Bayram tebrik ilanlarınızı İNANDIĞINIZ, GÜVENDİĞİNİZ gazetelere veriniz

?EKOVARYANS?

Sinan Gökdemir

    3 Mart 2008

    İnişli çıkışlı hayat devam ediyor, gidiyor. İşte öyle.

    Ahşap evlerden oluşan Türkbeyli Mahallesi?nde büyüdük.O zamanların şartları neyse olanı yaşadık. Teknolojinin köreltmediği, ilginç, özlenesi bir yaşam biçimiydi. Her haliyle özlenesi bir yaşam biçimiydi. Her haliyle özlemlerimiz var tabiki.

    O zamanlardan kalmadır sanırım, ekonomiyle hiç barışmayı beceremedim. İyi günlerin kıymetini mali açıdan bilemedik desek yalan söylememiş oluruz. Çalışmaya çalıştık da aslında. Kazanmaya da kazandık. Ekonomiyi bilmediğimizden, biraz da hovarda davrandık. Buna devletimizin asparagas ekonomik yatırımları da eklenince, kendimizi kredi batağının içinde umarsızca çırpınırken bulduk. Renk renk yeşili mavisi olan kartlar çanımıza ot tıkadı da, ağlayanımız olmadı ya da onlar gülenlerin arasında kaybolup gittiler.

    İşte bu kadar hengâmenin içerisinde vakit bulup dört tane aslan yavrusu gibi evlatlarımız da hayatın içinde buldular kendilerini. Hissettirmemeye çalıştık onlara bataklığın acımasızlığını ve kör kuyuların karanlığını. Ama ne kadar da üzerlerine pempe tablolar sersek de onlar yaşananlardan derslerini alıp, bize de öğretmeye başladılar. İyi ki varlar.

    Geçenlerde bir dergi geçti elime ?Ekovaryans?. Gazi Üniversitesi?nin eknometri okuyan öğrencileri elele vermişler, bu dergiyi çıkarmışlar. Konu ekonomi olunca okuduk aklımızın erdiğince. Bu dergiyi okuması gerekenler, zaman geçirmeden okumalı. Bu ilkenin pırlanta gençleri, bu ülkenin asıl meselesinin türban değil, ekonomi olduğunun farkındalar. Ve kendi yağları ile kavrulup, bir şeyler üretip, ülkelerine hizmet etmek için çalışıyorlar. Detginin genel yayın yönetmeni Erkut Kaan Gökdemir adında bir genç. Ekip, okul arkadaşları. Oğlumdur diye demiyorum, babasından almış olduğu bozuk ekonomi derslerinden etkilenen birisi olarak, çok şey katacaktır ülke ekonomisine.

    Dergide bir de gazeteci yazar Nihat Genç ile yapılan bir söyleşi dikkatimi çekti. Nihat Genç dobra dobra yazan bir yazar. Bir kitabını okumuştum. Acaip keyif almıştım. İsmi aklımda değil, İzmir?e Trabzonspor?un maçına gidiş öyküleri de vardı içerisinde. İşte Nihat Genç?in gençlere söylediklerinden bir bölüm:

    Medeniyet bu topraklarda doğmuştur. Bu medeniyet te gerçek olandır ve bir arada yaşamaktır; uzaya gitmek, telefon icat etmek değildir.

    Batının sahte medeniyetinin etkisinde kimliğimizi unutur, bedava bir hayat yaşamaya alışır, üretmez, çalışmaz olduk. Halbuki ?Karagöz?ümüz değil miydi haksızlığa karşı sesini yükselten, değerlerine daima sahip çıkan! Karagözümü de unutur olduk. Unutmayalım, unutturmayalım.

    Bugün Osmanlı?ya sırt dönen bütün topraklar bölünmüş durumda. Ancak biz dimdik ayaktayız. Bu millet Kurtuluş Savaşı?nda yanındakine, ?Çerkez misin, Laz mısın=? diye sormadı. Onlar kanının son damlasına kadar, değerleri, toprakları, inançları ve halkı uğruna kimileri şehit kimileri de gazi oldu. Peki neydi bizi birleştiren, neyfi bizi böyle içiçe sokan, karıştıran? Bunlar kardeşlik duygularımız, maneviyatımız, medeniyetin doğduğu şehirlerimiz, çarşılarımız, Mustafa Kemal?imiz, Mevlanamız, Yunus Emremiz, Nasrettin Hocamız, Karagözümüz ve daha nice ortak değerlerimizdir.

    Ve Gazi Üniversitesi Ekonometri öğrencilerinin bu sözler üzerine söyledikleri, ?Biz Bağdat gibi, bir Bosna gibi olmayacak, değerlerimize sahip çıkacak, bu coğrafyayı asla böldürmeyeceğiz.?

    İşte bu çocuklara, gençlere ve onlara değer ve emek veren öğretmenlerine candan teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Sizler üzerinize düşeni yaparsınız. Türbandan önce ekonomi düzelmeli. O da sizin işiniz.

    Yüzünüzden gülücükler, yüreğinizden sevgiler eksik olmasın.

    Sevgiyle kalın.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Tonet Sandalye Cafe Koltukları Cafe Masa Sandalye Cafe Sandalye