Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Yorumsuz Üç Ayrı Alaattin Hikayesi

Murat Gücüm

    3 Ocak 2005

    Hikaye-1: Geçmiş zaman tatillerinden birinde, yolumuz Alanya'ya düştü. Kaldığımız yer Alanya Kalesi'ne çıkan yol üzerindeydi. Bu vesileyle Alanya Kalesi'ni yakından görme ve geçmişi hakkında bilgi alma şansımız oldu. Alanya Kalesi'ni Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat'ın kışlık sarayı olarak inşa ettirdiğini bilmem bilir misiniz? Alanya'da kayaların üstünde, Akdeniz'e hakim bir yere yapılan bu muhteşem yapı; Alaattin Keykubat'ın ve Selçukluların gücünü cümle aleme gösterir gibi duruyor. Alanya Kalesi ile Sultanı değerlendirir isek Alaattin Keykubat'ın güç ve ihtişam düşkünü olduğunu görebilirsiniz.

    Hikaye-2: Bir iş gezisi için Kapadokya'ya gitmiştik. Gezinin Ürgüp'te geçen bölümünde, 12-13 yaşlarındaki rehber çocuklar, bölgedeki tüm rivayetleri tüm çocuklukları ile anlatıyorlar. Rehber kardeşimiz bize Ürgüp Kalesi'ni gezdirirken, Kale içindeki bir yapının ne olduğunu sorduğumuzda; orada bir mezar olduğunu söyledi. Kale içindeki bir mezar önemli bir şahsiyete aittir diye düşünürken, mezarda yatanın Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat'ın kardeşine ait olduğunu öğrendik. Hikaye şu. Alaattin Keykubat iktidarı paylaşmamak için kardeşini deli ilan ettiğini ve Ürgüp'e gönderdiğini burada erkeke kardeşin hakikaten delirdiğini ve öldüğünü daha sonra Ürgüp Kalesi'nde ayrılan küçük bir bölüme gömüldüğünü rehberler bize anlattı. Burada iktidarını daim kılmak için her şey mübahtır diyen bir Alaattin Keykubat'la karşılaşıyoruz.

    Hikaye-3: Kapodokya'daki ikinci günümüzde, Sultan Alaattin Keykubat'la Ihlara Vadisi'nde karşılaşıyoruz. Buradaki hikaye de şöyle. Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat; Doğu Roma zulmünden kaçan Hıristiyanları Anadolu'ya kabul etmiş, onların korunmaları için de, büyük bir jeolojik yüzey kırığından oluşmuş, işlenmesi kolay olan kaya yapısına sahip Ihlara Vadisi'ne yerleştirmiş. Hıristiyanlar kayaları oyarak o bölgeye yerleşmişler, Ihlara Vadisi'ni adeta dini eğitim merkezi haline getirmişler. Vadideki mağara kiliselerin her biri ayrı konularda eğitim veren okul haline gelmiş. Hıristiyanlar, Alaattin Keykubat'ın kendilerini kucak açıp korumasından dolayı bir mağara kilisesinin duvarına Hz. İsa ile Alaattin Keykubat'ı beraber resmederek Sultan'ı kutsamışlar ve ebedileştirmişler. O gündür bu gündür Hıristiyanların gözünde Alaattin Keykubat'ın ayrı bir yeri olduğu rivayet ediliyor. Bu hikayede de Alaattin Keykubat'ın geniş ve anlamlı hoşgörüsünü görüyoruz.

    Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat 1. Hikaye'de; güç ve ihtişamın en uç zirvesinde. 2. Hikaye'de daima iktidarda olmak için yapılacak her şey mübahtır anlayışı içinde. 3. Hikayede'de Hıristiyanları Anadolu'ya kabül ederek, onların çalışmalarına izin vererek saygı ve hoşgörünün en büyük örneğini veriyor.

    Bu üç hikayenin Bolu ile bağlantısını kurar isek Belediye Başkanımızın adı ile Selçuklu Sultanı'nın adının benzerliği dışında pek bir ortak nokta yok. Yalnız kıssadan hisse misali tarihte iyiler de var kötüler de mesele önyargılı olmadan herkes için iyi olanı hep beraber yapmaktır.

    Daha endişesiz ve mutlu ve sağlıklı ve adaletli yıllar sizlerle olsun.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak