Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

AİNESİ İŞTİR KİŞİNİN...

Murat Gücüm

    5 Kasım 2007

    Geçen haftaki yazımızı ?Bir ateş bıraktık geriye, hiç sönmeyen ve sönmeyecek olan? diye bitirmiştik. Bu hafta da ?Yuh olsun bize? diye başlıyoruz. Kime mi? Hepimize... Niçin mi; İzzet Baysal'ın sönmemek üzere bıraktığı o kutsal ateşi körletmeye çalıştığımız için.

     

    Geçtiğimiz aylarda AİBÜ'nün kurulmuş olduğu arazinin kira bedeli tespit edilip, bilmem kaç YTL'nin üniversitenin gider hanesine yazılma kararı açıklandı. Bu karar karşısında biz ne yaptık? Hiç. Koca bir hiç. O gündür bu gündür kendi adıma kahroluyorum. Seçilenler, atananlar ve bizlere sesleniyorum. Rahmetli İzzet Baba Vakıf için kısaca şöyle demişti. ?Bolulular! Bu Vakıf sizindir. Onu sizlere emanet ediyorum.? Peki bu emanete neden sahip çıkmıyoruz? Rakamlarla ifade edilemeyecek kadar büyük yaşam değerlerini (parayı, projeyi, toprağı, makineyi vb.) bizlere vermeyi kutsal sayanlara ayıp etmiş olmuyor muyuz?

     

    Herkesi İzzet Baysal Vakfı'nın eseri olan AİBÜ'nün kiracı olması ayıbından kurtarmaya çalışıyorum. İzzet Baba'nın yaktığı o kutsal ateşi körletmeyelim.

    * * * * *

    Geçtiğimiz hafta yerel gündemimize bir vakıf haberi daha düştü. ?Rekor Bağış? başlığı ile Elginkan Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve Mütevelli Heyeti değişmez üyesi Av. Necla BALTACIOĞLU, Mehmetçik Vakfı'na 500 bin YTL bağış yapılması kararını basın açıklaması ile duyurdu.

     

    Elginkan Vakfı, 2003 yılı Ekim ayında Bolu Organize Sanayi Bölgesi'nde Bolu Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi açtı. Bizler Elginkan Vakfı'nı Av. Necla BALTACIOĞLU ve o günün yöneticilerinin de gayreti ile açılan bu merkez vasıtası ile tanıdık. Elginkan Vakfı tam 4 yıldan bu yana Hiçbir karşılık gözetmeksizin tabiri caizse sessiz sedasız Bolu'ya ve bölgeye eğitim vermeye devam ediyor. Gelelim bize... Biz Elginkan Vakfı'nın vermiş olduğu bu hizmetin, vakıftaki başta Av.Necla BALTACIOĞLU ve diğer yöneticilerinin ne kadar yanındayız? Onları ne kadar yüreklendiriyoruz? Pek sanmıyorum. Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Biz de gider sorarız. İnşallah alacağımız yanıtlar bizlere sınıfı geçirtir de alnımızın akıyla karnemizi bu sütunlarda açıklarız.

    * * * * *

    1990'lı yıllarda bir seyahat sırasında radyoda Kastamonu ili anlatılıyordu. Spiker Kurtuluş Savaşı öncesi Kastamonu'da 11 adet matbaanın olduğunu, bunların çoğunun da gazete çıkardığını anlattı. Radyoyu dinlerken 11 adet matbaayı duyunca işte kültürel zenginlik buna denir demiştim. Yanılmıyorsam 1990'lı yıllarda Kastamonu ve Bolu'da da olsa olsa 3-4 adet yerel gazete vardı. Bolumuzda özellikle son 7-8 yılda yerel gazete sayısı iki elimin parmaklarını geçmiş durumda. Bu bir kültürel zenginliktir. Giderek zenginliğimizin arttığı söylenebilir!.. Fakat yerel gazete sayımızın artışıyla olması gereken zenginlik, özellikle son 1-2 yılda tam tersine kültürel fakirliğe dönüşmüş durumda.

     

    Çünkü Bolu yerel basınında kavga var. Gazete sahipleri ve köşe yazarları arasındaki, ayrılışları hisseden siyasiler ve yöneticiler de, bu kavgaların zaman zaman tarafı oluyorlar. Düşülen bu durumdan hoşnut olmayan okuyucuların yerel basına karşı ilgilerinin azaldığını söylemek mümkündür. Ayrıca siyasilerin ve yöneticilerin bu kavganın içinde olmaları, kendileri için de Bolu için de son derece sakıncalı olduğunu da söyleyebiliriz. 

     

    Uzun lafın kısası; kavga böyle sürer ise sadece kendiniz çalar kendiniz söylersiniz. Çünkü  sosyal sorumluluk sahibi Hiçbir kişi ve kurumu yanınızda göremezsiniz. Siyasiler ve yöneticiler! Sakın taraf olmayın. Her zaman taraf olunmaz. Kültüre taraf olunmaz. Sadece saygı duyulur. Çünkü yerel basın bir kültürdür ve aynadır. Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

     

    Daha endişesiz ve mutlu ve adaletli günler bizlerle olsun.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak