BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Anekdotlarla 2012 yılında çevre !

Yeşim Seçen

    31 Aralık 2012
    2012 yılı dünya ve ülkemiz 'çevre karnesi' de pek parlak değil ve ne yazık ki yine eksilerle dolu. Kamu yönetiminin ve yerel yönetimlerin bu eksilerdeki payı ise inkâr edilemez. AB Müktesebatı kapsamında yer alan Avrupa Birliği Çevre Mevzuatı,  bir dizi değişiklik yapmamızı ve en önemlisi uygulamamızı salık veriyor ancak kâğıt üzerinde gerçekleştirilen yasal değişikliklerin, uygulamada doğa ve çevremizi korumaya yetmediğini, doğal ortamların allak bullak edildiğini görüyoruz. Elbette durum bunlarla da kalmıyor ve bakın çevre adına, doğa adına ne gibi eksilerle 2013 yılına adım atıyoruz...
    *2012 yılında uzunca bir aradan sonra gerçekleşen Rio+20, tam bir fiyaskoydu. 20 yıl aradan sonra çevreyle ilgili yapılacak şeyler adeta bir temenni, neredeyse dua ölçeğinde kaldı yani işi Allah'a bırakan bir yaklaşım tüm dünyayı ve çevrecileri şaşırttı. Zaten 20 yıllık ara da bunun kanıtı değil miydi...
    *2012 yılında, III. Boğaz geçişi projesiyle 2 milyon ağacın kesilmesi gündeme bomba gibi düşüverdi
    *İstanbul'a yeni havaalanı projesi de artı 2 milyon ağacın yok edilmesi anlamına geliyordu.
    *Sarıyer sırtlarından başlayıp, Belgrad ormanlarına, Zekeriyaköy'den Kilyos sahillerine kadar uzanan Kuzey Ormanlarının sık sık beton yapılarla, sitelerle, villa projeleriyle, gross marketlerle kesintiye uğratılarak, talan edildiğine şahit olduk.
    *2 bin HES projesine bir başka 2 bin HES projesinin ekleneceğini, peşinden de bin adet HES'in geleceğini öğrendik. Bu tam olarak ve ayrımsız tüm akarsu vadilerinin, eşsiz habitatların tahrip edileceği anlamına geliyordu.
    *Nur topu gibi üç adet yeni nükleer santralimizin olacağını, işe Mersin Akkuyu'dan başlanacağını öğrenirken, 'Madem nükleer risk alıyoruz, o halde 3-5 bin HES yaparak ne diye akarsu vadilerini tahrip ediyoruz?' sorusu kafalarımızı kurcalamaya başladı.
    *Betonlaşma tüm ülkeyi esir aldı. Örneğin, Sapanca Gölü etrafındaki dağların zirvelerine villalardan oluşan siteler boy gösterirken, Trabzon'da bulunan Uzungöl'ün kıyıları beton bir duvarla kaplanarak, göl büyük bir havuza dönüştürüldü.
    *Bolu Belediyesi'ne verilen Gölcük Tabiat Parkı sirke çevrilirken, Kaz Dağları ve Spil Dağı maden kazılarına kurban edilerek, maymuna döndürüldü.
    *Hızlı tren projesine kolay yoldan ve ucuz taş temini için, Maşukiye gibi eşsiz bir doğal ortamın, taş ocağına kurban edileceğine şahit olduk.
    *21 Aralıkta kıyametin kopacağını ama bunun daha ileriki bir tarihe erteleneceğini, Marduk denilen baş belası yıldızın dünyamıza çarpmayacağını, Mayaların bu işi sulandırdığını, 'gelecekle kafa yaptıklarını' anladık.
    *Marmara Denizi'ndeki kirlilikte ve yaşam formunda kritik eşiğe gelindi. Balıkların barınabileceği dip tabanının bozulduğu, tabakaların değiştiği, sudaki erimiş oksijen kaynaklarının tükenmek üzere olduğu ve deniz suyunun bir başka sıvıya dönüşmeye başladığı belirlendi.
    *Gezegenimizin ve ülkemizin sulak alanlarının yüzde 50'sinin yok edildiği kanıtlandı.
    *Ankara'nın son sulak alanı Mogan Gölü'ne deniz uçağı indirileceği ve bunun habitattaki yaşamı zora sokacağı görüldü.
    *Anzer Balı ile Benzer bir başka doğal ortamdan elde edilen balın, sağlık ve kalite açısından hiçbir farkının olmadığı gündeme taşındı.
    *Uluslararası saygınlığı olan ve çeşitli milletlere mensup 22 bilim adamı, 'hızlı nüfus artışı, çevresel yıkım ve iklim değişikliğinin gezegenimizi geri dönüşü olmayan bir yıkımın eşiğine getirdiğini ve bu değişimlerin dünyamıza göktaşı çarpmış gibi bir etki yapabileceğini' deklare etti.
    *Bodrum Usuluk Milli Parkı, bir dizi usulsüz uygulamayla yapılaşmaya açıldı.
    *Dünya mirası peribacalarının arasına, bir düzine betonarme ve ucube yapı monte edilmeye başlandı.
    *Kuzey Kıbrıs'ta bulunan ve Aydın-Muğla illeri arasında da aynı isimle yer alan 'Beşparmak Dağları', taşocaklarıyla tahribata uğratıldı.
    *Korunan sahil şeridinin 10 metreye düşürülmesi için düğmeye basıldı. Bu ise, 'artık sahillerimiz korunmuyor ve korunmayacak' anlamına geliyordu.
    *Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, 'HES'ler çevremizi güzelleştirecek' dedi.
    *Tarihi 'Likör Fabrikası'nın, yıkılıp yeniden yapılarak 'korunacağı' açıklandı.
    *Dünyamızda her yıl 15 milyon çocuğun açlıktan öldüğü belirlendi.
    *Ülkemizde, sadece İstanbul'da günde 2 milyon olmak üzere, her gün10 milyon ekmeğin çöpe atıldığı açıklandı.
    *Ülkemizin ilk ve toplamda üç arboretum'undan birisi olan Yalova Atatürk Arboretum'u, önce harabe olmaya terke edildi, sonra satılarak yapılaşmaya hazır hale getirildi.
    *Uydu fotoğraflarıyla, Ankara Atatürk Orman Çiftliği'nin beton kütlelerle donatıldığı belirlendi.
    *Avrupa Birliği İlerleme Raporu'nun çevreyle ilgili alt başlıklarında, çevre konusunda verdiğimiz sözleri yerine getirmediğimiz yani sınıfta kaldığımız vurgulandı.
    *TEMA Vakfı'nın kurucusu Hayrettin Karaca, Nobel Ödülü'nün alternatifi olarak görülen ve merkezi İsveç'te bulunan, 1980 yılından bu yana her yıl 'dünyamızın en acil sorunlarına yönelik örnek oluşturacak cevaplar ve çözümler sunan kişileri desteklemek ve onurlandırmak üzere', 'Doğal Yaşam Ödülü Vakfı' tarafından verilen 'The Right Livelihood Award / Doğru Yaşam Ödülü'ne laik görüldü.
    *Kemerburgaz Ormanlarının tahrip edildiğini yeniden hatırladık.
    *Sultangazi taşocaklarının, altından kalkılamaz bir çevre tahribatı yarattığı gözlerden kaçmadı.
     *Yapılan yasal değişiklikler sonrası, bu ülkenin tüm coğrafyasında, sit alanları ve korunan tüm diğer alanlar dâhil, maden ruhsatı almak sorun olmaktan çıkartıldı. Kaz Dağları, Karadeniz'in yarı tropikal ormanları da içinde olmak üzere, yüzlerce maden arama ruhsatı, peynir ekmek gibi dağıtıldı ve böylece Bergama ve Kaz Dağları dâhil tüm doğal güzelliklerimiz, korunan alanlarımız maden arama nedeniyle oluşan tahribattan nasibini aldı.
    *Korunan doğal alanların dünya ülkeleri ortalamasının yüzde 13, ülkemiz ortalamasının ise yaklaşık yüzde 4 olduğu açıklandı.
    *Karbon ve diğer sera gazları emisyonunda, üst sıralarda kalmayı becerdik.
    *Grönland ve Kuzey Kutbu'na veda etmek üzere olduğumuz belgelendi ve böylece dünya politik arenasında tek kutuplu dünyadan sonra, coğrafi olarak da tek kutuplu dünyaya alışmak zorunda kalacağımız (nasıl olacaksa?) ortaya çıktı.
    *Son 12 yılda, İngiltere'nin yüzölçümünden daha büyük oranda 'Amazon Yağmur Ormanı' yok edildi.
    *Küresel ısınmaya yol açan dünya karbondioksit emisyonu, bu yıl yüzde 3 artarak 36 milyar tonu aştı.
    *1955 yılında atmosferde 310 ppm (milyonda 310 parçacık) olan karbondioksit oranı, 2012 kasım ayı itibariyle 392,9 ppm'e (milyonda 392,2 parçacık) ulaştı ve ne yazık ki bu rakamın, güvenli olan oranın çok üzerinde olduğu, tüm dünya tarafından biliniyordu...
    BU KISA NOTLARIN IŞIĞINDA, HEPİMİZİN YENİ YILI KUTLU OLSUN...
    (Not; Ben yine de her şeyin daha güzel olacağına, kamu yönetiminin ve yerel yönetimlerin olan bitenin farkına vararak, doğaya ve çevreye sahip çıkacağına inanmak istiyorum)

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak