BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Beş Arkadaştık

Sinan Gökdemir

    15 Ocak 2007

    Biz beş arkadaş, Bendeniz Sinan, Mustafa Gürsoy hocam, Erturan Altan hocam, Metin Akman kardeşimiz ve Kütüphaneci Bekir Durmuşoğlu ağabeyim. Mustafa hocanın arabasına binerek Karakaya?ya oltalarımızla balığa gittik. Oltalar dereye atıldı. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Hava iyice karardı. Biz dereden Erturan hocamla ikimiz beraber arabanın yanına döndük. Ayaküstü karnımızı doyurduk. Üçüncü olarak Bekir abi geldi. Oda arabanın arkasında turşu, atıştırmaya başladı. Arabada da müzik sonuna kadar açık. Erturan abiyle sıkıldık. El fenerini aldık. Hadi yürüyelim bizi yoldan alsınlar dedik. Bunu Bekir abiye söyledik. Şöyle başını arkası dönük bir şekilde salladı. Diğer iki avcı daha gelmemişti. Başladık yürümeye. Ha gelirler ha gelecekler. Gelende yok gidende. Geride dönemiyoruz. Beş altı kilometre derken, dizlerimizde derman kalmadı, neredeyse Gökçesu?ya varacağız. Aklımızda çıkıyor. Ya bunlara bir şey mi oldu, kaza mı, arıza mı? Kan ter içindeyiz. Aklımıza her şey geliyor. Nihayet uzun bir aradan sonra arabanın farlarını gördük. Bazı yerlerde duruyorlar. Fenerle işaret verdik, tam gaz geldiler. Arabadan inenler ağlamakla gülmek arasında bizi kucaklıyor biz onları. Onlar bize soruyor nerdesiniz diye, biz onlara. Meğerse Bekir abi bizi duymamış. Yollarda gece yarısı bağıra bağıra bizi aramışlar. O gece unutulmaz bir anı oldu bizde. Ama beş arkadaştan, birisi olan Bekir abi geçen hafta kalbine yenildi. Elli yaşında aramızdan ayrıldı. Rahmet diliyorum. Başımız sağolsun.

    OYUNU BOZAN

    Okul yıllarında tanımıştım Sinan Gürsoy?u görmeyeli çok uzun yıllar oldu. ?Oyunu Bozan? adlı ikinci romanını çıkarmış ve büyük bir incelik göstererek bize de göndermiş. Kanguru yayınlarından çıkan romanını bir solukta okudum. Mengen de geçiyor romanı. Mengen de zamanın Kaymakamı Ali Cafer Akyüzün köçekçiliği yasaklaması ve bunun akabinde yaşananları konu alan romanda, baş kahraman rahmetli Köçek Mustafa abimiz. 1981 İhtilalinde tutuklanıp büyük ezalar çektikten sonra salıverilen Adil Gürkan (eski yazarımız) abim, kütüphaneci Yılmaz abim ve yazarımız Sinan Gürsoy?un o yıllar yaşadıkları. Romanda isimler değişik ama bizimde yaşadığımız, gördüğümüz olaylar olduğundan tanımakta zorluk çekmiyoruz. İlginç! Okunması dileğiyle.

    TELEFONLAR

    Uzun yıllar sonra gelen telefonlarımız var. Birisi bakkallık yaptığımız yıllardan tanıdığımız Bolulu Hayrettin Gürer abim. ?Seni yıllardır? göremiyoruz da. Neyse ki telefonla da olsa sesini duymak, deli oğlan demeyi de unutmamana sevindik. Sağolasın abiciğim. Diğer telefon 1978 ? 1979 yıllarında bir sene okuduğumuz Sanat Okulunun Müdürü Hüseyin Göktaş?tan 29 yıl sonra gelen telefon. Beni inanılmaz heyecanlandırdı. Uzunca konuştuk. Yazılarımızı okuyormuş. Öğrencisi olduğumuzu ordan çıkarmış. Şimdi emekli Ankara?da yaşıyor. Öğrencisi olan gazetemiz sahibi Kamuran Alagözoğlu?nada selamlarını gönderdi. Oda bir kitap yazmış. Gönderiyor. Okuyunca değerlendireceğiz. Sağolun Müdürüm unutulmamak güzel bir duygu.

    Yüzünüzden gülücükler, yüreğinizden sevgiler, kafanızdan soru işaretleri hiç ama hiç eksik olmasın SEVGİYLE KALIN...

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak