Bayram tebrik ilanlarınızı İNANDIĞINIZ, GÜVENDİĞİNİZ gazetelere veriniz

?Sevgiyi İfade Eden Mektuplar?

Sinan Gökdemir

    15 Mayıs 2006

    Aşçılık Okulu Müdürü Fatih Kılıç aramızdan ayrılalı kırk günü geçmesine rağmen acısı hala küllenmedi. Ve bakın Firkan Gülaydın adlı mezun öğrencisinin yazdığı mektuba... Tam onbir sayfa ama biz özet yapacağız.

    ?Acı haber?

    Hafiften çalan müzik eşliğinde, dışarıdaki küçük sokak lambasını izlerken acı acı çaldı telefonum. Karşıdaki ses İlker ağabeyimdi. Ses tonu çok kötüydü. Bana ?Yeğenim Fatih Hocamızı kaybettik? dedi. sözcükler boğazıma düğümlendi. İnanamıyordum. Sanki o an yelkovan ile akrebin birbirlerini kovalama oyunu durmuş gibiydi. Zaman ilerlemek bilmiyordu. Beynimi kemiren sorular artarda...  Soruyordum kendime; ?Neden? diye başlayan ?Kader? diye biten... Seninle ilgili anılarım bir film şeridi gibi artarda geçiyor gözlerimin önünden. Keratalar deyip, yanağımı okşayışın, hepiniz farklısınız, önemlisiniz, büyük adam olacak deyişiniz. Daha önce de yola çıktın ama bu sefer herhalde bu yolculuk son. Sesin koridorlarda yankılanmayacak. Dokunuşunu yanaklarımda, sevgimi yüreğimde hissediyorum. Gece lacivert rengini griye bırakıyor yavaş yavaş... Sabahı zor ettim be Hocam! Bu gidişin ağır geldi bu sefer bizlere... Ne öle habersiz gitmeler, yakışmadı Sana. Geride neler, ne sevgiler, ne eserler bıraktın.

    2. Memleketine Hoş geldin

    gözlerim hala şiş, hala yılgın ve yorgunum. Bu sabah sanki hava özellikle buz kesmiş kadar soğuk. Ve bu şirin ilçe ilk defa bana dar geliyor. Dün gece rahat uyuyabildin mi? Biraz üşümüşsündür! Rengin solgun, susamışsın çünkü dudakların beyazlanmış, okula çıktım herkes yıkılmış. Duramadım boş sokaklara attım kendimi. Her yer izmarit kokuyordu. Seni karşılamak üzere toplandık. Ve arabaların ışıkları göründü. Herkes oradaydı. Ama sen o ambulansa hiç yakışmıyordun. İkinci memleketine böyle mi gelecektin?

    Sen uyurken Mengen?de son kez sokaklarda volt attım. Sokak lambalarının dibinde oturdum. Düşündüm. Mengenliden fazla Mengen?i sevişini. O depremde herkes dışarı kaçarken, gemisini en son terk eden kaptan misali, evlatlarım diye bağırırken canını hiçe sayışını... Rahat uyu, Hocam! Bu, kalpler seni unutmaz...

    Her şeyi anladım da, bir şey kafama takılıyor. Bu gün 1 Nisan... Böyle Nisan bir şakası olmaz be, Hocam! Ama hala inanamıyorum. Nuray Hocam ve Merve de iyi rol yaptılar hani... Ama ben bu şakayı yutmadım.

    Amasya?dayız

    Türk Bayrağı?na sarılı tabutuna dokundum. Omuzum da taşıdım. Mezarına toprak attım. Helalleştim. Bu kadar şaka da olsa olsa eşek şakası olur. Hadi, Hocam çık artık ortaya uyan lütfen dedim, ses yok. Seni yalnızlığa terk etmek çok zoruma gitti. Mıh gibi saplandı ciğerime! Bu yalnızlık duygusu kemiriyor beynimi...

    İki Fatih tanıdım

    Ben iki Fatih tanıdım. Biri 1453 senesinde İstanbul?u fetheden Fatih Sultan Mehmet. Diğeri binlerce insanın gönüllerini fetheden Fatih Kılıç. Söz veriyorum, Hocam... Elimden geldiğince seni yaşatacak ve layık olacağım. Yakında seni temsilen yurtdışına gideceğim. En iyi yerlere geleceğim. Fatih?in fedaileri diyeceğiz. İsyan etsem, gücüm yok. Ağlasam sen üzüleceksin. Çünkü bize dik durmayı sen öğrettin. Dik duracağız!

    Sarı boyalı okula gittim. Okul ağlıyordu. Yanaklarıma dokunulun geldi aklıma. Sıcacıktın bir baba gibi... Okul depremlere dayandı da, sensizliğe asla... Kralsız sayara girmek zor oluyor be Hocam! Kralsız taht görmek istemedim, kapından döndüm. Dayanamazdı bu yürek biliyorum. Pimi çekilmiş el bombası ciğerimde. İşte böyle Kralım, sensizlik. Biz bütün evlatların tattık bu duyguyu. Ve artık seni yazmak yerine, seni yaşatmaya ant içtik. Söz Hocam, sen rahat uyu. Fedailerin seni yaşatacaklar! Buna adın gibi emin ol. Bizi merdivensiz kör kuyulara bıraktın ama, olsun. Toprağın bol, mekanın cennet olsun. Bu yürekler asla seni unutmayacak. Rahat uyu KRAL....
    Firkan Gülaydın
    Mezun Öğrenci

    ?Vatandaş Mağdur?

    Şimdi vatandaş geldi, anlatıyor. Tek katlı binam var, babadan kalma. Annemle beraber oturuyoruz. Çatı tadilat istiyor. Belediye?ye müracaat ettim. Yazılı cevap verdiler. Binamda değişiklik yapmamak kaydıyla müsaade ettiler. Belgesi elimde. Çatıyı söktürdüm. O sırada zabıtalar geldi, plan proje olmadan olmaz dedi. Onun müracaatını yaptık. İşte o sırada yağan yağmur yüzünden evimiz perişan oldu. maddi zararım var. Annem yaşlı, perişan oldu, sağlığı bozuldu. Manevi de zararımız kaçınılmaz oldu. önce izin ver, sonra durdur. Tazminat davası açacağım. Bunu Başkan değil ama, yardımcısı husumet güttüğünden yapıyor. Sonuna kadar hakkımı arayacağım. Başkan Yurdakul Eröz, Yardımcısı İsmet Şentürk. Mağdur Ümit Aydoğan. Başkanın sanırım haberi yok. Durumu inceleyip Sayın Başkanımız bir açıklama yaparsa buradan medeni bir şekilde yayınlarız. Vahim bir durum. Vatandaş mağdur...

    Malkoç?tan Gelen Mail

    Geçen hafta ki yazımda Ali Rıza Malkoç imzalı bir şiir yayınlamıştım. ?AH SÜKUNET NERDE İSEN ÇIK? başlıklı. Birinci kıtasında bir mısra noksan yayınlandı. Düzeltiyoruz Malkoç?tan özür diliyorum.

    Kırdığımız ceviz kırkıda aştı
    Sadece dost değil düşmanda şaştı
    Vicdanlar yaralı, sabırsa taştı
    Ah basiret nerde isen çıkta gel.

    Biz farkına vardık. Gerekeni yapacaktık ama, hiç tanımadığım Ali Rıza Malkoç bizi Bursalardan takip edermiş. bolununsesi adına sevindik. Nazik maili için teşekkürler. Şiirlerinizi kullanmaya devam edeceğiz.

    Yüzünüzden gülücükler, yüreğinizden sevgiler, kafanızdan soru işaretleri eksik olmasın. Sevgiyle kalın.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Tonet Sandalye Cafe Koltukları Cafe Masa Sandalye Cafe Sandalye