Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

"Akıllı defter" modası

Ali Özdemir

    22 Eylül 2014

    Yakında öğretmenler okula bile gitmeyecekler sanırım. Projeksiyon cihazı, akıllı tahta, tablet, internet, DVD, CD vb. derken şimdi de akıllı defter çıktı. O da neyin nesi diyenlere kısaca izah edeyim. Artık çocuklarımız hiçbir şekilde yorulmayacaklar. Yazmak zorunda oldukları şeyler yüzde 75 oranında azalmış olacak. Aynı şekilde öğretmenlerimiz de oturdukları yerden, hiiiiç yorulmadan, ter dökmeden eğitim verebilecekler.


    Şaka bir yana, işin acı tarafını aktarayım. Tablet, akıllı tahta, projeksiyon, yazıcı, tarayıcı, internet çıktıktan sonra kimi meslektaşlarımız iyice tembelleşti.


    Tembelleşen öğretmen kitlesi günlük planı, yıllık planı, sınav sorularını, ödevleri, sunumları, filmleri HİÇ YORULMADAN internetten araklamaya başladı. 10 tane soruyu yazmaya üşenen öğretmenlerle yapılan eğitimin faydalı olup olmayacağına siz karar veriniz.   

    Bugün Bolu'da bulunan bir kırtasiyeci tanıdığıma uğradım. Kapıdan girenlerin çoğu 15-20 TL arası fiyatlarla satılan, cicili bicili akıllı defterleri almak için geldiğini söylüyordu.


    Kimi öğretmenler bu yazıma çok kızacaklar ama şunu söyleyeyim: Akıllı defter ile yapılan eğitim akıllı / becerikli / üretken bir kuşak ortaya çıkarmayacaktır.

     

    ***


    Kitap yazmak


    Son birkaç yıldır Anadolu'nun çeşitli yerleşim birimlerinden eğitimli ya da eğitimsiz bir çok insan naçizane beni arayarak, "kitap yazdığını ve nasıl hareket edeceğini bilemediğini" söyleyerek danışıyor.

     

    Onlara özet olarak şunu söylüyorum:

    "Kitap yazmak çok faydalı bir uğraştır. Yorucudur. Usandırıcıdır. Yazmanın ötesinde pazarlamak/satmak daha zordur. O nedenle eserinizi profesyonel bir yayınevine sunarak yayınlamasını talep ediniz. Sizden para talep ederek eserinizi basacağını söyleyen yayıncılara kanmayınız. Eğer kitabı kendiniz bastıracaksanız ilk etapta 100-500 adet bastırınız. Çok sayıda bastırırsanız maliyet yüksek olur. 77 milyon insanın yaşadığı bu ülkede düzenli kitap okuyan yüzde 10'luk yani 7.5 milyonluk bir kitle vardır. Geriye kalan yüzde 90'lık kitle ömrünü TV izleyerek geçirir..."     

     

    Sonuç olarak hikaye, anı, şiir, roman, aktüalite, tarih, sanatsal, mesleki vb. konularda bir kitap yazdıysanız, yayınlama sürecini iyice etüd ederek hareket ediniz diyorum.

     

    ***


    Kahvaltı


    Çeyrek asırdır mesleki-teknik eğitim verilen okullarda öğretmenlik yapıyorum. Karşımda gelen öğrenciler 13-18 yaş aralığında. Hemen hemen tümü 800-1500 TL aylık geliri olan dar gelirli aile çocukları. Bu kitlenin yüzde 50-80'lik dilimi sabahleyin kahvaltı yapmadan derse gelirler. 40 dakika sonra verilen 10 dakikalık arada kantine hücum ederek "poğaça, simit, şekerli meşrubat, gofret, çips vb." gibi tümü obez, şeker hastası, kanser, alık, uyuşuk, akılsız yapıcı zararlı ürünleri yiyerek yaşıyorlar. Veli toplantılarında ana-babalara bu konuda bilgiler veriyoruz ama yıllardır değişen bir şey yok...

     

    ***

     


    İmam Hatip öğrenciler ve sigara


    19 Eylül Cuma günü öğleden sonra Bolu'nun Sümer Mahallesinde yer alan, yüzlerce öğrenciyi okutan İmam Hatip Lisesi'nin karşısında bulunan kargo şirketinden paket teslim almaya gitmiştim. Bu esnada öğrenciler okuldan dağılmaya başladılar. Bir süre öğrencileri gözleyeyim dedim. Okulun kapısından caddeye çıkan öğrencilerin çoğu hemen pahalı sigaralarını tüttürmeye başladılar. Onca engellemeye, kampanyaya, yaptırıma rağmen 18 yaşın altındaki çocukların bakkallardan sigara satın alabilip içebiliyor olmasına çok üzüldüm.

     

    77 milyon insanın yaşadığı ülkemizde resmi kayıtlara göre 22 milyon kişi sigara içmektedir. Sigara tekelleri bir paketten 1 dolar kazanç elde etmektedirler. Bu da günde 22 milyon doların, yılda ise 7,5-8 milyar doların ülke dışına çıkması anlamına gelmektedir. Sigaranın sebep olduğu hastalıkların ve iş (verim) kayıplarının tutarının da 20 milyar dolar dolayında olduğu hesaplanmaktadır.    

     

    Devletin ilgili birimlerinin 18 yaşından küçük çocuklara sigara satan esnaflara ağır yaptırımlar uygulamasını diliyorum.

     

    ***

     


    Atatürk Orman Parkı (AOP) huzur veriyor


    Bolu'nun en güzel parklarından birisi olan AOP'de düzenli olarak yürüyüşler yapıyorum. Türkiye'nin bir çok ilini ve ilçesini gördüm. Böylesine güzel, huzur veren bir park başka yerde yoktur diye düşünüyorum. İstanbul'da bulunan Gülhane Parkı da çok güzel. Ancak insan kalabalığından dolayı huzuru bulmak zor.

    Özellikle sabahın erken saatlerinde AOP'nin aroması son derece huzur verici oluyor. Buranın farkında olmayanlara duyurulur. Parkı sürekli olarak temiz, bakımlı, düzenli tutan görevlilere de teşekkür ediyorum.

     

    Ali Özdemir

    www.aliozdemir.net

    aozdemir53@hotmail.com

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak