Bayram tebrik ilanlarınızı İNANDIĞINIZ, GÜVENDİĞİNİZ gazetelere veriniz

Sevdalar peşinden koşulmak ister

Sinan Gökdemir

    1 Mayıs 2014

           Lastik ayakkabıların hüküm sürdüğü yıllardı. Bizler ona çarık lastik derdik. Futbol aşkının iki direk değilde, iki taşın arasında olduğu dönemler. Yetmişler de diyebiliriz. Nuri Beygilin çayır, ya da harmanlarda yamalı, şamyeli, ıslandığında gülle gibi olan topun peşindeyiz. Çelikpençe'nin kınnap iple diktiği yama yeri kafana gelince ceviz gibi şişmesine aldırmadığımız aşktı futbol. Top boyunu geçti, geçmedi, yada kale taşlarının üstünden gitti, gitmedi tartışmaları ile mızıkçılık yaparak başlayan dövüşlerimizin sebebi futbol.. Oyuna nasıl dalıyorsak, akşam ezanını duymayıp eve geç kaldığımızda yolda ellerinde söğütten yapılmış kamçı ile bekleyen büyüklerimizden yediğimiz darbelerin sebebi futbol.. Üzerinde ne varsa onunla çamura yattığımız, ayağında ne varsa onunla teptiğimiz, formaların, kramponların sadece rüyalarımızı süsleyebildiği tutkumuzun sebebi futbol. Top sahası dediğimiz yerde atardı kalbimiz. Mengenspor'un idmanlarını seyretmek için büyük bir heyecan ile kale arkasında bulunan ahşap hızar atelyesinin üstünde yerimizi kapardık. Sonraları bu aşkın peşinden o sahada dördüncü mü, beşinci mi kaleci olarak yerimizi aldık. Başladık hayallerimizin peşinden koşmaya.. Sıra bize gelecek diye top toplamakla başlayan sevda sonunda sahada kendine yer buldu. Bolu şehir stadında oynanan Mudurnuspor maçı ile 17 yaşlarında kalecilerin gelmemesi ile ilk maçımıza kaptan Ethem Abinin direktifi ile çıktık. 4-2 yendik ve Ali Budak Abinin sebep olduğu penaltı ile ilk resmi golümüzü de yedik.
            O gün başlayan sevda uzun yıllar sürdü.. Bu güne göre çok ama çok zor şartlarda futbol oynadık, daha da önemlisi biz futbolu deli gibi, karşılıksız bir sevgi ile tutkuyla sevdik. Cebimize bir kuruş hiç girmediği gibi hep çıktı. Boluspor sevdamız bir başkaydı zaten. Birinci ligde fırtına gibi estiği yıllarda, hafta sonlarında taksi tutup maça gidişlerimiz günler öncesinden planlanırdı. Televizyon yoktu ki, hayallerimizin kahramanlarını görelim. Bolu'da okurken idmanlarına gidip şehir stadında görürdük onları. Tabi ondan sonra sınıfı geç geçebilirsen. Haliyle de geçemedik tabi ki.. Cumartesi günlerine denk gelirdi Bolu'daki amatör küme maçlarımız. Herkesin bir işi var. Öğle vakitlerinde oynanırdı maçlar. Cumartesi Mengen'in pazarı kurulduğundan, bizim kara fırında işler yoğun olduğundan gece birde işe başlar, öğleye kadar tezgaha ekmekleri çıkarır maça giderdik. Sonra, minibüste soyunmaya başlar, maça ucu bucağına yetişir, doğru dürüst ısınamadan maça çıkardık. Fahri abi, ethem abi binbir dereden su getirerek izin alırlardı babalarımızdan. Maç bitince bataklıktan çıkan bizler bir karış olan çamurlarımızı Karaçayır'da bulunan artezyenin oluğunda tir tir titreyerek yıkar, kurulanamadan minibüse binerdik. Yolda yemek molası en şahanesiydi aslında. Fahri abinin aldığı susamlı dönerleri çeşme başında bir güzel yerdik. Dönerden kastımız susamlı simit. Hiç bir şeye değişilmezdi yani. Güle oynaya dönerdik Mengen'e. Bir hafta maçın hikayesini konuşurduk.       
            Üzerimizdeki tek takım formalarla ikinci amatör kümede şampiyon olmak gibi bir erişilmezi yaşadık. Sevdamız futbol şampiyonlukla taçlanmıştı. Kupa vermediler ama kulüp başkanımız aynı zamanda Belediye başkanımız olan rahmetli Erhan Gürsoy festivalde bizleri sahneye çıkararak madalyalarımızı boynumuza takarak onurlandırmıştı. Boluspor'un A 2 takımının Fenerbahçe ile final maçını seyrettim. Nasıl heyecanlandım anlatamam. Pırlanta gibi çocuklar. Gözyaşları, gözyaşımız oldu. Gururdan akan yaşlardı aslında. Ağlamayın çocuklar, Boluspor sizlerle güzel olacak ve bakıyorum Boluspor'umuzun durumuna. Vahim.. Deneme tahtası yaptınız Yılmaz kardeşimizi. Kafanıza taş düştü de mi gönderip yeniden çağırdınız hocayı. Duraydı şimdi bu eza çekilmeyecekti. Bu hafta hem de 50. yılının arifesinde borcunuzu ödeyin lütfen. Elinizdeki madenleri de iyi değerlendirin. Lozan antlaşmasının içerisinde sanırım bu madenler kullanılamaz maddesi yoktu. Boluspor'u bizden esirgediğiniz artık yeter. Bu bir sevda ise, sevdanıza her türlü koşulda sahip çıkın. Sevdalar peşinden koşulmak ister. Gerekirse olukta yıkanacaksınız. Her şeyin para olduğu dönemde fazla şey istiyorum ama bu böyle. Sevgisiz hiçbir şey olmaz.. Yüreğinizden sevgiler, yüzünüzden gülücükler eksik olmasın. Sevgiyle kalın.
     

     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Tonet Sandalye Cafe Koltukları Cafe Masa Sandalye Cafe Sandalye