BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Bir yıl böyle geçti

Yeşim Seçen

    30 Aralık 2015

    BİR YIL BÖYLE GEÇTİ

    Çevre kayıpları açısından 2014 çok kötüydü ama 2015 yılı tüm zamanların en kötüsü oldu. Öyle ki, artık koruyabileceğimiz hiçbir çevre falan kalmadı. İşimiz kolaylaştı, yan gelip yatıyoruz J

    Önce İklim Zirvesi'nden söz edeyim. Paris'te yapılan Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi'nde konu Suriye ve terördü. Çünkü Paris'te büyük bir terör dehşeti yaşanmıştı. Bu da dünya liderlerine çok iyi bir bahane oldu, ne anlatacaklardı; dünyayı nasıl mahvettiklerini mi? Böylece yırttılar.

    Şimdi ülkemize dönebiliriz, neler olmadı neler, tam bizlik yani hanımlara dedikodu malzemelik.

    Bakın arkadaşlar, 2015'de neler olmuş.

    İngiliz gazetesi The Times'ın 'Avrupa'nın 1 numaralı açık alanı' seçtiği doğa koruma alanı ve Caretta Caretta Kaplumbağalarının da yumurtlama bölgesi Muğla Dalyan İztuzu kumsalları, yağmaya açıldı.

    Ölüm gemisi yani Kuito adlı tanker, Türkiye'ye radyoaktif madde sokulması yasak olduğu halde, adeta 'radyoaktif bir madde gibi radyasyon saçarak' ülkemize, Aliağa'ya sökülmek üzere geldi, karaya çekildi ve sökülmeye başladı. Sökümde açığa çıkan kanserojen asbest tozları da radyasyonun yanında hediye(!)

    ÖZGECAN Aslan tecavüzcü sapıklar tarafından katledildi.

    Gazeteci Nuh Köklü, 'Cama geleceğine Cana gelsin' zihniyetli maganda marketçi tarafından, 'Atılan kartopu cama değdiği için' katledildi.

    Muğla koyları talana açıldı ve başta Akbük ve Bedri Rahmi Koyu olmak üzere birçok koy, bir iş adamına ihale ile verildi.

    İstanbul'un son kalan afet alanları, avm ve lüks konutlarla dolduruldu.

    Mersin Akkuyu'da nükleer santral inşaatına başlandı.

    Bodrum Güvercinlik Koyu katledildi.

    Kaz Dağlarının berrak akan buz gibi sularının yerlerini 'siyanür göletleri' aldı.

    Soma Yırca'da 6 bin zeytin ağacı hukuka aykırı olarak bir gecede katledildikten sonra Danıştay, projeyi durdurdu. Ya da Danıştay kararının tebliğine 1 gün kala 6 bin zeytin ağacı katledildi.

    Fenerbahçe sahilleri imara açıldı.

    Ataköy sahilleri yağmalandı ve inşaatlarla dolduruldu.

    Pendik Belediyesi, Meclis kararıyla fayın yerini değiştirdi ve boşalan alanı imara açtı.

    Yassıada imara açıldı.

    İstanbul'un tüm adaları ve Boğaziçi'nin yağmalanıp betonlaştırılması için düğmeye basıldı.

    Yeşil Yol denilen deli saçmasıyla, Samsun'dan Sarp sınır kapısında kadar tüm yaylalar inşaat alanına dönüştürüldü, yağmalama için düğmeye basılmış oldu.

    Meralar imara açıldı.

    Kaputaş Plajı'na ağı iş makinesi sokuldu ve kırıp döktükten sonra ucube bir yapı konduruldu.

    Antalya'nın Kaş İlçesi'nde yer alan ve 3. Derece Doğal SİT Alanı olan İnceboğaz Plajı yağmalandı.

    Manisa Salihli'de futbol sahası imara açıldı.

    Artvin'in yemyeşil doğası Cerratepe de maden sahası oldu ve altın uğruna yok edilmeye başlandı.

    Zonguldak Çatalağzı'da, aynı bölgeye 9 termik santral yapılması için düğmeye basıldı.

    Bolu Ormanlarında 51 bin hektar (102 bin futbol sahası büyüklüğünde) alan imara açıldı.

    İğneada'ya, Avrupa'nın tek ve en büyük subasar ormanının olduğu bölgeye nükleer santral projesi gündeme getirildi.

    Tarihi Narmanlı Hanın dönüştürülmesi devam ediyor.

    Atatürk Orman Çiftliği diye bir yer kaldı mı?

    ODTÜ'den otoyol geçti.

    HES yapılmadık akarsu kalmadı.

    Bozulmadık akarsu vadisi kalmadı.

    Bozulmadık şehir ve topografya bırakılmadı.

    Dokunulmadık dağ, bayır, yayla, yamaç, vadi, ova, çayır, mera, sahil, orman, koru, milli park, tabiat parkı, doğa koruma alanı, sulak alan, yeşil alan, ağaç kalmadı. Son kalan ağaçlar da belediyeler tarafından budama adı altında telefon direklerine çevrildi.

    300 bin kişi öldürüldü, ülke kan gölüne döndü, şehirler, ilçeler, kasabalar, köyler yerle bir edildi, 18 milyon kişi yer değiştirdi, 5 milyon kişi yurt dışına kaçmak zorunda kaldı ve Suriye'ye demokrasi getirildi. Bu arada ılımlı (!) muhalefetin, köyleri içindekilerle birlikte yaktıkları belgelendi, belgesel oldu.

    Yılın sözüyle yazımızı bitirebiliriz; 'Önüne gelen meşhur olmak için dozerin karşısına çıkıyor' /Eski Orman ve Su İşleri Bakan'ı Veysel Eroğlu (70 yaşındaki Havva Ana'ya hitaben)

    İyi seneler olsun efendim, inşallah seneye görüşmek üzere…

    (Not: Bilgiler 'Çevre Misyonu Platformu'nun - ÇEVREM -  2015 yılı paylaşımlarından derlenmiştir)
    https://www.facebook.com/cevremisyonuplatformu/

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak