Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Kolpacılara dikkat!

Murat Gücüm

    25 Eylül 2006

    Son aylarda, özellikle bankaların olduğu bölgede soyacakları kişiyi gözüne kestiren grubun bir üyesi mağdurun aracına taş atıyor, diğeri ise mağduru oyalıyor, üçüncü üye de parayı alıp sırra kalem basıyor. Bu türden soygun grubunda dikkat çekenine ve oyalama görevini yapana kolpacı denildiğini öğrendim. Kolpacıların tezgahına düşen iki arkadaşımın başlarına geleni ayrıntılarıyla dinledim. Ve işin ilginç tarafı, bu suçu işleyenin sadece topu topu iki ay hapis cezası varmış. Önce şaşırdım, sonra bu türden soygunların artmasını hayretle karşılamamak gerektiğini düşündüm. Yaşadığımız her gün her saat türlü türlü kolpacı tezgahlarına maruz kaldığımızı düşündüm. Rahatladım. Hayretlik bir şey yok, nasıl olsa cezası topu topu iki ay hapis.

    Diğer kolpacılar için konu aramaya gerek yok. Bizim gazetenin geçen haftaki manşet haberinde mevcut. ?kafede başhekimlik pazarlığı.? Son aylarda hastane başhekimleri ile ilgili kolpacı tezgahları iyice tavan yaptı. Kamuoyuna soruyorum: Bir kurumun başına getirilecek şahıs, mevcut iktidara, onun il ve ilçe yönetimine ve milletvekillerine ne kadar yakın, ne kadar uzaktır? Standardı aranarak mı ataması yapılmalı? Yoksa yönetici adayının aldığı liyakat sertifikaları ve uzmanlığı göz önüne alınarak mı atanması yapılmalı? Hatırlarsak Bolu hastanelerinde başhekimlik savaşları, 12 Kasım 1999 depreminin olduğu haftadan beri, oyunlarla, tezgahlarla yani kolpalarla sürüyor. Allah bu oyunları oynayanlara akıl fikir versin. Ayrıca Köroğlu Devlet Hastanesi Dr. Erdal Kaya?dan ne istiyorsunuz? Sağlığın özelleştirilmesi politikalarının gereği yeterli teknik personele sahip olamayan hastanenin gerçeğini gazetecilere açıkça söylediği için suçlu mu oldu? Bırakın başhekimlerle, müdürlerle ve diğer yöneticilerle çeşitli kolpacı düzenekleri kurarak oynamayı. Son 40 yılın bu hastalığından kurtulun. Siyaset üretin. Sizin göreviniz: karmaşık değil şeffaf, kavgasız barış dolu, hep bana değil paylaşan, kirli değil temiz bir Bolu için siyaset üretin. Tayin değil. Bu kolpacı düzeneğin cezası azmış, masrafsızmış, kolaymış diye tercih ederseniz yanılırsınız. Zoru tercih edin. Çünkü zor olan daha güzel ve onurludur.

    Uysa da uymasa da yaşanmış bir Bolu hikayesi ile devam edelim.

    Geredeli bir tüccar İstanbul?a gider. İşlerini bitirdikten sonra acıkır. Ve ilk rastladığı lokantaya girer. Lokanta lüks ve içkilidir. Ama o saatte tenhadır. Yan taraftaki masada bir müşteri balık yemektedir. Kendi de garsona haşlama sipariş eder. Bir ara yan masadaki bey garsona seslenir. ? oğlum balık susadı, suyunu getir? bizim tüccar da susamıştır. Kendi kendine demek ki böyle lüks yerlerde su istemek için yemeğin adını söylemek gerekiyor diye düşünür ve garsona seslenir. ?garson, öküz susadı, öküze suyunu getir.?

    Daha endişesiz ve mutlu ve adaletli ve liyakatli günler bizlerle olsun.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak