Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

"Debbağlar Hamamı" onarılırken...

M. Nevzat Özdemir

    21 Haziran 2010

        Su hayattır. Su temizliktir. Ecdadımız bunun için Osmanlı coğrafyasında her yerde çeşmeler,  sebiller yanında binlerce hamam da yaptırmıştır. Ta Macaristan'da, Budapeşte'de bile 400 senelik "Türk Hamamlarına" rastlamak mümkündür. Ben bunlardan birini vaktiyle görmüştüm.

    Hamam kelimesi Arapça "hammâm" dan gelir. Hamam, özel bir düzenle ısıtılan, sıcak/soğuk suyu bulunan, üzeri kubbeli yapıdır. Hamam kültürünün bize Roma / Bizans'tan geçtiği söylenmektedir.

    Bolumuz da ecdat yadigârı hamamlar bakımından oldukça zengindir. Şehir merkezinde Sultan Hamamı, Orta Hamam, Kızılay Hamamı, Tabaklar (Debbağlar) Hamamı yanında Yeniçağa, Eskiçağa, Mudurnu ve Göynük'te de çok güzel, tarihi hamamlar vardır.

    Bolu merkezde, çoğumuzun haberinin olmadığını sandığım metruk bir hamam kalıntısı da vardır değerli okurlarım... Eski katlı otoparkın alt tarafında...  Kocabey Sokak'ta, iç tarafta...16. Yüzyıl arşiv kayıtlarında şehrimizde bir hamamdan bahsedilmektedir. "Turşucuoğlu Hamamı"diye... Ben bu hamamın, o hamam olduğu kanısındayım...

    Hamam deyip geçmeyin.! Bugün, "Türk Hamamı" kavramı tüm dünyada bilinmektedir. Bu bir avantajdır. Tabii ki hamamlarımızda modern işletmecilik, SPA konusunda ilerlemeler sağlayabilirsek... Gerekli düzenlemeler yapılırsa bu zenginliğimizin turistik olarak değerlendirilebileceğine inanıyorum. Konunun bu yönüyle ilgili olarak "Sultan Hamam ve Çevresi" hakkında birkaç yazı yazmıştım ama derdimi kimseye anlatamadım. Neyse...

    Gelelim yazımızın ana konusuna... Bugünlerde yeni bir onarım geçiren, bizim Tabaklar Hamamı dediğimiz, eski ismiyle "Debbağlar Hamamına"...

    "Debbağ" deri işi ile uğraşan kişi demektir. Vaktiyle Tabaklar (Debbağlar) Mahallesi'nde bu işle iştigâl edenlerin bulunduğu sabittir. Hamam da, mahalle de ismini zaten buradan almaktadır.

    Tabaklar Mahallesi Bolu'nun en eski  mahallelerinden biridir.1519 yılında Bolu'da 13 mahalle vardır.Bunlardan biri ve aynı isimle bugüne geleni de "Tabaklar Mahallesi" dir.

    İşte o dönemde Bolu'nun Mahalleleri;

    1- Mahalle-i Naib Emin: 28 Hane. (Şimdiki Karamanlı Mahallesi)

    2- Mahalle-i Karaçayır: 46 Hane.

    3- Mahalle-i Hatib: 12 Hane.

    4- Mahalle-i Hocabeğ: 15 Hane.

    5- Mahalle-i Veled-i Turşucu ( Sofiler): 13 Hane.

    6- Mahalle-i Cami: 15 Hane.( Büyük Cami Mahallesi)

    7- Mahalle-i Veled-i Solak: 26 Hane.

    8- Mahalle-i Gölyüzü: 26 Hane.( Bugünkü Gölyüzü Mahallemiz)

    9- Mahalle-i Aslıhatun:11 Hane ( Akpınar Mahallemizin Hisar'a yakın bölümü-Aslahaddin)

    10- Mahalle-i Debbağlar: 34 Hane. ( Bugün Tabaklar Mahallesi)1568 de ise 69 Hane...

    11- Mahalle-i Hacı İlyas:19 Hane.

    12 Mahalle-i Akmescid: 18 Hane.

    13- Mahalle-i Tatarân: Tatarlar Mahallesi / Gölyüzü içinde...

    Debbağlar (Tabaklar) Hamamı'nın bir 16. Yüzyıl eseri ve Sokollu(Tavil) Mehmet Paşa eseri olduğu söyleniyor. Bunu dışında başka bir bilgi yok. İleride araştırmalarla yeni kayıtlar belki bulunabilir.

    Mevcut hamam bugün eski fotoğraflarında ki haline pek benzemiyor. (Bknz. FOTO) Çünkü ahşap bölümleri zaman içinde yıkılmış, yanmış!...

    Yıkılmış, yanmış deyince de yakın tarihimize bir yolculuk yapmamız gerekiyor. 1960'lı yılara...

    O yıllar ülkemizde özellikle büyük şehirlerde betonarme binaların yapılmaya başladığı yıllardır. Gündemdeki tabirle, kentlerin "kültürel ve tarihi eksenlerinin" kaymağa başladığı yıllardır da!... Bu akım şehrimize de gelmiştir. Böyle bir imar ve yapılaşma hareketi ilk defa bugün İzzet Baysal, o zaman Hürriyet Caddesi denilen yerde başlamıştır. Eski Belediye Binasından Hükümet Konağı'na kadar düşünülen yol genişletme işinde eski birçok tarihi "Bolu evi" yıkılmış, çalışmalar Tabaklar Hamamı'na gelince durmuştur. Tabaklar Hamamı'nın yola isabet eden "soğukluk kısmının" da yıkılması gerekince, Belediye'nin bu isteğine anıtlar kurulu karşı çıkmıştır. Konu uzun seneler sürüncemede kalmış, ta ki bir yangına kadar!....

    Debbağlar Hamamı'nın bu durumu o vaktin mahalli basınında sıkça yer almıştır. Hâtta, Hamam'ın ön kısmının "yıkılması/yıkılmaması" konusuna İstanbul'dan "Hareket Gazetesi" yazarı meşhur tarihçi Reşat Ekrem Koçu' da müdahil olmuştur. Bunun üzerine şehrimizde "Yeni Hamle" adlı gazete çıkaran Vahap Tuncer ile Reşat Ekrem Koçu arasında bir polemik yaşanmıştır.(1963 Yılı)

    Vahap Tuncer, o yıllarda İstanbul'da yeni yollar açılması nedeniyle yapılan "tarihi eser katliamlarından" bolca örneklerle Reşat Ekrem Koçu'ya karşı cevaplar vermiştir...

    Şimdi gelelim Sözün Özüne...

    Zaman zaman dillendirdiğim bir fikrim vardır. Bolu'da vaktiyle Büyük Cami'yi merkez alan 1.5 Km çapında bir alanı koruyabilseydik, yeni modern/betonarme Bolu'yu meselâ daha batıya veya kuzeye kurabilseydik; bugün "turistten bıkar halde" olurduk diye...

    Eskiyi, ahşabı korumak...Tabii ki bu çok zor bir iştir... Biliyorum... Ayrıca rant konuları var, kentçiliği yanlış anlama/yaklaşım konusu var...Var oğlu var!... Benimki bir düşünce nihayetinde... Bir özlem...Bir hayal işte... Ama Batı bu korumayı çok güzel yapmış... Birçok Batı şehrinde gezerken "tarih içinde yolculuk" hazzı alırsınız...

    Sonuçta bugün bize eski Bolu'yu hatırlatan birkaç cami ile birkaç hamam, çeşme,bir han dışında pek bir şey kalmamıştır. Dolayısıyla kentimiz "tarihi kimliğini/ruhunu" büyük ölçüde kaybetmiştir. Artık mevcutları iyi korumaktan başka yol da yoktur...

    Netice-i kelâm dostlar...

    Ben biraz eskici tabiatlıyım. Ne yapayım?.. Gaz yağı tenekesi gibi birbirine benzeyen ruhsuz binalarla dolu, ruhsuz kentleri sevemiyorum.

    O zaman müsaade edin gideyim, eski Bolu'nun fotoğraflarına bir kez daha bakayım da hayallerime dalıp biraz rahatlayayım...

    *     *     *

     NOT; Eğer bu fotoğrafları siz de merak ederseniz, Facebook'daki "Eski nostaljik Bolu Fotoğrafları" grubuma uğrayınız. M.N.Ö.
    • Hamdi Birgören17 Şubat 2011 . 01:35

      Üstadım, kalemine sağlık. Dönüp dolaşıp tarih, kültür, sanat konularını gündeme getiriyorsun. Bu konuları her okuyuşumda heyecanlanıyorum.
      Saygılar
    • Süleyman Ertan23 Haziran 2010 . 21:46

      Nevzat bey,ben de sizin gibi tarihi dokunun  korunması gerekir idi diyenlerdenim. Ancak hoyratca binaları yıkanlar,meydanları tarumar edenler alkışlanıp onurlandırıldılar. Sonuç ortada.Bari yukarı çarşı ile ilgili proje gerçekleşse,yıkılan Hal ile Halkevi binası ve saat kulasi tekrar aynı mimaride yapılabilse.
    • masum'ca!.22 Haziran 2010 . 21:46

      sevgili nevzat hocam!zamanla 1,5 km.çapında bir alanın merkez alınarak o eski haliyle restorasyona taabi tutularak korumaya alınıp yeni bolu'nun batı veya kuzey yöne kaydırılması fikrinize,yurt dışında uzun sayıla bilecek kadar kalıp pekçok yer ve ülke gezen birisi olarak aynen dediğiniz gibi mesela, almanyada, fransada, avusturyada, çek cumhuriyetleri ve polonyada müşahede etmiş bir kişi olarak büyük bir iç geçirdim. aaah keşke o sizin dediğiniz zamanında güzel BOLU'muzda uygulanabilseydi, buyurduğunuz gibi bugünkü BOLU bambaşka BOLU olurdu...sevgiler sn.nevzat hocam...
    • mustafa karaman21 Haziran 2010 . 22:45

      Nevzat hocam sizin gibi Bolu tarihini bilenler yoktur.Kaleminize sağlık devamını bekliyoruz.
    • Bahane21 Haziran 2010 . 16:05

      "Onarım" bahane, be Nevzat Bey... Asıl maksat, yeni katlı otoparkın giriş-çıkış sorununu çözmek.
    • hamdi birgören21 Haziran 2010 . 14:37

      Nevzat Hocam, ağzına, kalemine sağlık.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak