Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Borcunu ÖDE

Murat Gücüm

    3 Temmuz 2006

    Evdeki faturalara şöyle bir göz gezdirdim ve 51 YTL elektrik faturasında 10 YTL vergi, 11 YTL?lik su faturasında 2 YTL vergi, 21 YTL?lik telefon faturasında 12 YTL vergi ödemek durumunda kalmışım. Tükettiğim her şeye yüzde 20 ile yüzde 50 arasında vergi ödüyorum. Vergiyi ödüyorum, ödüyoruz. Fakat, Avrupa?nın en pahalı benzini, en pahalı telefon ücreti, en pahalı tüp gazı, en yaygın dolaylı vergileri, en yüksek borçları bizde. Sonuç 1954 yılında başlayan ilk dış borçlanma, 2006 yılında 170 milyar dolar olmuş. Peki bu vergileri veriyoruz da buna rağmen, 1981 yılında 18 milyar dolar olan borcumuz 2006 yılında 352.5 milyar dolar oluyor. Bunun sebebi, son 50 yıldır becerikli milliyetçi, muhafazakar, son derecede liberal yöneticiler sayesinde olduğu muhakkak. Geldiğimiz bu günde borç verenler, I.M.F vasıtasıyla istedikleri her şeyi yaptırır durumdalar. Vergimizi her gelen gün daha fazla verirken, yabancı yatırımcılar hariç asap bozukluğu da artıyor vesselam.

    Bu günkü A.K.P iktidarı dahil, bizi borç batağına sokan yöneticilere; Mustafa Kemal?in 28 Aralık 1920 tarihinde yaptığı bir konuşmayı hatırlatalım. ?Bir millet, varlığı ve hakları için bütün kuvveti ile, bütün fikri ve maddi güçler ile alakadar olmazsa, bir millet kuvvete dayanarak, varlığını ve bağımsızlığını temin etmez ise şunun-bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz. Bugün bütün cihanın milletleri yalnız bir egemenlik tanırlar, Milli egemenlik.?

    86 yıl sonra gelinen noktada bağımsızlığımız tartışılır hale gelmiş durumda. Günlük yaşam telaşına düşmüş insanımıza, ?bağımsızlığımız ne durumda?? diye sorsak, sen neden bahsediyorsun cevabını alabiliriz. Çünkü son 60 yıldır, ülkesinin öğrencisine, işçisine, memuruna, çitçisine, aydınına güvenmeyip dünya patronlarına güvenen yöneticiler tarafından yönetildik. Onların; kendine güvenen ürettiğini paylaşan bağımsız Türkiye değil küçük Amerika olacağız hedeflerine uygun yönetildik. Saddam?la Bush, İran?la Amerika arasına sıkışmış durumdayız. Ekonomide evdeki hesap çarşıya uymadığı için, insanlarımız kredi kartsız yaşayamaz hale gelmiş. Tarlalarımız ekilemez, hayvancılık yapılamaz hale gelmiş. Fabrikalar tek tek yabancı firmaların eline geçmiş. Özellikle 1960 Anayasası ile beraber elde edilen işçilerin, memurların, öğrencilerin sosyal güvenlik, sağlık, eğitim hakları elinden alınmış, ilköğretim okullarındaki kavgalar ölümle sonuçlanır olmuş. İşbirlikçi, stratejik ortaklı yöneticilerimiz sayesinde her düşünce grubunun bölmeye çalıştığı bir Türkiye haline getirildik. Ama siz yönetenler bugün birey olarak ne kadar bağımsız ve mutlu iseniz toplum da o kadar bağımsız ve mutludur.

    Alacaklıların yaptırımlarından rahatsız olmayanlar, yönettiklerinize ne zaman borcunuzu ödeyeceksiniz. Bu kadar vergiyi bizlere reva görenlere, tarihin vereceği bir ders mutlaka olur.

    Bağımlıyım, vergimi ödüyorum, ama borcum bitmiyor. Asabımız bozuk.

    Daha endişesiz ve mutlu ve adaletli ve borçsuz günler bizlerle olsun.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak