Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Unutmadık, unutmayacağız !

Murat Gücüm

    12 Kasım 2011

         1999 yılında asrın felaketi olarak adlandırılan 17 Ağustos- 12 Kasım Depremleri sonrasında sık sık kullandığımız iki kelime;
         Konya'da kendi kendine çöken Zümrüt Apartmanı olayından sonra, üçüncü bir kelimeyi daha sorumluluklarımız çerçevesinde önümüze koyuyoruz.
          UNUTTURMAYACAĞIZ...
         Konya'daki Zümrüt Apartmanı tabiri caiz ise bir fiske dahi vurulmadan çöküverdi. Sonuç; altmışı aşkın ölü, onlarca yaralı. 17 Ağustos- 12 Kasım depremleri sonrasında olduğu gibi büyüteçleri elimize aldık ve suçluyu bulduk. "Müteahhit Vedat Kaya"
          Bence sadece müteahhit suçlu değil.
          PEKİ SUÇLU KİM?
          Dalında uzman bir yazarımızın (Oktay Ekinci) tanımladığı gibi suçlu; imar kazançlarına dayalı RANT POLİTİKASI'dır. Bu öyle bir politika ki, üretim yerine- hazıra konma, planlama yerine- fırsatçılık, toplum yararı yerine- kişisel talan.
        Konya'daki Zümrüt Apartmanı'ndaki katliam RANT KATLİAMI'dır.
           Liyakat yerine- sadakati önde tutup ruhsat veren ruhsatsızlar- oy kaygısı ile imar özgürlüğü tanıyan boy boy başkanlar, liderler (anarşizme yol açan özgürlük) listeyi uzatmak mümkün.
          Boğaziçi Üniversitesi'nin İstanbul ve Deprem konulu raporu bu yaşadıklarımıza ne kadar ciddi bir şekilde bakmamız gerektiğini bizlere anlatıyor. Yapılan çalışmalar İstanbul'da 17 Ağustos depreminden bugüne dek içinde yaşadığımız, çalıştığımız, eğitim gördüğümüz, tedavi olduğumuz binaların olası bir depremde yıkılıp yıkılmayacağı halen tespit edilemedi. Hasar gören hastaneler onarılmadı. Diğer devlet hastanelerinde de depreme nasıl hazırlıklar yapıldığı bilinmiyor. Mevcut resim bu. Bunun üstüne öngörülen deprem senaryosuna göre 50 bin binanın hasar göreceğini düşünürsek, kendiliğinden yıkılan Zümrüt Apartmanı'nı da yanına eklersek.
          Neyse... Daha fazla uzatmayalım. Araştırmayı okudukça insan terliyor... Yüreği daralıyor... Sıkılıyor... Ve kızıyor...
         İmar konusunda tam bir keşmekeş, şaşkınlık ve hatta rant cinneti içersindeyiz.
          Yerel seçimlerin yaklaştığı şu günlerde adayların Bolu imarı ile ilgili politikalarını biz seçmenlere açıklamaları gerektiğini düşünüyorum. Tabi ki, Aziz Nesin hikayelerindeki "Bolu'ya deniz getireceğim v.b." açıklamalar kabulümüz değil.
         Bolu Belediyesi'nin geçtiğimiz aylarda başlatmış olduğu bina taraması çalışmasının bir an önce bitirilmesi Belediyemizin esas hedeflerinden biri olmalı.
         Diğer kamu kurumları bina sahibi olan özel, tüzel kurumlar binalar ile ilgili Bolu Belediyesi'nin yapmış olduğu çalışmaya dahil olup tüm Bolu kamuoyuna açık, şeffaf bilgi vermeliler.
          Bu konuda her kurum ve her birey birbirlerine karşı borçlu olduğunu unutmamalılar. Gereğini yerine getirmelidirler.
           Herkesin sorumluluklarıyla ve vicdanları ile bırakıyorum.

          

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak