Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Çevreciler (!)

Yeşim Seçen

    11 Mayıs 2011

    'Bakan çözdük dedi ama çevreciler endişeli' (Akşam, 10 Mayıs 2011)

    'Bodrum'a taş ocağı açılması gündemde, çevreciler tepkili' (Zaman, 15 Ekim 2005)

    'Çevreciler Mustafa Sarıgül`e tepkili!' (Vakit,  19 0cak 2010)

    'HES Üretime Başladı; Çevreciler Tepkili' (Ajans Rize, 10 Mayıs 2011)

    'Erzinli Çevreciler Termik Santrallere Tepkili' (Cihan Haber Ajansı, 7 Mayıs 2011)

    'Santralin yeri belli çevreciler tepkili' (Hürriyet, 13 Nisan 2006)

    'Eğirdir Gölü'nün çevresinde çöplük alanı oluşturulduğunu belirten çevreciler, duruma tepki gösterdi' (Cumhuriyet, 13 Nisan 2011)

    'El ele tutuşan on binlerce çevreci, 'Nükleer santral istemiyoruz, 'Türkiye Japonya olmasın' sloganları attı.' (Radikal, 17 Nisan 2011)

    'Çevreciler, barınağın yapılacağı yere gelerek tepki gösterdi.' (DHA,  18 Şubat 2011)

    'Yazılı pankartlar ile toplanan çevreciler inşaat önünde eylem yaptılar.' (Bodrumca Gazetesi, 25 Aralık 2009)

    'Çevreciler Tunceli baraj projesine tepkili' (CNN Türk, 8 Eylül 2009)

    'Mogan Gölü'nde balık ölümlerinin önü alınamıyor. Çevreciler tepkili' (Radikal, 14 Kasım 2009)...

    Bolunun Sesi Gazetesi'nin sevgili okurları, çeşitli tarihlerde yayınlanmış ulusal ve yerel medyadan derlediğim bu haberleri uzatıp gitmek mümkün. Hemen dikkatlerinizi çekeceği gibi bu haberlerin ortak noktasını 'çevrecilerin tepkili olması' oluşturuyor.

    Medya, ne yazık ki insanoğlunun kendi elleriyle derlediği en büyük sorun olan küresel çevre tahribatına dikkati çekmeye çalışan grupları, magazin kahramanlarına dönüştürecek bir yakıştırmayla 'çevreciler' diyerek tanımladı(!)

    Evet, 'çevreciler tepkili'!

    İyi de kim bu çevreciler?

    Şehir efsanelerinin kahramanları mı?

    Ünlü İspanyol yazar Miguel de Cervantes Saavedra (Cervantes)'in romanı ve romanın kahramanı Don Kişot'un yel değirmenlerine saldırması gibi bir hayalin peşinden mi koşturuyorlar?

    Belli ki, gezegenimizi kuşatan çevre sorunları, küresel ısınma ya da buzul çağının başlangıcı, endüstriyel zehir ve karbon emisyonu, asit yağmurları, yok edilen yağmur ormanları, sulak alanlar, kuruyan Aral Gölü, yakılan yüz binlerce hektar orman olumsuz etkilerini çevreciler üzerinde gösteriyor (!)

     Sularımıza karışan zehirli kimyasallar, evsel atıklar, ağır metaller, havamızı kirleten, hayatımızı solduran radyasyon bulutları ve yağmurları, delinen ozon tabakası yalnızca çevrecilere zarar veriyor (!)

    Sadece çevreciler mono sodyum glutamat, Potasyum Sorbat, Potasyum Metabisülfit, Aspartame veya Sodyum Nitrat gibi gıda katkılarından etkilenmekte, sularımıza karışan cıva, kadmiyum, kurşun, çinko gibi ağır metallerden zehirlenmekte (!)

    Nükleer santrallerin infilak etmesiyle açığa çıkan radyoaktif sızıntı ve serpinti sadece çevreci denilen bu grupları kanserin acımasız ellerine teslim etmekte (!)

    Hayatımıza giren ve yaşamı allak bullak eden plastik denen kahredici buluş, çok şükür geniş halk kitlelerini, köylüyü, çiftçiyi, esnafı, işadamını, sıradan vatandaşı es geçerek, sadece çevrecilere zarar vermekte (!)

    Uzatmayayım; halkımızı ilgilendirmeyen çevre felaketleri, doğal tahribat, geri dönüşü olmayan küresel yıkım, tepe taklak olan doğal denge, eriyen kutuplar ve her yıl santim santim yükselen okyanus su seviyeleri çevrecileri hedef almakta, onları bulup avlamakta (!)

    Onun için mizahi bir yükleme yapılmışçasına ötekileştirilen 'çevreciler' sözcüğünü hiçbir zaman sevemedim!

    Onun için ben çevreci değilim!

    Belki çevre sorunlarına duyarlı bir insan olabilirim ama medyanın anlam yüklediği o sözcükteki kişi yani 'çevreci' ben değilim!

    Ben de bu ülkenin sıradan bir insanıyım ve diğer ilgisiz vatandaşlarımız gibi çevre sorunlarından kaynaklanan tehlikelerin beni görmezden geleceğine inanmak istiyorum.

    Yani, ilgilenmezsem, görmezsem, görmemezlikten gelirsem, gözlerimi ve kulaklarımı kapatırsam, Fukişama Nükleer Santrali'nden sızan radyasyon üzerimize yağdığı zaman, beni etkilemeyecektir (!)

    Arkamı dönersem, Kazdağları'nın bağrını delen siyanürün zehrini suya karıştırıp, bardaklar dolusu içmiş olsam bile bana zarar veremez (!)

    Ben bu ülkede yaşıyorum ama ülkenin tüm güzel köşelerine beton atılsa, vadileri taşla ve toprakla doldurulsa, gölleri kurutulsa, ormanları kesilse ya da yakılsa, gökyüzünde soluk alacak oksijen kalmasa, yağmur yerine sülfürik asit yağsa, çevreci olmadığım için bana dokunmayacaktır (!)

    Son balık tutulduğu zaman, ben kâğıt para yiyerek hayatımı sürdüreceğim ama ya çevreciler?

    İçecek su kalmadığı zaman bunu çevreciler düşünsüler çünkü ben çevreci olmadığım için bir şekilde içebilecek su bana gelecektir (!)

    Ozon tabakasını Birleşmiş Milletler kararıyla tümden kaldırsalar bile beni asla etkilemeyecektir ama çevreciler yanacak, pişip kavrulacak ve de mahvolacaklardır (!)

    Onun için böylesine rahatım, kaygısızım, sorumluluğum ve derdim de yok (!)

    Sözün kısası, bu felaketler, kıyamet görüntüleri, yok olan doğa, bir daha geri gelmeyecek şekilde yok ettiğimiz hayvan ve bitki nesilleri beni hiç ama hiç ilgilendirmiyor; 'çünkü ben çevreci değilim' (!)

    Ve bu yazıyı da çevrecilerin tepki göstermeyip mutlu, turizmcilerin ise tepkili olduğu ironik bir cümleyle daha doğrusu haber başlığıyla bitirmek istiyorum;

    Çevreciler mutlu, turizmciler tepkili

    Muğla'nın Dalaman İlçesi'ndeki Türkiye Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne (TİGEM) ait 34 bin 399 dekarlık arazinin Bakanlar Kurulu'nca turizm alanı ilan edilmesine ilişkin kararın Danıştay 6'ncı Dairesi'nce iptal edilmesi, çevrecileri sevindirdi. Turizmciler ise karara tepki gösterdi (Milliyet, 11 Mayıs 2011, Çarşamba)...

     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak