BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Hayatımızdan çıkıp giden çevre ve kültür değerleri

Yeşim Seçen

    25 Nisan 2011

         Sevgili Bolununsesi Gazetesi okurları, Çevre Misyonu Platformu'nda paylaştığımız bir makaleyi sizlere aktarmak istiyorum. Benim çok beğendiğim bu yazıyı, sizlerin de beğeneceğiniz ve merakla okuyacağınıza inanıyorum..
    'Zaman hızla akıp gidiyor ve dünyayla birlikte Türkiye de hızla değişiyor(!)
    Sanırız bu hızlı değişim sürecinde ve önümüzdeki 10 yıl içerisinde, dünyamızdaki ormanların yüzde 40'ını yitireceğimizi birçoklarımız bilmiyor!

    Siz bu yazıyı okuduktan sonraki geçecek 1 saatte ise, yeryüzünde 183 kilometrekare büyüklüğündeki bir ormanlık alan ne yazık ki yok olacak ve geçen her bir saatte bu korkunç yok oluş yaşanmaya devam edecek! (Global Forest Watch)

    24 saat içerisinde yok olacak orman miktarı ise, 4392 kilometrekare!

    Her yıl, Tazmanya Adası'nın yarısı büyüklüğünde yağmur ormanı yok oluyor ve Madagaskar yağmur ormanlarının yüzde 90'ı yok olmuş durumda. Oysa sadece Amazon ormanları, yeryüzünde soluduğumuz oksijenin yüzde 20'sini sağlamakta!

    İnsanlığın geçirdiği 8 bin yıllık süreçte, dünya üzerindeki ormanların yüzde 50'sinin yitirildiği biliniyor ve bu yok oluş hızı şu anki ivmeyle sürecekse, hepimizi çok yakın bir gelecekte korkunç bir dehşet tablosu bekliyor! (World Resources Institue)

    Ülkemizdeki orman yok oluş sürecindeki rakamlar da ürkütücü. Örneğin Çevre ve Orman Bakanlığı verilerine göre, 1935-2010 yılları arasında yok edilen orman alanı miktarı neredeyse yarım milyon hektara doğru hızla koşuyor!

    Yakarak, keserek, tarla veya imara açarak, kaçak yapılaşarak, endüstride ve turizmde kullanarak, maden sahası yaparak, taş ocağı kurarak, yol geçirerek, HES kurarak yok edilen ormanların yerine aynı oranlarda ağaçlandırma yapıldığını ise asla düşünmemelisiniz, çünkü böyle bir şey yok!

    Yaşamın kaynağı olan doğa, acımasızca katlediliyor ve ne yazık ki birçoğumuz olayın ciddiyetinin farkında bile değiliz. Oysa bir insanın yaşamı boyunca doğaya verebileceği zararı nötr hale getirebilmesi için kişi başına (yaşamı boyunca) yaklaşık 500 ağacın ekilmesi gerekiyor ve böyle bir şey de yok elbette!

    Bizleri böylesine sevgisiyle sarıp sarmalayan, sağlık ve moral aşılayan, estetik güzellikler sunan, yaşama sevinci veren doğaya ve ağaçlara, sonrasında da tüm flora ve faunaya karşı büyük bir haksızlık yapıyor, gerçekte ise 'bindiğimiz dalı kesiyoruz'!

    Şu ana kadar anlattıklarımız, sadece doğaya daha doğrusu ağaçlara ve ormanlara yönelik kayıplarımızın küçük ve genel bir değerlendirmesi ancak iş bu kadarla sınırlı kalsa yine de kendimizi avutabilecek bir şeyler bulabiliriz ama elbette yıkım bu kadarla sınırlı değil!

    Ne yazık ki, önümüzdeki 10 yıl içerisinde 20 bin çiçekli bitki türü yeryüzünden tamamen yok olacak!

    Artık her on yılda bir, yağmur ormanlarında yaşayan türlerin yüzde 5-10 oranındaki bölümünün nesli tükeniyor!

    Her gün onlarca küçük tür, bir daha gelmemek üzere yeryüzünden siliniyor!

    Tek bir türün yok oluşu, ona bağımlı olan onlarca türün de yok olmasına neden oluyor!

    Bilim adamları, yeryüzündeki canlı türlerinin 500 milyon yıllık süreç içerisinde 6 kez toplu yok olmayla karşılaştığını ve şu an 7. yok oluş sürecinin yaşandığını yüksek sesle söylüyorlar!

    Ve yine bilim adamlarına göre bu yok ediş süreci bu hızla devam ederse, 21. yüzyılın sonuna kadar, yeryüzündeki bitki ve hayvan topluluklarının yarısı yok edilmiş olacak!

    Evet, bitki ve hayvan türleri bir daha geri dönmemek üzere insanoğlunu ve gezegenimizi terk ediyor ve bunun tek nedeni, bir türlü gem vuramadığımız, 'ne pahasına olursa olsun para kazanma hırsı'

    İnsanoğlu boş durmuyor, bir sinema filmi karakteri olan terminatör edasıyla önüne çıkan ve kendi geleceğiyle doğrudan bağlantılı olan her şeyi yok ediyor. Üstelik bu yok edişi, bitkilerle ve hayvanlarla sınırlı kalmıyor. Bir yandan topografyayı, el değmedik doğal ortamları ağır iş makineleriyle hallaç pamuğu gibi atarken, binlerce sene öteden gelen kültürel değerleri de tahrip ediyor ya da sular altında bırakıyor.

    Son 10 yıl içerisinde; Hasankeyf (Ilısu Barajı), Allioni (Yortanlı Barajı), Zeugma (Birecik Barajı), Samsat Antik Kenti (Atatürk Barajı), birçok tarihi höyük (Karakaya Barajı) vb gibi insanlığın evrensel mirası olan tarihi kent, belde ve kalıntı sular altında bırakıldı, bırakılmaya da devam ediliyor!

    Görünüşe göre de, başımızı taşa çarpmadan duracak gibi de görünmüyor insanoğlunun bu yıkım merakı!

    Hiç olmazsa ardımızda, doğaya meraklı, çevreye duyarlı, yok oluşa seyirci kalmayan yeni bir kuşak bırakabilsek!

    Çevre Misyonu Platformu (ÇEVREM)'

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak