Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

KENDİMİ, TURİZM BAKANI ZANNEDİYORMUŞUM!!!!!!!

Yurdaer Kalaycı

    5 Haziran 2006

    Sevgili kardeşim, köşe yazarı Cumhur;

     gecen hafta ki yazısında:

    İl genel meclisinin seçkin üyelerine, gazetemiz köşe yazarı sevgili Yurdaer amcamızın 01.05.2006 tarihli ?Bolu'ya, Dubai?yi tasarlayacak hayal gücü gerek? başlıklı yazısını bir kere daha okumalarını tavsiye ediyorum.

    Demiş.

    Memnun oldum.

    İşte o yazıdan bir bölüm:

    Gelişmiş ülkelerde, nüfusun  %10?u köyde yaşar.

    Bizde bu halen %40 tır.

    Köyler boşalmaya devam edecektir.

    Bu önlenemez.

    Yapılması gereken:

    Boşalacak köyleri, ?çok lüks yaşam köylerine? çevirmektir.

    [Birkaç yüz ?süper lüks? köşk ihtiva eden

    (yüzme havuzlu, tenis kortlu, helikopter pistli, v.s), köyler]

    Bu kolay değildir.

     Zorlukları vardır.

    Ama mümkündür.

    Demiştim!

    Ama;

    Anlaşılamayacağından da, endişe  ediyordum

    ****

    Bu nedenle:

    Yurdaer gene uçmuş, diyenler olabilir.

    Anlattıklarımı, akılları almayabilir.

    Demiştim.

    Ardından da:

    Dubai?nin, denize ada yapıp;

    ?7 yıldızlı otel? düşünmesi de;

     hayal değil mi idi?

    O hayal gerçekleşti.

    Dünya ? suni hayal cennetine? koşuyor.

    Biz ise ?büyük düşünüp, hayal edemediğimiz için?; 

    elimizde ki cennetin(servetin) farkında değiliz!

     Diyerek, vurgu yapmıştım.

    ****

    Tahminim de yanılmamışım.

    Anlaşılan bazıları, beni ?ti?ye almış.

    (Aksi olsa şaşardım.)

    Cumhur kardeşim de onlara biraz yüklenip:

                Dünkü yeni yetmeler,

               adam beğenmeyenler,

               kendini turizm bakanı zannediyor diye aklı sıra dalga geçenler,

              Yurdaer amcanın yazısını bir daha okuyun!

    Demiş.

    ****

    Belli ki Cumhur kardeşim biraz üzülmüş..

    Bense hiç şaşırmadım, üzülmedim.

    Biz oldum olası, fikir üretmeyi sevmeyiz.

    Üreten çıkarsa, onu da ?ti? ye alır,onunla dalga geçeriz.

    Huyumuz böyledir bizim.

    ****

    Bunun sebepleri, kültür alt yapımızda aranmalıdır.

    *-Kargadan başka kuş, Hisardan  başka yokuş bilme,.

                *-Eşeğe binip yarışma, alemin işine karışma;

        gibi atasözlerimiz vardır.

    Ayrıca bizde:

    :*-Meyve veren ağacı taşlarlar.

    *-İleri gidenin başına, geri kalanın kıçına vururlar.

    Ayriyeten de

                *- Büyüklerimiz bizden iyi bilir, deriz.

                *-Haklarımız verilmez, farkında olmayız.

                *-Ağzımız var, dilimiz yoktur.

                *-Alemle gelen, düğün, bayram deriz.

                *-Hışdayamayız (sesimizi çıkaramayız)

    ****

    Bütün bu nedenlerle:

    *-Bolu da su akar, bizler bakarız.

    *-Düşünüp, fikir üretenlerle de dalga geçeriz.

    *-Varsın olsun, burası Bolu, öyle de olur, böyle de olur.

    Deriz.

    ****

    Cumhur?un, yazısını okuyunca;.

     projemi yeterince açıklayamadığımı fark ettim.

    Cumhur:

    Arçelik, Filiz, Beypiliç, Domino gibi  sponsor  firmaların, terk edilmiş bir köydeki evleri, çok rahat bir şekilde restore edebileceklerine inanıyorum demiş.

    Maksadım, bir köyü sponsorlar bularak, restore ettirmek değildi.

    Elimizde ki, doğal zenginliklerin;

    yok edilmeden kurtarılıp, pazarlanmasını sağlamaktı.

    Bunu başaramazsak:

    Zamanla orman köylerinin tamamına yakını boşalacak demiştim. İlaveten de:

     Boşalanları peyderpey  lüks yaşam köylerine dönüştürebilirsek:

     *-  Bolunun tüm değeri artar.

     *-  Bolu İsviçre gibi olur.

     *-  Doğa  korunur.

     *-  Halk, turizmden kazanır.

    Şeklinde ki, düşüncemi yazmıştım.

    Ama!!

    Demek ki, yeterli olmamış.

    O nedenle, biraz daha detaya gireceğim.

    ****

    Bize düşen görev:

    Özel idare, orman teşkilatı, belediyeler ve tüm sivil toplum örgütlerinin katılımı ile bir proje üretmektir.

    İşte projenin ana hatları:

    1- Boşalmış orman köyleri tespit edilmelidir.

    2-Beş-on yıl (hatta yirmi-otuz yıl) içinde boşalması muhtemel olan, orman köyleri de belirlenmelidir.

    3-Bunların, yakın takibe alınıp, tahrip edilmesi önlenmelidir.

    4-Bu köyler bir harita üzerinde işaretlenmeli ve bunların Abant, Yedigöller, Kartalkaya gibi yerler ile bağlantısı sağlanmalıdır

    5-Buraların tabii güzellikleri filme alınıp, bir belgesel oluşturulmalıdır.

    6-Diğer yandan da, bu belgeseller kullanılarak;

     uluslararası büyük yatırım firmaları ile temasa geçilmeli,

     pazarlama faaliyetine başlanmalıdır.

    ****

    Unutmayalım ki:

    Dünyada Dubai?yi duymayan kalmadı.

    (Ellerinde var olan cennet değil, çöl.)

    Bunun sebebi ustaca yapılan pazarlamadır.

    Bizim elimizde olan;

    suni cennet değil, Kaşıkçı Elması?dır.

    Süper zenginler için Bolu, Cennet-i Ala?dır.

    Bizim için çok yüksek olan fiyatlar, onlar için sudan ucuzdur.

    Duyurabilirsek, uluslararası yatırım şirketleri(*); koşa, koşa gelip, yatırım yaparlar.

    Böylece, doğamız korunur, değerlendirilir ve ?hayal ötesi bir Cennet-i Ala? olur..

    ****

    Pazarlanması kolaydır, maliyeti de yüksek değildir.

    Bunun için de bir önerim olmuştu:

             [ (*)-   Bu iş, laf ola beri gele ?para tuzağı? tanıtımlarla olmaz.

            İhtisas işidir.

            Uluslararası çalışan;

            ?turizm-yatırım danışmanı ? gerekir.

            O, Bolunun doğasını;

            uluslararası büyük yatırımcılara  pazarlayabilir.

            Böyle bir danışman bulmalıyız.]

    Demiştim.

    ****

    Dalga geçmek kolaydır.

    Düşünüp, fikir üretmek zordur.

    En doğru olanı, ben bilirim demiyorum.

    Ortaya projeler koyuyor ve gelin tartışalım diyorum.

    Ses seda çıkmıyor.

    Acaba,Hazreti Süleyman?ın Ağlama Duvarı?na mı, hitap ediyorum?

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak