Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Eğitim dünyasında neler oluyor?

Ali Özdemir

    28 Ağustos 2014

    Hasbelkader 25 yıldır öğretmenlik yapıyorum. Öğrencilik dönemini de sayarsam 40 yıldır öğretmen, idareci ve velilerle iç içe haldeyim.

     

    İyi niyetli, başarılı, gayretli, yapıcı, projeci, idealist, lider özellikli, motivasyonu artırıcı, kavrama yeteneği yüksek, okulu siyaset merkezine çevirmemiş, inançlara saygılı, özverili, mesai saatlerini gözetlemeyen, kimsenin ne okuduğunu / ne düşündüğünü takip etmeyen, öğretmenlerin moralini bozmayan, toplam kalite kavramından haberdar, teknolojik yenilikleri takip eden nice idareci / yönetici ile karşılaştım.

     

    Az da olsa, yetenekleri sınırlı, konuşma becerisi olmayan, sorunları artıran, okulu ceza evine çeviren, öğretmenlere mobing uygulayan, egoist, bilgisayarı açmasını bile bilmeyen, cep telefonuna gelen SMS'leri açamayan, e-posta gönderemeyen, sunum yapamayan, öğrencileri müşteri olarak gören, mal-mülk peşinde koşan, okulun demirbaşlarını özel işlerinde kullanan, yüksek miktarlı kayıt parası almadan imza atmayan, öğrencileri zengin-fakir diye ayıran, pedagojik formasyonu olmayan, kasaba vizyonlu siyasetçilere sırtını dayamış, dünya görüşü oluşturamamış, dini doğru öğrenememiş, sapkın tarikatlerin müridi olmayı tercih etmiş, proje üretemeyen, akşama kadar yumuşak koltuğunda oturup ahkam kesen, sağlık sorunları olan kişiler idareci olarak karşıma da çıktı.

     

    Cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, muhtarlık gibi makamlarda bile belirli bir süre görev yapılırken 10-20-30-40 yıldır idareci koltuğuna yapışıp kalmış kişilerin yeniden değerlendirmeye tabi tutulmasını çok normal buluyorum.

     

    Hatta öğretmenlerin bile 2-3 yılda bir bilimsel sınavlardan geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Teknoloji hızla değişiyor. Ama tanıdığım bir çok öğretmen hala çeyrek asır önce yazılmış kitaplardan ders işlemekte direniyor. Teknolojik öğretim araçlarından uzak duruyor. Eğitimdeki yeni fikir akımlarını takip etmiyor. Kahve köşelerinde okey taşlarını karıştırıyor...

     

    5 yıl önce kişisel gelişim uzmanı Ahmet Şerif İzgören'in bir seminerine katılmıştım. Orada şunu söylemişti: "Yeni bir şeyler öğrenmeye karşı en çok reaksiyon gösteren meslek grubu öğretmenlerdir."

     

    7 ay önce Kocaeli'nin Gebze ilçesinde bulunan TÜBİTAK / TÜSSİDE merkezinde 150 öğretmenin katıldığı 5 gün süren "liderlik ve girişimcilik" seminerinde meslektaşlarımın yeni bilgilere hep muhalif durduklarını görünce de moralim epey bozulmuştu...

     

    Yazıya kızanlara, tepki gösterenlere hemen şunu açıklayayım. Amacım bir ili, ilçeyi, bölgeyi karalamak, siyaset yapmak değildir. İktidarda kim olursa olsun benzer şeyleri yapmak zorunda kalacak idi. Zira bilimsel gelişmeler, toplam kalite anlayışları bunların yapılmasını zorlamaktadır. Dünyanın akışının dışında kalamayız. Değişmeyen tek şey değişimdir sözünü istemesekte kabul edeceğiz.

     

    25 yıllık süreçte Edirne, Tokat, Manisa, Bolu, Artvin, Lefkoşa (KKTC), Zonguldak gibi illerimizin öğretmen ve idarecilerini izleme / gözleme imkanım oldu. Eğitim konusunda yazılıp çizilenleri de azami ölçüde takip ediyorum. Eğitimde sonlarda olmamızın nedenlerinden bazılarını "idealist, üretken, projeci, vatansever" duygularımızın azalması olarak değerlendiriyorum. Bunları kimseye yaranmak için de yazıyor değilim. Hiçbir siyasal, ekonomik beklentim yoktur.       

     

    Her meslekte başarılı ve başarısız insanlar vardır. Hekimlerin, öğretmenlerin, hukukçuların, din adamlarının hepsi dört dörtlük değildir. Atalarımız "beşer şaşar" demişler. Bir kere hata yapan kişi affedilebilir. Ama sürekli sorun üreten insanların kenara ayrılması doğru bir yaklaşımdır.

     

    Hakimler, savcılar, polisler, subaylar, imamlar, orman muhafaza memurları periyodik olarak farklı yerlerde görev yaparken (rotasyon) öğretmenlerin okul değiştirmemeleri etiğe, bilime aykırıdır. O nedenle 4-5 yılda bir öğretmenlerin yer değiştirmesi gerektiği fikrine katılıyorum. Bunun sağcılık, solculuk ile ilgisi yoktur. Bilimsel olarak faydası kanıtlanmış bir olgudur. Örneğin İstanbul'un tam göbeğindeki Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesinin sınıfları Boğaz manzaralıdır. Bu okulda herkes çalışmak ister. Ancak torpil, ağalık, beylik, siyaset etkisiyle 25-35 yıldır bu okulda görev yapan öğretmenler mevcuttur.

     

    Eğitim üzerine fikir serdedenler sistemin sürekli değiştiğini, bunun da kaosa, çöküşe sebep olduğunu sıklıkla dile getirirler. Ben bu konuda şöyle düşünüyorum: Teknolojinin gelişimine paralel olarak derslerin içeriklerinin, okul altyapılarının, not verme sistemlerinin değişmesinde bir sakınca yoktur.

     

    Dünyada eğitim konusunda en başarılı ülke olan Finlandiya'nın ne yaptığına bakıp ona göre ilerlesek bu bile bize çok şey kazandıracaktır.

     

    Sonuç olarak okul idarecilerinin puanlama usuluyle değerlendirmeye tabi tutulmasını çok yerinde bir uygulama olarak görüyorum. Puan verme sürecinde hile / hurda / dalavere varmıdır yok mudur bilemiyorum. Var da diyemem, yok da diyemem... Deveye "Neden boynun eğri" demişler, o da "Nerem doğru ki" demiş... Her işimiz düzgün de bir tek eğitimimiz mi bozuk?..

    Ali Özdemir

    Web: www.aliozdemir.net

    E-posta: aozdemir53@hotmail.com

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak