“Eleştiri belki güzel bir şey değildir, ama gereklidir. Ağrıyla aynı işi görür. Çünkü ağrı da vücutta bir arıza olduğunu haber verir.” Winston Churchill

Fark Etmeli

Sinan Gökdemir

Fark Etmeli
    17 Mart 2021

          Fark Etmeli
           Her güne farklı uyanıyoruz. Umutları taze tutarak, hayata tutunarak yeni güne merhaba diyoruz. Gecenin bir vakti uyanır uyanmaz, yakmak için ne bir kandil ne bir kibrit arıyoruz. Sevgiliye iki satır mektup yazmak için ne bir kalem ne de bir kâğıt arıyoruz artık. Sahi kaç senedir birine mektup yazmıyorsunuz? Ya da kaç senedir birinden mektup almıyorsunuz? Sahi kalem ile yazı yazmasını biliyor musunuz? Belki de bir iki satır yazı yazıp,  bir zarfın içine özenle koyduğunuz kâğıdın ne olduğunu hiç bilmiyorsunuz. Dilinizle ıslattığınız zarfın kapağını kapattıktan sonra yine dilinizde buruk bir tat bırakarak ıslattığınız pulu sağ üst köşeye özenle yapıştırıp, üzerine gönderenin adını ve soyadını, adresini anlaşılır bir dille yazıp postaneye belki de hiç gitmediniz. İşte buna mektup denirdi. Önceleri camlarda bu mektup için günlerce, aylarca postacı beklenirdi. Postacının elinde tuttuğu mektubu size doğru sallamasını görür görmez kan akışınızın normalin üzerine çıkışını çoğunuz yaşamadı. O mektup postacının elinden alınırken, ona edilen dualar, zarfın koklanarak içindeki hasreti içine çekip, özenle açılasıya kadar devam ederdi. Sevgili oğlum, babacığım, anneciğim ya da bir tanem diye başlayan mektubun kaç kere okunduğunu ve kaç yıl saklandığını bilir misiniz? Hele bir de kâğıdın arka yüzünde ufak bir el resmi var ise… Anlatılmaz bir mutluluktur. Hepsi bitti. Dokun bir tuşa karşınızda şimdiki sevdalar. Her şey değişti. Sevdalar, haberleşmeler, sevgi, saygı, giyim, kuşam, her şey… 

             Pazar yerinden baş aşağı, bizim kanaat fırınına doğru kafasında fötr, boynunda kravat, sol yakasında bir gül ya da bir mendil, parlayan iskarpinler, açık renkli takım elbise, sağ elindeki bastonuyla ağır ağır şehir merkezine doğru gelen Deli Tevfik amcamız ne kadar da gururla yürürdü. Uzun kırçıllı, ağır mı ağır pardösüsü, hicazdan gelirken getirdiği siyah beyaz hacı tekkesi, sol yakasında İstiklal madalyası, sağ elinde bastonu, sol eliyle tuttuğu bel küreği, sol omzunda tarlasına ağır bir tempo ile giden dedem Goca Eyüp’teki o asalet ve özgüven ne mükemmel görünürdü bana. Bir gün ütüsüz bir pantolon, bir gömlek ve kravatsız gezdiklerini görmediğim abi kardeş Ali Rıza ve Hayri Aykan amcalara ne kadar imrenirdim. 
              Bırakın bir ağaç dikmeyi, ağaçtan meyve koparmasını bilmeyen, kedi köpek sevmesini bilmeyen, bir toplum haline geliverdik farkına varmadan. 60-70 metrekarelik küçücük evlerin dört duvarı arasında, kanepelerin ortasında sıkışıp kaldı çocuklarımız. Yüzlerce kanal, dayatma diziler, sahte aşklar, şiddet, silah, mafya, kan, ölüm, ihanet saçan dizilerin yarattığı korkunç bir toplum olduk. İnsan sevgisini bilmeyen idarecilerimiz, hayvan sevgisini öğretmeye kalkıyorlar. Her gün öldürdüğümüz kadınlarımızın gününü, kıymetini bilmediğimiz sağlıkçılarımızın, aydınlık yollarımızın ışığı öğretmenlerimizin günlerini kutluyoruz sahtekârca. Akvaryumların içindeki balıklara döndük. Kapağını aç, bir tutam yem at, yesin, sussun balıklar. Dışarıda ne olduğu önemli değildir.
             Hayat bu ufaklık, şakaya gelmez diyor ya şair. Ve devam ediyor. Türlü türlü kostüm giydiriverir insana. Menfaat için her türlü kostümü giyer hale geldik. Fark etmeli diyor Can Yücel, ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti, yarın meçhuldür, o halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür. 
    Yüreğinizden sevgiler, yüzünüzden gülücükler eksik olmasın, sevgiyle olmasın… 
             Sinan Gökdemir

    • gercekler24 Mart 2021 . 11:59

      çözüm öneriniz ne peki? biz bu sona nasıl geldik sizce?
    • Murat Çağlar22 Mart 2021 . 18:03

      Emeğine, kalemine ve yüreğine sağlık yeni yazılarını bekliyoruz
    • Erdoğan Kara20 Mart 2021 . 09:23

      Kaleminize sağlık üstadım, düşündüklerimizi özetleyivermişsiniz...
    • Hatice sahin18 Mart 2021 . 15:14

      Yüreğimize sağlık çok güzel gerçek bir hikaye yaşanmış hayat özlem yeni nesilin gelecekteki hayatları bizleri düşündürüyor.
    • Aydın YURTTAŞ18 Mart 2021 . 09:53

      Kalemine sağlık Sinan abim. Ne de güzel anlatmışsın içinde bulunduğumuz zamanı. Gelecek günler çocuklarımız için daha anlamlı olur inşallah.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak