Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Av denilen katliam türünü önleyecek kimse yok mu ?

Yeşim Seçen

    26 Mart 2012
         Uzunca bir süre önce gazetemizin 'Konuk Yazar' köşesinde Ayhan Can imzasıyla yayınlanan 'Canavarlaşmış Avcılar' adlı makaleyi okuduğum zaman, gerçekten rahatsız olmuş ve konuyu gündemde tutmayı sağlayacak, av karşıtı bir yazı yazmaya karar vermiştim. Bu makalenin yayınlandığı günlerde, gündemi işgal eden başka konular olduğu için, bu konuyla ilgili yazacağım makaleyi kaleme almamış, ilerilerde bir gün yayınlarım diye düşünmüştüm. Sanırım bu yazının yayınlanmasının zamanı geldi...
           Gerçi Ayhan Can'ın makalesinde katliamla ilgili dehşet verici bir ayrıntı yoktu ama bunu göz önüne getirmek çok kolay bir şeydi ve öteden beri karşı çıktığım, hiçbir zaman anlayamayacağım 'av' denilen hayvan katliamı türüne bir kez daha ve 'çok daha gür sesle' karşı çıkılması, gündemde tutulması gerektiğine inandım. Yazıyı kaleme alan Sevgili Ayhan Can Bey, kaleminize sağlık ve bu sımsıcak insani duygularınız için, geç de olsa yürekten teşekkürler..
         Ayhan Bey, hangi avcı romantiklikten bahsedebilir ki? Belki bahsediyordur ama kim inanabilir onun bu sahte sözlerine ya da duygularına?
          Birçoklarına göre, İspanya'da, arenalarda katledilen boğalar için İspanya'ya gitmek, arenada bulunmak ve matadorların vahşice sergilediği 'düşük vasıflı karakteri stilize eden öldürmeden kaynaklanan tatmin duygularını gülümseyerek, alkışlayarak, yerinden fırlayıp tepinerek izlemek romantik gelebilir ya da turizm etkinliği gibi görülebilir ama bu, matadorların ve izleyicilerin ilkelliğe ve barbarlığa o an için ortak oldukları duygusunu asla değiştiremez!
    Romalıların arenalarda aslanlara attığı esir, köle ya da gladyatörlerin, aç hayvanlar tarafından acımasızca parçalanışını izlemekle, arenadaki boğa güreşi arasında bence hiçbir fark yok. İşte, av ile bu sefil öldürme duygularının yaşandığı arenalardaki vahşet arasında da hiçbir fark yok. Tek fark, zaman içerisinde, av ve avcının yer değiştirmesi!
         Bugün, birçok global ve yerel silah tüccarı ve üreticisi, sanki matah bir iş yapıyorlarmışçasına, ürettikleri öldürücü silahları, fuarlarda, reklamlarda, çeşitli etkinliklerde gururla tanıtmakta. Oysa ortaya koydukları ürün, sadece acı veren, can yakan, iç acıtan bir ürün. Ardında, yitip giden yaşamlar, yarım kalan sevgiler, yetim ya da öksüz kalan çocuklar, dul kalan eşler, unutulan hatıralar, acı ve gözyaşından başka hiçbir şey bırakmayan bir ürün yani silah!
         Konuya dokununca ucu açık bir makaleye dönüşüyor yazılacaklar. Av denilince silaha geldik, silah denilince acıya, gözyaşına, sonra ruhsata, çıkar ilişkilerine ve dolara!
        Tamam, bunu anlayabiliyor insan, birileri öldürücü silahları satacak ve para kazanacak!
         Peki kaç kişi bu birileri ve karşılarında kaç kişi var?
        Alt alta toplasan, tüm ülkede silah üreticisi işadamı sayısı bir-iki düzineyi geçmez. 5-10 bilemedin 20-30 kadar da silah ithalatçısı çıkar. Karşısında ise milyonlar var ama şu işe bakın siz, bu iki düzine adamın dediği oluyor!
         Bence bu olmamalı, eşyanın tabiatına aykırı bu! Eğer siyasetçiler oy almak istiyorlarsa, 50-100 kişinin değil, milyonların gönlünü almak zorunda olmalı ama ne yazık ki çoğu kez bunun tersi oluyor. Kamu yönetimine talip olan tüm siyasi partiler, seçimden seçime oy verenlerini hatırlıyor!
         Demek istiyorum ki, devletin gücü yok mu?
         Yasaklasın artık bu sivil amaçlı silah üretimini, ithalatını ve av denilen katliamı! Biliyorum, kolay olmaz, fabrikalar var, çalışanlar var, pazarlama ağında yer alanlar ve tüm bunların aileleri var! Sonra da 'Avcılar Cemiyetleri' ve ava meraklı milyonlar.
         Bir başka bildiğim de, ilerleyen zaman sürecinde, avın tüm dünyada yasaklanacağı, bir gün sivil amaçlı her çeşit silahlanmaya son verileceği. Çünkü belli bir bilinç seviyesine ulaşan insanlık, bu gibi ilkelliklere bulaşılmasına asla izin vermeyecektir.
         Peki, bunları önceden görerek, şimdiden bir takım önlemler ortaya koymak çok mu zor? En azından avlanmayı ve silah taşımayı, satın almayı zorlaştıran, kurallara uymadan, vurduğu av sayısına, yere, geceye, gündüze bakmadan avlananı acımasızca cezalandıran uygulamaları başlatmak çok mu zor?
         Belki medeniyetin gelişmediği dönemlerde avcılık gerekliydi, insanlar besin kaynaklarını bir şekilde bu yolla temin edebiliyordu ama bu yüzyılda, yeryüzünden her yıl yüzlerce hayvan ve bitki türü silinirken, ava izin vermek bana göre çevre katliamından, insanlık suçundan başka bir şey değil!
         Sözü fazla uzatmadan diyorum ki; ''bence av, bir an önce tamamen yasaklanmalı ve bu canice 'öldürme' içgüdüsünün tatminine son verilmelidir!'

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak