Bayram tebrik ilanlarınızı İNANDIĞINIZ, GÜVENDİĞİNİZ gazetelere veriniz

Toprak insana değil, insan toprağa aittir...

Sinan Gökdemir

    15 Nisan 2014

         Defalarca yazmıştım yazılarımda. Üstüne basa basa söylemiştim. Bizim ilçemizin önce çöplerden ve çöplükten kurtulması lazım diye. Doğası ile suyu ile havası ile övündüğümüz ilçemizde ilk olarak bunlara ihaneti bırakmamız gerekir diye.
         Sonunda doğa affetmez, onun faturası ağır olur diye. Ve demiştim ki, birileri bir ışık yakmalı. İmkansız diye bir şey yoktur mucizeler zaman alır sözleri bir kere daha rüştünü ispat etti.
         Ve o dediğim ışık yandı. Bu ışığı gençlerimiz yaktı. Kocaman yürekli gençlerimiz doğamızın, havamızın, suyumuzun umudu olmak için adımlarını attılar. Üniversitemiz öğretmenlerinden Berker Çiftci kardeşimin önderliğinde önce Mengen de Tema Vakfını kurdular. Üşenmediler, yılmadılar ve kurdular.
    Tertemiz yürekleri ile temiz bir Mengen için adımlarını attılar. O ışığı yaktılar. Önce minik öğrencileri yanlarına alıp, ilk fidanlarını okşayarak toprağı elleriyle yerleştirdiler.
         O miniklerin yüzlerindeki ifade ne çok şey anlatıyordu aslında. Belediye Başkanı Turhan Bulut ile fidanların başında resim çektirirken çok mutluydular. Gelecekte gurur duyacakları bir fotoğraf karesine girmenin, doğaya sahip çıkmanın sevincini yaşadılar. Onlarında beyinlerine sevgi tohumları ekilmiş oldu.

          O fidanlar büyüdükçe miniklerin beyinlerindeki sevgi tohumları da yeşerecek böylece. Gençler ne kadar önemli bir adım attınız inanılmaz. Sonra durmadılar gençler, genç Temacılar. Çünkü doğaya olan aşkları bir günlük aşk değildi.
    Hani zaman zaman fotoğraflarını paylaştığımız piknik alanlarımız var ya... Gros market gibi her şeyin bulunduğu alanlarımız. Hani içipte sıvısının verdiği cesaret ile, dinlediğimiz batsın bu dünya şarkıları ile, kahredip hayata, ben böyle dünyanın anasını da deyip sağa sola fırlatıp attığımız atıklara el attı çocuklar.
          Küçücük alanda bir kamyon çöp topladılar. Doğaya yaptığımız ihanetin, acılarını unutturmak için o tertemiz yürekleri, tertemiz elleri ile pislikleri temizlediler.
          Ve bunları görünce yıllar önce okuduğum Kızılderili şefinin beyaz adama yazdığı mektup aklıma geldi. İşte o unutulmaz mektuptan kareler... Biz Kızılderililer, bir su birikintisinin yüzünü yalayan rüzgarın sesini ve kokusunu severiz. Çam ormanlarının kokusunu taşıyan ve yağmurlarla yıkanıp temizlenmiş meltemleri severiz. Hava önemlidir bizler için. Ağaçlar, hayvanlar ve insanlar aynı havayı koklar. Beyaz adam için bununda önemi yoktur!
          Ancak size bu toprakları satacak olursak, havanın temizliğine önem vermeyi de öğrenmeniz gerekir. Çocuklarınıza, havanın kutsal bir şey olduğunu öğretmeniz gerekir. Hem nasıl kutsal olmasın ki hava? Atalarımız doğdukları gün ilk nefeslerini bunun sayesinde almışlardır. Ölmeden önce son nefeslerini de gene bu havadan almazlar mı? Toprak satmamız için yaptığınız öneriyi inceleyeceğim! Eğer önerinizi kabul edecek olursak, bizim de bir koşulumuz var; beyaz adam bu topraklar üzerinde yaşayan bütün canlılara saygı göstersin. Ben bir vahşiyim ve başka türlü düşünemiyorum!

          Yaylalarda cesetleri kokan binlerce buffalo gördüm. Beyaz adam trenle geçerken vurup öldürüyor bu hayvanları! Dumanlar püskürten bu demir atın bir buffalodan daha değerli olduğuna aklım ermiyor! Biz sadece yaşayabilmek için avladık buffaloları! Bütün hayvanları öldürecek olursanız nasıl yaşayabilirsiniz? Canlıların yok edildiği bir dünyada insan ruhu yalnızlık duygusundan ölür gibi geliyor bize. Unutmayın, bugün canlıların başına gelenler yarın insanın başına gelir!
    Çünkü bunlar arasında bir bağ vardır. Şu gerçeği iyi biliyoruz: Toprak insana değil, insan toprağa aittir! Ve bu dünyadaki her şey, bir ailenin fertlerini birbirine bağlayan kan gibi, ortaktır ve birbirine bağlıdır. Bu nedenle de dünyanın başına gelen her felaket insanoğlunun da başına gelmiş sayılır! Bildiğimiz bir gerçek daha var: Sizin Tanrı'nız bizimkinden başka bir Tanrı değil! Aynı Tanrı'nın yaratıklarıyız.

          Beyaz adam bir gün belki bu gerçeği de anlayacak ve kardeş olduğumuzu fark edecektir. Siz Tanrı'nızın başka olduğunu düşünmekte serbestsiniz! Ama Tanrı, hepimizi yaratan Tanrı için Kızılderili ve beyazın farkı yoktur. Ve Kızılderililer gibi Tanrı'da toprağa değer verir. Bu toprağa saygısızlık, Tanrı'nın kendisine saygısızlıktır. Beyaz adamı bu topraklara getiren ve ona Kızılderili'yi boyunduruk altına alma gücünü veren Tanrı'nın kaderini anlayamıyoruz! Tıpkı buffaloların öldürülüşü, ormanların yakılışı, toprağın kirletilişini anlayamadığımız gibi. Bir gün bakacaksınız gökteki kartallar, dağları örten ormanlar yok olmuş. Yabani atlar ehlileştirilmiş ve her yer insanoğlunun kokusuyla dolmuş! İşte o gün insanoğlu için yaşamın sonu ve varlığını devam ettirebilme mücadelesinin başlangıcı başlamış olacak!...
          Bu mektup 1854 yılında, bir Kızılderili reisi olan Seattle tarafından Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'na yazılmıştır. Ve bu bilinçle, faaliyetlerini sürdüreceğine inandığım Tema Vakfını ve bu gençlerimize destek veren herkesi yürekten tebrik ediyorum.
          Ben sizi şimdiden 2014 yılının bir lütfu kabul ediyor ve alınlarınızdan öpüyorum. Güzel başladınız, güzel devam etsin.
    Yüreğinizden sevgiler, yüzünüzden gülücükler eksik olmasın. Kocaman yürekleriniz sevgiyle atmaya devam etsin.
    Sevgiyle kalın...

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Tonet Sandalye Cafe Koltukları Cafe Masa Sandalye Cafe Sandalye