Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

ÖZDE DEĞİL, SÖZDE DEMOKRASİ VE LİDERVEKİLLERİ

Yurdaer Kalaycı

    11 Haziran 2007

    Demokrasinin ilk şartı bağımsızlık ve egemenliktir...

    Bağımsız olmayan ülkelerde demokrasi olamaz.

    İktidarları ABD ve para babaları tayin eder.

    ?Sözde halkın seçtiği temsilciler?

    Halk için çalışamaz.

    AB, ABD, IMF ve uluslararası tekellerin yararına çalışır.
    İktidar ve muhalefet halk yanlısı politika oluşturamaz...

    ****.

    Demokrasi adına ortada, ?bir tahta sandık? kaldı.
    Seçim ve siyasi partiler yasalarının çarpıklığı tesadüf mü?

    Bu yasalar yıllar boyu bilinçli olarak anti-demokratik bir biçime sokulmuştur.

    Parti liderleri de padişah yetkileriyle donatılmıştır.

    Halkın iktidarı denetlemesi zorlaştırılmıştır.

    ****
    Batı?dakine hiç benzemeyen bir demokrasi süreci yaşanıyor Türkiye?de...

    Sadece adı benziyor.

    ?Özde değil, sözde demokrasi? ?

    ****

    Sözde demokrasilerde her kavram ters-yüz edilir.

    Bir kuraldır bu.

    Liderler de bu kurala uyar.

    ****

    [İnternette yazılar, resimler, videolar, vızır, vızır.

    Boyalı basının göz yumduğu her şey orada.

    Bilgisayarın başına geçen, döktürüyor.

    (sanırsın, İngiltere?deki Hayd-park )

    Kimi doğru, kimi değil.

    Ama varsın olsun. Vatandaş içini döküp, biraz olsun gülümsüyor.

    Öyle de olmasa patlarlar alimallah, di mi yani.]

    İşte size, internette dolaştığını sandığım,

    Bana gelen e-postalardan mizahi bir örnek:

    ?Lidervekili tespitinde kullanılması, muhtemel olan, performans değerlendirme?, kuralları.

    *-Takım çalışmasına yatkın:

    İki eliyle bir şeyini doğrultamayan, lakin kalabalığın arasında kaynamayı becerebilen ve iş yapıyor imajı çizebilen; çakal

    *-Motivasyonu yüksek:

    Sazan gibi her işe atlayan, bilumum angarya yüklenebilir şahsiyet, (ense, göbek yerinde). Bukalemun gibi her renge girer. Ne yapacağı belli olmaz,

    *-Stresle başa çıkabilir:

    Dünya yansa umurunda olmayan rahat kişilik, gevşeklikte ve lakaytlıkta sınır tanımayan.

    *-Değişime açık:

    Yalaka, fırıldak kişilik

     *-Etkili becerilere sahip:

    Ağızlarından girip burunlarından çıkmak suretiyle, halkı kandırmayı başarabilen tilki şahsiyet; her şeyi satabilir bu tipler,

    (sizi de satabilir, dikkatli olun).

     *-Temsil yeteneği olan:

    Her toplantıda basına demeç veriyormuşçasına havalara
    giren, kendini bir şey sanan . Havada kişilik

    *-Uyumlu:

    Suya sabuna dokunmayan, etliye sütlüye karışmayan silik kişilik,

    *-Dışarıya açık bir kişiliğe sahip:

    Sürekli meclis dışında, ihale takip eder, komisyon peşinde,

    haram-helal umursamaz; lüpçü

    *-Üstün niteliklere sahip:

    Şimdiye kadar önemli bir hata yapmadı. Mızrağı çuvala sığdırır. Ağzında yalan yuva yapmıştır. Pireyi sever(!), belini incitmez.

     *-İşi her zaman birinci önceliktir:

    Engel tanımaz, devamlı uğraşır, gayesi deveyi hamutu ile yutmaktır.

    *-Ailesinin sosyal hayatı aktiftir:

    Eşi ve çocukları da kafa çeker ve her pisliğe bulaşır.

    *-Bağımsız çalışabilir:

    Kimse ne iş yaptığını tam olarak bilmez.

    *-Süratli düşünür:

    İyi bahaneler uydurur.

    *-Mantığını iyi kullanır:

    İşi başkasına yaptırır, parsayı kendisi toplar.

    *-Kendini çok iyi ifade edebilir:

    Çok konuşur, dediklerinin anlamı onu ilgilendirmez. 

    *-Liderlik yeteneklerine sahiptir:

    Bağıra, çağıra konuşur, konuştukları fındık kabuğunu doldurmaz.

     *-Kariyerine çok önem verir:

    Adamı arkadan bıçaklayabilir.

     *-Sadık ve güvenilirdir:

    Başka partide kendine yer bulamamıştır.

    ****

    Liderler adayların ?çekirdek ekip? dışında kalanlarını, ?bu özelliklere göre? değerlendirip, seçer ve halkın önüne koyarlar.

    ?İşte kapı, işte sapı? der gibi.

    Halk da temsilcilerini bu adaylar arasından, lidervekili olarak seçer.

    Hangi partiden olursa olsun, seçilen ?lidervekillerinin?, birbirinden pek farkı yoktur.

    ?Yok aslında birbirimizden farkımız, ama biz Osmanlı Bankası?yız? türünden.

    [Bu özelliklere uymayanların, liderlerce seçilmelerine imkan yoktur.

    Yanlışlıkla seçilmiş olanlar da, etkili olamaz, uyum sağlayamaz.

    Sonunda pes edip, her türlü ikbali elinin tersi ile itip, kenara çekilir.

    Sayın Abdüllatif Şener ve Sayın Turan Çömez gibi. Bu tipler maalesef çok azdır(*).]

    ****

    Ve yine bana e-posta ile gelen, bir mizahi fotoğraflı metin:

    Fotoğrafını gördüğünüz tabancanın patenti ülkemize aittir.

    Böylesinin dünyada emsali yoktur.

    Üzerinde ?Made in Turkey? yazar.

    Tipi, ?oy silahıdır?.

    Dikkatli kullanılması gerekir.

    Kullanan kendi kendini vurabilir.

    Eski seçimlerde, kendi kendini vurma olayına sıkça rastlanmıştır.

    ****

    Not-1:Sevgili Bolu halkı, bu seçimde de, bu ?oy silahını?, liderlerin atadığı ?Lidervekillerini? onaylamak için kullanmak zorunda kalacaksın.

    Aman dikkat!!!

    Bu defa da, kendi kendinizi vurmayın?

    Not?2: Yazımı genellikle cumartesi günü yazar, pazar günü de gözden geçirip, gece e-posta olarak yollarım.

    Pazar sabahı Hürriyet?i elime aldığımda, gözüm Oktay Ekşi?nin köşesine takıldı.

    O da Milletvekillerine ?Lidervekilleri? demiş ve yazının devamında:

    Zaten bu şekilde seçilip Meclis?e gidenlere biz o yüzden, ?Bu arkadaşlara milletvekili değil, lidervekili demek gerekir? diyoruz.
    İşin tuhafı bundan ne liderler rahatsızlık duyuyor ne de ?lidervekili? kardeşlerimiz itiraz ediyor.
    Rahatsızlık duysalar, aksaklığı (sakıncayı) bugüne kadar çoktan gidermeleri gerekmez miydi?
    Hoş, bu keyfilikten rahatsızlık duymanın ve düzeltmeye çalışmanın da bedeli var:
    Geçen dönem Adalet ve Kalkınma Partisi listesinden Tokat milletvekili seçilen Resul Tosun dünkü Yeni Şafak gazetesinde ?aday belirleme? usulünün yanlışlığını vurguluyor ve ?Ön seçimi mecburi kılan ve tercih sistemini öngören yasa değişikliği teklifini hazırladım ve 2003 yılının Ekim ayında parti grubuna (AKP?nin Meclis Grup Başkanlığı?na) verdim? diyerek, bir sonuç alamamış olmanın üzüntüsünü dile getiriyordu(**).
    Resul Tosun da bu seçimde aday gösterilmedi. Belki de ismi, bu önerisi yüzünden listede yer almadı. Çünkü milletvekilleri onun önerdiği şekilde seçilirse liderin sultasına tabi olmayı reddedebilirler. Meclis?te uslu okul çocukları gibi davranmaya mecbur kalmaz, görüşlerini güvenle ifade edebilirler. Parti içi demokrasiyi hayata geçirirler.

    (**)Ben de NEDEN ADAY ADAYI OLMAK İSTEMEM? (28.05.2007)başlıklı yazımda bu konuyu dile getirmiştim (Okumak için tıklayın!)

    (*)9/06/2007 t. çıkan bir gazete haberi:

    Milletvekilleri, bir haftalık çalışmalarının karşılığı olarak üç aylık maaşlarını peşin alacaklar. Bu duruma sadece AKP?li Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez ile Kayseri Milletvekili Muharrem Esgiyapan?dan itiraz geldi.
    Maaş almamak için 20 Mayıs?ta TBMM?ye başvurduğunu söyleyen Esgiyapan, ?. Hak etmediğim parayı almamak için böyle bir şey yaptım.
    ?22 Temmuz?da yeniden seçilenler duble maaş alacakmış, yasa böyleymiş. Bu nasıl iş, böyle şey olur mu?? diye soran Esgiyapan, maaşı almak isteyenleri şöyle eleştirdi:
    ?Bazı arkadaşlar ?ben gece çalıştım? diyor, sen işçi misin kardeşim?



    BOLUCA EĞRİSİ DOĞRUSU

    İslam ve İnsan
    (Sayın Yaşar Nuri Öztürk?ün geçen haftaki yazısının devamı)

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak