Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Doğruları anlatmayın, kandırın !

Yeşim Seçen

    18 Ekim 2013

           Erol Taş kötü rollerin usta oyuncusuydu ve sanatının bedelini sokakta da ödemek sorunda kaldı. Halktan sürekli kötü söz işitiyor, Cankurtaran'daki kahvehanesi taşlanıyor, okula giden zavallı çocuğuna okul yollarında sürekli dayak atılıyordu.  Bir başka menfi jön olan Tecavüzcü Coşkun lakaplı Coşkun Göğen, aziz milletimizden az dayak yememiş, sağda solda sağlam olarak park ettiği motosikletini hiçbir zaman sağlam olarak yerinde bulamamıştı. Ya lastikleri kesiliyor, ya aynası kırılıyor ya da başka zararlar veriliyordu... Bir oyuncumuz da, PKK'lı rolünden dolayı sokakta yakalanmış, feci bir dayak yemiş, linç edilmekten zor kurtulmuştu...

          Hazreti Ömer'i rol icabı öldüren sinemanın kötü karakteri Süheyl Eğriboz da, 'Hazreti Ömer'i öldürürsün ha' diyerek odunla saldıran dört kişi tarafından öldüresiye dövülmüş, hayatını zor kurtarmış, kafasına 18 dikiş atılmıştı...

         Halk, sinemayla sosyal hayatı, gerçek dünyayla sanal dünyayı birbirinden ayıramıyordu. Onlar için sinema gerçekti, oyuncular da iyi ve kötü. Ancak ülke bölünürken, ülkenin fiilen bölündüğüne inanmıyorlardı çünkü bu bir gerçekti, film, tiyatro, rol falan değildi... 'yok canım' diyorlardı, 'bölünmez, kimse bölemez'... Sanki bölenler onlara soruyordu. Sanki sorsalar, 'bölmeyin lan' diyerek engel olacaklardı(!)

          'E, bölüyorlar işte, baksanıza, Diyarbakır'da 7 milyon Euro maliyetle İstinaf (Eyalet Mahkemesi) inşa ediliyor, bitti sayılır. Tabelalar, şehir, ilçe, köy, belde isimleri değiştiriliyor, adamlar polis teşkilatı kurdular, dilleriyle eğitim yapılacak, ordu kurmak istiyorlar, sınır karakolları PKK'yı devredildi, ordu sınırdan çekildi, liderleri hapishaneden planlar yapıyor, yol haritaları çiziyor, konferanslar topluyor, bir dediği iki edilmiyor, özerklik verildi, iş resmi ilana kaldı' diyorsunuz, 'yok' diyorlar ama Bizans askeri rolündeki sinema figüranlarına Allah Allah diyerek saldırıyor, bayraklarını indiriyor, Tecavüzcü Coşkun'u yakaladıkları yerde dövüyorlar...

         Bu adamlarla, algı seviyesi yerlerde sürünen arkadaşlarla bu ülke için iyi bir şeyler yapmak ne kadar zorsa, bu ülkeye her türlü zararı vermek, her türlü kötülüğü yapmak da o kadar kolay. Nitekim bu yapılıyor.

          Ne demokrasisi, ne özgürlüğü, ne vatanı, ne de bayrak, ata ve kurucu lider sevgisi? Ordu lağvedilmiş, rejim değiştirilmiş, polis devleti kurulmuş ya da şeriat gelmiş umurlarında değil bu ülkede yer tutanların! Bu kalabalıkların öyle bir özlemi, beklentisi, kaygısı falan yok!

           Kılıçdaroğlu, Bahçeli ya da İşçi Partisi veya TGB ne diye boşa uğraşıyor? Ne diye bu yığınlara vatanın elden gittiğini, bölündüğünü, rejimin değiştiriliyor olduğunu, demokrasinin faziletlerini, cumhuriyeti, Kurtuluş Savaşını, bu ülkenin nasıl kurulduğunu, hukukun üstünlüğünü, yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğini ve olmadığını, bir baskı rejiminde yaşadığımızı, medyanın özgür olmadığını, iş adamlarının ve gazetecilerin korkutulduğunu anlatmaya çalışıyor, anlaşılır gibi değil!

           Boş yere bu insanlara doğruları anlatmaya çalışmayın; tüm dünyanın gördüğü ama onların göremediklerini algılatmaya çalışmayın! Doğruları anlamasını beklemeyin, anlamayacaklardır ve hatta anlamak istemeyeceklerdir çünkü anlamak istemiyorlar çünkü düzgün olmak gibi bir kaygıları yok!

           İstiklal Marşını yasaklasalar, her iki kişiden birisi hapsedilecek deseler, Anıtkabir'i yıkıp yerini imara açıyoruz deseler, tüm ormanları keseceğiz, konutlarla dolduracağız deseler, sizin iyiliğiniz için, tüm komşu ülkelerle savaşa giriyoruz deseler; vız gelir tırıs geçer!

           Kandırın, daha kolay!

           Görmüyor musunuz nasıl kandırılıyorlar ve kandıranların peşinden bir sürü gibi koşuşturuyorlar?

           Bir kilo bulgur, iki paket makarna, en kötüsünden bir litre ay çiçek yağı, bir kutu kötü salça, bir paket tuz, bir paket şeker verin. Takabiliyorsanız bir adet çeyrek altın takın. 10 torba kömürü de verebiliyorsanız ve ceplerine 100'er lira koyabiliyorsanız, bu gidişatı tersine çevirebilirsiniz!

           Ve muhalefete; Klıçdaroğlu ve Bahçeli'ye, diğerlerine yeniden sesleniyorum; KANDIRIN!

           Bir daha iktidardan asla düşmeyeceksiniz!

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak