Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Hak aramada basının gücü

Ali Özdemir

    8 Nisan 2013

        1990 yılında askere gidecektim. Verem Savaş Dispanserinden "veremli değildir" belgesi almam gerekiyordu. B ilindeki kuruma gittim. Kapıdaki yerden bitme her asker adayından 3 TL alıyordu. "Bu ne parası" dedim. "Fakir Hastalara Yardım Derneği'ne bağış" dedi. "Neden makbuz vermiyorsunuz?" dedim. "Akşam toptan kesiyoruz" dedi. Ben bağış yapmadan işimi hallettim. Daha sonra durumu çeşitli medya organlarına bildirdim. Milliyet gazetesi yazıya yer verdi. Valilik soruşturma açtı. Görevlilere ilgili yasaya göre yaptırım uygulandı.

         1991 yılında S marka bir müzik seti almıştım. Ses kaydı yapmıyordu. M ilindeki yetkili servise götürdüm. 1 ay sonra arıza onarıldı dediler. Eve geldim. Arıza devam ediyordu. Yeniden servise götürdüm. Çözüm olmadı. TRT'de yayınlanan Ekonomi Dosyası programına sorunu bildirdim. Programcı Nazmi Kal derdimi dile getirdi. Ertesi gün S firmasının bölge müdürü telefonla aradı ve elimdekini geri alıp yeni bir cihaz verdiler.

        1992 yılında ev telefonumu T ilçesinden M iline nakil ettirmek için ilgili kuruma dilekçe verdim. Aylar geçmesine rağmen boş hat yok gerekçesiyle cihazımı bağlamadılar. Sorunumu Y. A. gazetesine bildirdim. 2 gün sonra hattım bağlandı. Görevliler "Şikayetçi olmasaydınız zaten bağlayacaktık" dediler.

         1994 yılında M ilindeki öğretmenevinde hep aynı X marka ayakkabıların satıldığını fark ettim. O kurumun müdürünü hafta sonları X marka ürünlerin satıldığı mağazada görüyordum. Konuyu sorguladım. Meğerse müdürümüz X kurumunun damadıymış. Durumu medyaya ilettim. Müdür görevden alındı.

         1995 yılında babam Ankara İbn-i Sina Hastahanesine yattı. Ameliyatı için şimdinin parasıyla 5.000 TL tutarındaki minik bir tıbbi cihazı almamız gerektiği söylendi. Aleti aldık. Beyin ameliyatı gerçekleşmeden babam vefat etti. Cihazı firmaya geri götürdük. Alamayız dediler. H. gazetesinde yazan E.Ç'ye faks çekerek durumu bildirdim. Ertesi gün medikal firması yalvaran bir ses tonuyla bizi aradı ve aygıtı geri aldı.

         1998 yılında babamdan kalan bir arsanın 5 mirasçıya devri için B ilinin tapu dairesine gittik. Görevli bizi 2-3 sefer "İşlemler bitmedi" diyerek geri çevirdi. En sonunda çaresiz kalarak cüz'i bir parayı zarfın içine koyup görevliye takdim ederek işlemi yaptırdık. Bizi bu duruma düşüren kurumu medyaya bildirdim. Aradan 2 ay kadar süre geçti. Yerel medyada tapu dairesinin bazı görevlilerinin tayininin çıkarıldığını okudum.     

         2007 yılında X özel kargo firması içinde baskıya girecek olan bir kitabımın filmlerinin bulunduğu paketi Ankara'da kaybetti. Bir ay kadar onlarca e-posta, faks, telefon işlemi yapmama rağmen paket bulunamadı. Firmadan zararımı karşılamasını istedim. Beni 6-7 ay oyaladılar. Sonra durumu medyaya bildirdim. H gazetesi konuyu yayınladı. Ertesi gün X özel kargo şirketi 1500 TL tutarındaki tazminat talebimi karşıladı.

         2013 yılının 26 Şubat günü Bolu'dan KKTC'ye X kargo firmasıyla, içinde kitap bulunan 7.3 kg'lık bir paket yollattım. Aradan 25 gün geçmesine rağmen paket teslim edilmeyince X kurumun amirlerine e-posta yolladım. Hiç geri dönen olmadı. 30 gün geçince medyaya durumu bildirdim. V gazetesinin C.A. adlı yazarı konuyu köşesine taşıdı. 1 haftadır X kurumundan 5 kez telefon geldi. Her arayan "paket ne renkti, içinde ne vardı, boyutları neydi" diye sordu. Aradan 41 gün geçmesine rağmen paketim hala bulunmadı. Kurum içi soruşturma devam ediyor. Bakalım kimlerin canı yakılacak.  

         Sizleri sıkmamak için diğer bir kaç örneği yazmıyorum. Medyanın önemli bir organ olduğunu yaşayarak öğrendim.
     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak