Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Eğitimde "yüzde 100 devrim" şart

Murat Gücüm

    17 Ocak 2005

    2004-2005 eğitim ve öğretim yılını birinci dönemi törenlerle kapandı. Öğrenciler ve eğitimciler, yarıyıl tatiline başladılar. Ama yaşadığımız son haftaya damgasını vuran katli-am boyutundaki cinayetlerden, eğitimciler, öğrenciler, çocuklar ve herkes nasibini aldı. Sarıyer cinayetinde tanık olmasın diye 3 yaşındaki çocuğu öldüren katiller, Trabzon'da yanlış pusu!! kurup bir profesör ile çocuğunu öldüren katiller geldikleri o güne kadar hangi eğitimleri alarak veya alamayarak bu cinayet-leri işlemiştir. Son yıllarda etrafımız kendini kontrol edemeyen-lerle doldu. Kendini kontrol edemeyenlerin işlemiş oldukları cinayetler artarak çoğalıyor ve sistem bunları kontrol etmekte güçlük çekiyor. Sadece cezaları artırmakla veya sorunu kolluk kuvvetlerinin üzerine yüklemekle çözüme ulaşmak mümkün gözükmüyor. Bence bu yaşananlar gerçek eğitimcilere ve duyarlı insanlara yeni görevler yüklüyor. İnsanı hayvandan ayıran en büyük özellik, kendini kontrol edebilme-yönetebilme özelliğidir. Bu özellik deforme oldukça hayvanlığa doğru yola çıkarsınız. Kendini kontrol edebilme ve yönetebilmenin tek olmazsa olmazı anti-depresanlar yani ilaçlar değildir EĞİTİM-EĞİTİMDİR.

    Bu vesile ile, 2004-2005 öğretim yılının başında okuduğum ve beğendiğim başka bir yazara ait yazıyı sizlerle paylaşırken herkesin kendisiyle ilgili mesajı alması gerektiğini düşünüyorum.

    Bugün yaşadığımız toplumda "Ben eğitimimi tamamladım; artık bir şey öğrenmeme gerek yok" diyebilir miyiz? Bilim ve teknoloji ilerliyorsa, yeni yeni sorular ortaya çıkıyorsa, her gün yeni bir şey ile karşılaşıyorsak, o zaman yaşam boyu eğitim ve öğretimden söz edebiliriz.

    Anaokulu, ilköğretim, ortaöğretim, üniversite derken ortalama 16 yıl örgün eğitimden yararlanıyoruz; fakat eğitim ihtiyacımız bitmiyor. Hizmetiçi eğitim, bilgisayar kursu, dil kursu, diksiyon kursu, konferans, panel, seminer vs derken hayat boyu eğitime tabi olduğumuzu düşünebiliriz. Peki neden devamlı bir eğitim ve öğretim ihtiyacı hissediyoruz? Artık şu bir gerçek ki bugünün ileri toplumlarında başarılı, mutlu, uyumlu olmak için öğrenmek; bilmek ve uygulamak zorundayız. Bilgi ve teknolojiye yabancı kalmak, toplumla olan uyumsuzluğumuzu artırmakla beraber, toplumun dışına itilip dünyayı anlayamadan ve yorumlayamadan eğitimli insanların kölesi durumuna düşmemize neden oluyor. Kendi hak ve çıkarlarımızı korumak ve toplumla sağlıklı iletişim kurmak yine eğitimle mümkündür. O zaman eğitim çok önemli ve gerekli en temel insan haklarından biridir. Eğitim herkese kucak açmalıdır. Eğer bir toplumda eğitim herkese verilmiyorsa en temel insan haklarından birisi ihlal edilmiş, eğitim yoluyla eşitsizlik yaratılmış oluyor. Bu nedenle o toplumun eğitim felsefesini ele alıp sorgulamak gerekir.

    Bizim eğitim felsemizin kaynağı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesidir. Bunu anlamak için Osmanlı medreselerine, Kurtuluş Savaşı'na, saltanatın kaldırılmasına, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışına, harf devrimine, halk evlerine, köy enstitülerine, eğitim-öğretimin birleştirilmesine bakmak yeterlidir. Eğitim seferberliği başlatılıyor. Eğitim devlet eliyle ve parasız veriliyor. Mustafa Kemal, Cumhuriyetin kan damarlarının eğitim olduğunu, irfan ordusu yaratılmadan cumhuriyetin boğulacağını çok iyi biliyordu, fakat gel gör ki Mustafa Kemal'in çocukları faydalanamıyor.

    Artık eğitim anlayışı değişti. Eğitim alınır-satılır oldu. Eskiden topluma hizmet için alınan eğitim şimdi birer kazanç kapısı olarak görülmeye başladı. Paran kadar eğitim, eğitimin kadar iş ve para. Parası olan ideal eğitim koşullarından faydalanırken, olmayanlar balık istifi sınıflarda ders saatinin bitmesini bekliyor. Artık okullarda farklı sınıf ve kesimlerden gelen heterojen yapı yok.

    Türkiye Cumhuriyeti'nin nüfusunun yetmiş milyona yaklaştığı söyleniyor. Mahkemelerde onbeş milyon dava dosyası bekliyor. Cezaevleri dolup dolup boşalıyor. Sınavlarda yüz bin öğrenci sıfır çekiyor. Siyasiler okullara ders kitaplarının arasında hatıra fotoğrafı gönderiyor. Sizce bu eğitim sistemsizliği bizi nereye götürür ya da nereye toslarız? Aslında tosladık da farkında değiliz. Depreme tosladık, trene tosladık, sınavlara tosladık, trafik kazalarına tosladık, demokrasiye, darbelere, zinaya, töre cinayetlerine, namus cinayetlerine, aşiret düzenine, teröre vs... Artık bu yaka paça eğitim bir kenara atılmalıdır. Eğitime yüzde 100 katkı değil, yüzde 100 devrim gerekiyor. Yoksa 21 yy. dehlizlerinde kaybolup gideceğiz. (Eylül 2004 Yavuz ULUSOY)

    Daha endişesiz ve mutlu ve adaletli ve barış dolu bayramlar bizlerle olsun.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak