Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Oradaydım...

M. Nevzat Özdemir

    9 Kasım 2009

    1985-1990 yılları arasında Almanya´da Türk çocuklarının eğitimi için görev yaptım. Bu süre içinde birçok ilginç olaya şahit oldum ama hiç birisi meşhur Berlin Duvarı´nın yıkılışı kadar önemli değildi. Zira, 60´lı, 70´li, 80´li yıllara damgasını vurmuş bu duvarın yıkılması yalnız Almanya ve Berlin için değil, Dünya için yepyeni bir durumdu...

    "Soğuk Savaş" döneminin en mühim simgesi idi Berlin Duvarı... Bir adı da "Utanç Duvarı"..."Demirperde Ülkeleri" deyince akla hemen o da gelirdi. Yüzlerce filme de konu olmuştu... Özgürlüğe kaçanların ödedikleri bedeller canlandırılmıştı bu filmlerde...

    Duvar´ın hikâyesine gelince...

    2. Dünya Savaşı´nda yenilen Almanya bölünmüş, ortaya 2. bir Almanya daha çıkmıştı. Doğu Almanya Demokratik Cumhuriyeti (DDR)... Sovyetlerin desteği ile kurulan bu Sosyalist Cumhuriyetin içinde Berlin bir ada gibi kalmıştı. Çünkü Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği(SSCB) Batılı güçleri Berlin´den çıkaramamıştı. Marshall Planı ile durumu hızla düzelen Batı Almanya´ya 1950 yılından beri Berlin üzerinden göçler oluyordu. Göçlerin artmasını gören sosyalistler bunu durdurmak için bir duvar yapımına giriştiler. Böylece, 13 Ağustos 1961´de Berlin şehri Doğu-Batı diye birden duvarla ikiye ayrıldı. Bu duvar sadece şehri değil akrabaları, komşuları, arkadaşları da birbirinden ayırmıştı. Ve ortaya birbirine yakın ama çok farklı iki dünya çıkmıştı... 

    2. Dünya Savaşı´nda çok kötü şekilde yenilen Almanlar 1961'den itibaren bir de bunun travmasını yaşadılar ama  içlerinde daima bir "birleşme emelini" de saklı tuttular. Hâtta hatırladığım kadarıyla sessiz sakin kutladıkları "Einheit Tag" (Birlik Günü) diye bir günleri de vardı... Bir özlemi gösteriyordu bu gün... Görev yaptığım Alman okulunda meslektaşlarıma bu durumu sorduğumda pek konuşmazlardı ama onların ne hissettiklerini bakışlarından sezerdim...

    Doğu Almanya ve Doğu Berlin´deki kıpırdanmalar aslında 1989 yılından bir yıl kadar önceye uzanır. O zamanlar Sosyalist Doğu Almanya´nın başında Eric Honecker vardı. Batı´da ise Helmut Kohl... Doğu´da duvarın kaldırılması istemleri başlayınca Ocak 1989da Honecker" Anti Faşist duvar 50-100 yıl daha yerinde kalacaktır" diye rest çekmiş, Varşova Paktı´nın daha da güçlendirilmesini istemişti. Lâkin "tarihin çarkı" dönmeye başlamıştı bir kere ... Sistemin baş aktörü Sovyetler Birliği´nde de bir şeyler olacağa benziyordu. Başkan Gorbaçov şimdiye kadar hiç söylenmemiş sözler söylüyordu. Berlin´de gösteriler hızla arttı. İşte Honecker´in bu lâfından sadece 10 ay sonra, 1989 Kasım ayının 9´unda meşhur duvar birden geçişlere açıldı. Koskoca "Demirperde" artık çöküyordu. Yıllar boyu insanları, beyinleri esir almış bir sistemin çöküşüydü bu...

    Binlerce Doğu Berlin´li hızla Batıya geçtiler. Şehrin tam ortasındaki Brandenburg Kapısı artık akrabaların, komşuların buluştuğu bir yer olmuştu. Sadece Batı Berlin değil birçok Batı Almanya kenti Doğu´dan gelenlerle doldu. Şehirlerde spor salonları yatakhane haline getirildi. Görev yaptığım Augsburg şehrinde de bu insanlar için hazırlıklar yapıldı. Doğu´dan gelenlere Batı Almanya Hükümeti kapıda 100 Mark da "Karşılama Parası" -(Harçlık) veriyordu. 

    İşte, bu "tarihi ana" şahit olmak üzere kapıların açılışından bir müddet sonra öğretmen arkadaşımla Berlin´e gittim... Hiç vakit kaybetmeden duvarın olduğu bölgeye ulaştık. Önce hatıra için duvardan taş kopardım. (Foto 1) Hâlâ saklarım bu taşı... Sonra meşhur Brandenburg Kapısı´ndan hiçbir engele takılmadan Doğu Berlin´e geçtik. Bunu birkaç ay önce hayal bile edemezdik. Gördüğüm kadarıyla Doğu Berlin ile Batı Berlin arasında büyük bir uçurum vardı ve sosyalizmin o soğuk yüzü insanı ürkütüyordu. Hızla kasvetli Doğu Berlin´i turladık. İyice acıkmıştık. Yemek yiyecek bir lokanta aradık ama bulamadık. Çünkü hiç özel teşebbüs yoktu bu tarafta... Bir "devlet pastanesine" gittik ama orada da iki çeşit kekten başka birşey yoktu. Halbuki Batı Berlin´de sadece Türkler'e ait yüzlerce restoran, dönerci vs. müşteri kaynıyordu. Doğu Berlin´de ki meşhur Pergamon Müzesi´ni-ki içinde Türkiye´den getirilen Bergama Sunağı vardır- gezdikten sonra akşam vaktinde aynı kapıdan Batı Berlin´e döndük...Yer - gök insan kaynıyordu Batı Berlin´de.... Otellerde boş yer bulmak imkânsızdı. Biz de bir Cafe´de sabahladık. Doğu´dan gelenlerle sohbet ettik.

    O günlerde Batı Berlin´de iki şeyin tüketimi çok fazla olmuş. Bunu gazeteler de yazdılar. Muz ve çikolata... Gelenler öncelikle bunlara saldırmışlar... Çünkü lüks tüketim diye Doğu´da pek bulunmazmış muz ve çikolata...

    Duvarın yıkılışı yalnız Almanya´da değil eski Demirperde Ülkeleri´nde de "domino etkisiyle" bir değişim rüzgârı estirdi. Sovyetlerde başlayan bu değişim rüzgârı diğer bütün sosyalist bloğu etkiledi. Bugün bu ülkelerin çoğu Avrupa Birliği üyesi oldular ve refah toplumuyolunda büyük mesafeler kat ettiler.

    Sovyet sistemindeki bu değişim Dünya´da "sol düşüncede" ağır bir travmaya yol açtı. Bunun yansımaları bizde de oldu. Bırakın sosyal demokrat olmayı, yerli solumuzun bir bölümü bu travma ile ulusalcı, hâtta faşist çizgide debelenmeye başladılar...

    Bugün 9 Kasım 2009...

    Duvarın yıkılışının üzerinden tam 20 yıl geçti.

    Türkiyemiz de bugün "kendi içindeki duvarları" aşmak için çaba sarfetmekte...

    Bu tabii ki kolay bir iş değil...

    Zira, bu ülke "Honecker´in ruh ikizleri" ile dolu bir ülke!...

    Sözün Özü...

    Bakalım, "tarihin çarkı" bizde nasıl dönecek, değerli okuyucularım?

    Türkiye bunu becerip küresel, büyük bir güç mü olacak?

    Yoksa..

    İçine kapalı, "kendi sorunlarıyla yüzleşemeyen ve de onları çözemeyen" sıradan bir ülke mi olacak?

    Yaşarsak bunu hep birlikte göreceğiz...

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye