Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Çevre eğitimi üzerine birkaç söz

Yeşim Seçen

    8 Ağustos 2011
         Son makalemde ağaçların faydası üzerine bir konuyu sizlerle paylaşmıştım. Her ne kadar ağaçların faydası hepimizce biliniyor gibi görünse de, uygulamada bu eşsiz bitki türlerinin pek de sevilmediği, korunmadığı, itilip kakıldığı, kesilip yakıldığı gibi bir gerçeği görmezden gelmek mümkün değil.
         Böylesine önemli görevleri olan ağaç, bitki toplulukları ve ormanların çok ciddi önlemlerle korunması ve sahiplenilmesi, ağaç katliamlarının önüne geçilmesi, ulusal seferberlik duygusuyla ağaçlandırma kampanyalarının yapılması, ağaç sevgisi üzerine çok ciddi, kalıcı ve sürekli geliştirilen tanıtıcı eğitim projelerinin uygulamaya sokulması acilen gerekmektedir.
        Ağaçlarla ilgili eğitimin; 'ağaç güzeldir, faydalıdır, iyidir, hoştur, ağacı sevelim, ağaç dikelim, koruyalım' vb gibi, hiç kimse için bir anlam ifade etmeyen klişeleşmiş sloganlardan kurtarılarak, 'sözde' değil 'özde' ağaç sevgisinin ve bilincinin oluşturulması çok önemlidir.
         Bu amaçla, eğitim sistemimizde ciddi reformlar yapılmalı, çocuklarımızın çevre ve doğa bilincini yakalayabilmesi sağlanmalıdır.
    Kişisel gelişim sürecinde 0-7 yaş dönemi çok önemlidir. Fransa'da suçlular için kullanılan '7 yaşı eksik' deyimi, 0-7 yaş döneminin ve bu dönemde verilecek eğitimin ne kadar önemli olduğunu vurgulayan bir özdeyiştir. Bizim de, 'ağaç yaşken eğilir' özdeyişi, bu görüşü kuvvetlendiren bir cümledir. Bizler yavrularımıza, ne verebileceksek, 7 yaşına kadar vermek zorundayız. Bu konuda ailelere yani ebeveynlere çok önemli roller düşmektedir. Her ne kadar ezici bir çoğunluk olarak ebeveynlerin eğitilmemiş olduğunu düşünüyor olsak da, aile içi eğitimin eksik kalması, sistemin tümüyle aksamasına yol açacaktır (ve açmaktadır).
         Gerçekte, öncelikle ebeveynlerin hızlandırılmış bir bilinçlendirme programıyla elden geçirilmesi gerekiyor. Bu yazdıklarım eğlenceli gibi görünüyorsa da, elbette bir ütopya değil. Eğer bu konuda adım atmayı geciktirirsek, hiçbir yere varamayacağımızı hep birlikte göreceğiz.
         Belki teknolojimizi geliştirerek, ülkeyi allayıp pullamayı becerebiliriz ancak, kurduğumuz makyajlı organizasyonu korumayı beceremediğimizi de er veya geç mutlaka farkederiz. Zaten hayatın içerisinde de bunları yaşamıyor muyuz?
    Örneğin,milyonlarca lira, emek ve zaman harcayarak harika bir şehir parkı kuruyoruz ancak 1-2 sene geçmeden, aydınlatma lambalarıyla, banklarıyla, yeşillikleriyle, tuvaletleriyle, ağaçlarıyla ve diğer enstrümanlarıyla bu parkın ilk günkü özelliğini taşımadığını, dökülmeye başladığını görüyoruz. Yani bir şeyler yapıyoruz ama koruyamıyoruz. Çünkü yapmak için biraz finansman, bir proje ve emek yeterli ama korumak için bilinçli bir halk ve kamu otoritesi gerekiyor!
    Çocuklarımızın doğayı kavraması, ona dokunması, ağaçları, çiçekleri ve her çeşit bitkiyi tanımaya çalışması, doğal ortamlarda çeşitli aktvitelerde bulunması, kırlarda koşuşturması, çevre kuruluşlarından, görsel ve yazılı materyallerden destekler alması, bu bilincin kazanılmasında çok ciddi rolller oynayacaktır.
         Ormanlık ve kırlık alanlar, korular, ağaçlıklar, çayırlar, yaylalar, akarsu vadileri, deniz ve göl kıyıları, sulak alanlar gibi doğal ortamlar pozitif enerjinin, oksijenin yoğunlaştığı, insan organizması için zararlı gaz, toz, partikül vb gibi maddelerin ciddi oranlarda azaldığı yerlerdir. Bu tür yerlerde geçirilecek uzunca saatler, şehir stresiyle yorulan organizmaları canlandırıp, her çeşit negatif baskıyı azaltacak, azalan vücut direncini artırırken, kaybolan sağlığı yeniden yaratacaktır.
    Doğayla barışık toplumların daha sağlıklı nesiller geliştirdikleri, sosyal ve ruhsal anlamda daha dengeli davranış modelleri oluşturabildikleri, fiziksel olarak zinde ve daha aktif olabildikleri bilinmektedir.
         Bu açıdan, çevreye ve doğa bilinci yaratmaya, korumaya yönelik medya ortamının (kitap, dergi, gazete, broşür, televizyon yayıncılığı, internet sitesi vb) devlet tarafından desteklenmesi, vergi, KDV, ÖTV gibi yükümlülüklerden muaf olması, istikrarlı bir gelecek, sağlıklı bir toplum ve çevre için çok ama çok önemlidir.
         Bunun yanında çevre ve doğa koruma amaçlı platformların, dernek ve kuruluşların, organizasyonların aynı koşullarla desteklenmesi de bir o kadar önemlidir. Bu tür kuruluşlara başlangıç yani kuruluş aşamalarında karşılıksız (hibe) kredi, her çeşit yatırım finansmanı, proje desteği, vergi muafiyetleri, tanıtım ve iletişim ortamlarından yararlanabilme kolaylığı gbi bir dizi desteğin sunulması, çevre bilincinin yaygınlaşmasında önemli adımlar atılmasını sağlayacaktır.
         Son söz olarak; ormanların yok olmasını, göllerin ve akarsuların kurumasını, buzulların tamamen erimesini, gökyüzünün tümüyle kararmasını beklemeden, yediden yetmiş yediye hep birlikte adımlar atmamız gerektiğini; ebeveynlere, ulusal ve yerel yöneticilere, kamuya ve özel sektöre, eğitimcilere, din görevlilerine, askeriyeye, her çeşit sivil toplum kuruluşlarına, medyaya ve özellikle de görsel medyaya çok önemli görevler düştüğünü hatırlatmak istiyorum.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak