BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Ne ?Betül?ler var...

Sinan Gökdemir

    24 Ekim 2005

    Sabahın erken saatlerinde Uzun Mehmet?in diyarını ziyaret için yollardayız. Hani şu kömürü bulan... Yani diyarımız Zonguldak. Uzun zamandır gitmiyorum. Siyahın yeşil ve mavi ile beraber yaşadığı madenciler ve maden kenti Zonguldak...

    Dar yollardan, iki tane tünelden, birinin adı Sapa, geçerek vardık diyara. Hemen karşımıza kömür vagonlarının geçtiği raylar çıkıyor. Şehrin göbeği kömür madenleri... Böyle olunca evler, camiler tepelere kurulmuş ve işte deniz. Gemiler, kayıklar, balıkçılar, madenciler...

    Sonra durağımız Kozlu. Oltunç Büfe?yi çalıştıran Mengenli yeğenimiz Olcay?a ani bir baskın... Olcay şakın. Biz oralara gider miydik ya da gelir miydiniz babından sitemler Olcay?dan. 15-20 dakikalık hasret muhabbetinin ardından ayrıldık Olcay?dan, Mendirek?e çektik arabayı... Denizin insanla yüz yüze olduğu yer. Dokunduk elimizle Karadeniz?in ılık sularına. Güneşte keyifliydi o gün. Isındı bedenimiz. Yüzlerce balıkçı çaparı ile balık için kayıklarla denizde kürek çekip, olta sallıyor. Denizin sunduğu nimetlerden iftar sofralarına taşınacak palamut, kefal ve çinekopları taze taze, canlı canlı almak için insanlarımız sahilde bekliyor. Sahile gelen kayıklarda, varsa satılık balık kapanın elinde kalıyor. Denizden anam çıksa yerim, demiş Temel onun misali... Hafif hafif sahile vuran dalgalar, madenciler ve maden şehrinin gününe vokal yapıyor.

    Derken madenden çıkan taş kalıntıları, daha doğrusu kömür kalıntıları sahile dolgu için dökülüyor. İnsanlar ellerinde birer çuval taşların aralarından tane tane kömür topluyor ya da odun arıyor. İşte orada tanıştık küçük Betül?le. ?Kızım kolay gelsin? dedim. Betül gülerek yaşama sevinci içerisinde, teşekkür etti. Ve sorduk ?İşin sırrı ne.? Betül, ?Amca, parlak olacak, hafif olacak, işte onun adı kömür. Onu arıyorum. Bulduğumuzla eve ekmek, pide, aş alacağım. Daha fazla bulursam okula gidiyorum defter ve kalem alacağım? dedi. Betül?ün yanında babası. ?Amca kaç evlat var, Betül?le beraber.? Altı diyor. ?Yani aşk olsun, beni geçmişsin, ben de dört? dedim. Gülüyor amcamız... ?Ne yapalım doyuracağız evlatları ve de hep beraber doymaya çalışıyoruz.? Yaşamak ve onurlu şekilde yaşamak için Betül?le babası bir olmuş onurlu şekilde kara taşların arasından ekmek çıkarıyorlar. Yok elde imkan! Ah, keşke olsaydı! Ben o zaman yapacağımı bilirdim.

    O arada bir başkası ile tanışıyoruz. ?Beyefendi, ben seni tanıyorum? diyor. ?Hayırdır abi, nereden? diyorum. ?Nerelisin? diyor. ?Mengenliyim.? ?Sana fırının mayalarını bırakırdım, eskiden bakkal değil miydin? diyor. Tespit doğru, Zeki Beymiş meğer. Dükkana uğrayıp, bizim birader Şenol?un fırınının mayalarını bırakırdı. Onunla da denize münhasır kayalık villamızda kısa bir muhabbet. Sonra kayaların üzerinde dalmışım, o güzel havada... Epeyce uyuduktan sonra gözlerimizi ovalayarak uyandım tatlı uykudan. Ve kayıkçılar yavaş yavaş balıktan dönüyorlar. Arabada uyuyan abimizin horultusundan, kaçmış bütün palamutlar. Kalanlardan almak için, Balıkçı Nuri Usta?nın yanındayız. O da bizim Olcay?ın arkadaşı çıkmaz mı!.. Çinekop ve palamutları temizleyip verdi bize... Bir tane de eşantiyon attı. Sağol Nuri dostum!

    Yıllar önce büyük madenci yürüyüşünde Mengen?de konuk ettiğimiz madencileri, şehrinde ziyaret ettik. İyi ki de gitmişiz. Değişik bir atmosfer. Koltuklarında oturanlar da gitsinler, oraya... Kayalarda yatıp, sahilde kömür kalıntılarından ekmek arayan Betül?le tanışsınlar. Betül size her şeyi anlatır. Yaşamın ne denli zor olduğunu anlarsınız. Anlarsınız da belki insafa gelirsiniz. Unutmayın bu ülke de daha ne Betül?ler var!..

    ?Bulgaristan Varna?dan Ünsal Yamaç...?

    Merhaba sevgili, yüreği güzel insan; Sinan Abi. gecen haftaki yazından dolayı sonsuz saygı ve şükranlarımı sunar ellerinden öperim. Rahmetli babam için yazdıkların beni son derece duygulandırdı. Gözlerim doldu. Ben Ramazan Yamaç?ın oğlu olmaktan hep gurur duydum ve sonsuza kadar da duyacağım. Babamın dostları benim her zaman dostum ve abilerim olarak kalacaktır. Eğer bir yanlışa düşersek kulağımızı çekecek olanda onlardır. Her zaman rahmetli babamın dostlarına karşı boynumuz kıldan incedir. Saygı sonsuza dek mutlaktır ve zorunludur. Bunu herkes böyle bilsin. Ben sevgili Tuncay kardeşimi tanımam. Ne diyeyim dostlar bende babamı kanserden kaybettim. Allah kimseyi çaresiz bırakmasın. Tuncay abimizin acısını ancak ben anlayabilirim. Ben bilirim çaresizliği, ben bilirim karşımda eriyip giden babamı ama onun gözlerine bakıp baba bir şeyin yok. Biz senle nelerin üstesinden geldik demeyi. Ben ömrümün yarısını Cerrahpaşa?ya koydum. Ben babama doyamadım. Ne yapalım hayat bizi küçük yaşta ekmek davasına düşürdü. Ekmeğimizin peşine düşüp ta buralara geldik. Hep anaya babaya hasret kaldık. Allah kimseyi zamansız sevdiklerinden ayırmasın. Ömrümde ömür gitti su kısa zamanda. Ne diyelim Tuncay kardeş ben her zaman yanındayım. Eğer bu dünyada pınar kardeşim için yapılacak bir şey varsa Mengen şahidim olsun ben buradayım. Basımla gözümle varım. Allah bağışlasın benimde 3 yasında bir oğlum var. Dedesi onu benden çok severdi. O benim evladım. Geçen gece rüyasında dedesini görmüş. Sabah bana baba dun gece dedem geldi beni sevdi, sana selam söyledi gitti dedi. Oğluma bakıp bakıp ağlıyorum. Artık daha bir duygusal olduk. Galiba yaşlanıyorum ben de gerçi bu yaşta kafada saçta kalmadı. Ama olsun hep dedim ya benim aslan gibi dostlarım var. Babamın dostları var. Onları her gördüğümde babamla olan muhabbetleri gözümün önüne geliyor. Babama Çapçı Ramazan derlerdi. Adam gibi adamdı, adam gibi yaşadı, son anına kadar nefesini de adam gibi verdi. Yakıştıramadı bu hastalığı kendine. Karşımda hep güçlü durdu. Halı yokken bile gelip hep yanımızda oturdu. O haliyle bile eve misafir gelince hemen üzerini basını giyerdi. Ama aslında yürüyecek kalkacak gücü dahi yoktu. Ama o her zaman insanlara saygılı idi. Cenabı Allah bana da onun gibi onurlu bir hayat sürdürmeyi nasip etsin... Ateş düştüğü yeri yakıyor dostlarım. Sevgili Tuncay abimize sabır diliyorum. Ben her zaman elimden geleni yapacağıma söz veriyorum. Benim öyle fabrikalarım falan yok. Benim mangal gibi bir yüreğim, Yüce Allah?ım ve bir ekmeği bulup yiyecek kadarda nasibim var. Ben her zaman böyle konularda sevgili Sinan abimin yanındayım. Düşmez kalkmaz bir Allah var. Ben insanlara hep sevgimi saygımı verdim. İnsanlara yardım etmeye çalıştım. Ve gördüm ki Cenabı Allah bana on katını bu dünyada verdi. Ölümden öte yol yok abilerim. Bunu hiç unutmayın.. Gelin hep birlikte eğer bize düşen bir görev varsa Tuncay Abimiz ve Pınar kardeşimizin yanında olalım.. Ünsal Yamaç sonsuz saygılarımla... Hayırlı ramazanlar...

    Yüreğinizden sevgiler, yüzünüzden gülücükler, kafanızdan soru işaretleri eksik olmasın. Sevgiyle kalın...

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak