niyyet, ihlâs ve de büyük sabır gerekli... Yani meşakkatli bir yol...

    Ben bu yolun yolcularından yani ehl-i tarik biri değilim...

    Geçen hafta işte bu meşakkatli yolda ömür geçirmiş bir hemşehrimizi kaybettik.

    Hacı Ahmet Palazoğlu, rahmetli babamın da ( Bolu Eski Merkez Vaizi Ahmet Zeki Özdemir ) 60 yıllık ?gönüldaşı? idi. 1940?lı yıllarda tanıştıklarını bana anlatmıştı. O vakitler babam Emen Köyü?nde imam imiş.... Hacı Ahmet Efendi köye kadar gelir kendisinden arapça dersi alırmış. Babam son yıllarında hastalığından dolayı pek dışarıya çıkamıyordu. Rahmetli Hacı Ahmet Palazoğlu, yaşca büyük olmasına rağmen, her dini bayramda babamın ziyaretine gelirdi. Kendileri az konuşur, öz konuşur mütevazi bir insandı. Dünyalık değillerdi. Sevenleri çoktu ve onlar kendisini son gününde de yalnız bırakmadı.

    O?nu ?gerçekten? yalnız bırakmayan ise aynı gün rahmetli olan gönül dostu Ayakkabıcı Tevfik Amca idi.

    Bu da hikmetli bir tecelli dostlar...

    Allah her ikisine de Rahmet Eylesin...

    Ailelerinin ve sevenlerinin başları sağolsun...

    Bu arada...

    92 yaşındaki bir pir-i fâninin...

    Babasının yanına defnini ?bile? sorun haline getirenlere....

    Ve de bunu siyaset zannedenlere...

    Ne demeli bilmiyorum?

    (Aslında biliyorum da terbiyem müsait değil!.)

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak