Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Dünyamız nereye gidiyor?

Yeşim Seçen

    2 Şubat 2011

       Globalleşen ve sözde teknolojisini geliştirerek modernleşen (!) dünyamız nereye gidiyor?

       Nüfusunu kısa sayılabilecek bir zaman diliminde katlayan ama kaynakları aynı kalan, hızla ve geri dönüşü olmayacak bir şekilde kirlenen, kirletilen dünyamız nereye gidiyor?

       Kaynaklarını; 'kullan ve at, sonra yenisini al ve onu da kullan ve at, sonra da bir başkasını al ve kullanıp onu da at ve daha yenisini al...' kısır döngüsüyle üreterek, süratle tüketen dünyamız nereye gidiyor?

       Sözde eğitilen ama sözde eğitildikçe canavarlaşan, yüreğindeki tüm insani duyguları söndüren, paraya ve maddeye tapan dünyamız nereye gidiyor?

       Arkanızı döndüğünüz anda üzerinizdeki kıymetli her şeyinizi almaya, bunun için sizi öldürmeye hazır dostlar, tanıdıklar, akraba ve hısımlar yetiştirip topluma salan sözde eğittiğimiz, modernleşen insanlarla (!) dolup taşan dünyamız nereye gidiyor?

       Meydanlarda kendilerine sorulan sorulara doğru cevap verebilmeleri için okuma yazma bile bilmeleri gerekmeyen, sadece haberleri izlemiş olmaları yetecek olan insanları (!) yetiştiren dünyamız nereye gidiyor?

       Alacaklısını, borçlusunu, sevdiğini, eşini, kocasını, kardeşini, teyzesini, öğretmenini, yöneticisini, işçisini, ortağını, yan bakanı, trafikte tartıştığını, hasmını, yoldan geçeni, balkondan bakanı, rakip takım taraftarını, siyasi karşıtını, trafikte araç kullananı, taşıdığı yolcularını, yanında otomobiliyle gezdirdiği arkadaşlarını, vuran, bıçaklayan, öldüren, kaza yaparak hayattan kopartan insanlarla (!) kuşatılan dünyamız nereye gidiyor?

       Bir yangın sırasında yerde yatan yaşlı ve çaresiz bir insan kardeşini kurtaracak yerde, masadaki çantasını, kredi kartını ve cep telefonunu kurtaran insanlarla (!) kalabalıklaşan dünyamız nereye gidiyor?

       'Birbirinizi sevin, başkalarını yargılamayın!' diyen Yaratana inat, birbirine düşman olan, birbirinden nefret eden, bölündükçe bölünen, küçüldükçe küçülen, yere düşene yaklaşmayan, mümkünse düşene bir tekme de atabilen insanlarla (!) hıncahınç dolan dünyamız nereye gidiyor?

       Yan komşusunun bir cinayete kurban gittiğini akşam televizyonda haberlerden öğrenen, duyarsızlaşan ve bu dünyada ne için yaşadığını unutan, amaçsızca vakit dolduran insanlarla (!) kuşatılan dünyamız nereye gidiyor?

       Komşusunun derdini,  üzüntüsünü paylaşmayan, hastaysa 'ilacın var mı?' diyemeyen, 'karnın aç mı?' diye sormayan, 'işsiz mi kaldın?' diyerek (yalandan da olsa) üzüntüsünü paylaşmayan ama zorda, darda kalanları mahalle dedikodularına günlük malzeme yapmaktan çekinmeyen insanlarla (!), komşularla (!), dostlarla (!) çepeçevre kuşatılan dünyamız nereye gidiyor?

       Gösteriş budalası 500 kişinin magazin basınında dillere dolanmasına heveslenen ve sanki 75 milyon insan böyle yaşıyormuş gibi bunların peşine düşen, onlar gibi olmak için çabalayan, bu uğurda bin bir takla atan, kişiliğini, onurunu, insani yönlerini ayaklar altına seren kitlelerden geçilmez olan dünyamız nereye gidiyor?

        Uzaklarda bir yerde ama kendi öz yurdunda, yırtık kara lastikleriyle, yamalı önlüğüyle karda kışta, yağmurda çamurda, kırık dökük köprülerden, su birikintilerinden geçip giderek okuluna varmaya, bir şeyler öğrenmeye çabalayan çocuklarımızın gözyaşlarını görmemezlikten gelen, 'eğer bir yerlerde bir çocuk ağlıyorsa, o toplum ondan bir şeyler çalmıştır!' evrensel gerçeğini unutan insanlarla dolup taşan dünyamız nereye gidiyor?

       'Çılgınlaşan trend!' masallarıyla gözleri boyayan, kulakları sağır eden bir takım sözde kanat önderlerinin oyununa kolaylıkla gelen, lüks ve ihtişamın ardında yola koyulan, otomobilin en gösterişlisine, evlerin en lüksüne, giysilerin en albenilisine ve çeşidine, yaşamınsa en sefiline yönlendirilen kitlelerle balık istifi dolan dünyamız nereye gidiyor?

       Yaşadığı doğal ve sosyal çevreye, ebeveynlerine ve diğer aile bireylerine, yurduna, büyüklerine, küçüklerine, tüm ulusal ve evrensel insani değerlere, Yaratanın koyduğu prensiplere düşman olan insanoğlunun(!) üzerinde yaşadığı ve bir zamanlar gerçekten güzel olan dünyamız nereye gidiyor?

       Yaratanın sevgi ve merhamet duygularıyla çepeçevre kuşatıldığı halde, kendi yüreğinden başkalarına sevgi ve merhamet aktaramayan, sevmeyen, sevemeyen, çevresine sadece acı,  gözyaşı, hırs, yalan, kin, nefret ve ölüm bulaştıran insanoğlu nereye gidiyor?

       Bu soruları sayfalar dolusu uzatmak mümkün ama ben bunu yapmayacağım ve sadece şunu sorarak bu sorular zincirini bitireceğim; 'bir düşünün lütfen, bu soruları bir kez daha okuyun ve yeniden düşünün; dünyamız bu koşullar ve davranış modelleri altında geleceğe, bırakın uzak geleceğe, yakın bir geleceğe dahi gidebilir mi?

     

     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak