Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

UD?CU SEHER TEF?Çİ GÖÇER VE KÖR KEMANECİ

Yurdaer Kalaycı

    25 Temmuz 2005

    Yarım okga gavut,

    Gıy da, gıy, gıy!

    Ben istemem moruk

    Gıy da,gıy,gıy.!

    Kör kemanecinin ezğisi.

    Entarisi ala bezeyor.

    Döm bü dü döm!

    Şeftalisi bala benzeyor,

    Döm büdü döm!

    Tefçi göçerin türküsü.

    Ada yolu düz gider.

    Zımbır da zımbır!

    Bir edalı kız gider.

    Zımbır da zımbır!

    Ud?cu seherin oyun havası.

    ****

    Bolu da düğünler, bunlardan biri eşliğinde olurdu.

    Düğün salonları yoktu.

    Mahallede ki bahçeye, bir kaç ampul takılır,

    herkes kendi sandalyesini getirirdi.

    Tüm evlerde, düğün telaşı.

    Misafirleri mahalle halkı ağırlardı.

    Hava şenlik kokar,dostluk duygusu her yanı sarardı.

    ****

    O günler, kimse yoksulluğun farkında değildi.

    Şükür atmosferi vardı..

    Mutluydular.

    Hırs batağına saplanmamışlardı.

    Tok açın halinden anlardı.

    Komşusu aç yatanın, gözüne uyku girmezdi.

    Ekmeği paylaşırlardı.

    Solculuk, sağcılık, v.s gibi saplantıları yoktu.

    Bildikleri; Allah rızası idi.

    İnsana? Allah?ın kulu olduğu için? değer verirlerdi.

    Kuran ışığında, olgunlaşmış; örf-adet-törelere bağlıydılar.

    O bağlılık; kardeşlik düşüncesini pekiştirir;

    kaya gibi sağlam, bir bütünlük oluştururdu.

    Ben yoktu.

    Biz vardı.

    Vatanı sever, şehitliği onur sayarlardı..

    Yokluk içinde, Çanakkale destanını yazdıran,

    İstiklal harbini kazandıran, buydu..

    Bunun, savaşla yok edilmesi zordu.

    Savaş bizi güçlendirirdi.

    Ülkeyi ele geçirmenin tek yolu:

    Bu kavramı yok etmekti.

    Batı, ?biz?i? hedef aldı.

    ****

    Yoksulluk kader değildi.

    O dar boğazı aşmalı;

    muasır medeniyeti seviyesine ulaşmalıydık.

    Bu vazgeçilemez bir hedefti.

    Ne pahasına olursa olsun, dedik.

    İnce eleyip, sık dokumadık.

    Batı bu hedefe nasıl varmıştı?

    Yanlışımız neredeydi?

    Sorgulamadık.

    Japonya?nın yaptığına bakmadık.

    ( onlar batının sadece bilim- teknolojisini almış, öz değerlerini korumuştu)

    ****

    Karınca?nın değil, Ağustos böceğinin yaptığını yaptık.

    Bilim ve teknolojiyi önemsemedik,

    pırıltılı batı yaşam tarzına özendik.

    Bizi biz yapan tüm değerleri, geriliğin sebebi sandık.

    Onları terk etmeyi, marifet belledik..

    Batının ben kavramı ile yükseldiğine inandık.

    O kavrama sarıldık.

    ****

    Batının ekmeğine yağ sürüldü.

    Hedefine varmasını kolaylaştırdık.

    1950 li yıllarda ,Amerika?ya öğretmenler gönderdik.

    (Sistemlerini öğrensinler diye.)

    Onlarla deneme okulları başlattık.

    Önlükler atıldı.

    (Çocuk kendi kişiliğini kendi bulmalıymış!.)

    Çocuklar zıvanadan çıkmaya başladı.

    Deh denmişti bir defa!

    Çüş denemedi.

    Barış gönüllüleri(1) v.s ile batı:

    Deh?i sürdürmemize katkı yaptı.

    Deh ile şımaran ben duygusu azdı..

    Tüm toplumu kanser gibi sardı.

    Herkes, kendini düşünmeye başladı.

    Çıkar için, her şey mubahtı.

    Ben ,doymak bilmeyen canavar haline geldi.

    Engel tanımadı.

    Yalayıp yuttu.

    İnsanlık; içi boş bir kavram haline geldi

    Allah rızası sanki, Kel Aynak kuşu.

    Şeytan, ben?in içine iyice yerleşti.

    Batılılaşıyoruz derken ;

    Bize ne oldu?

    ****

    NOT:1950 li yıllarda Amerika ülkenin her yerine, ?barış gönüllüsü? denenen görevliler gönderdi. Bunlar orta dereceli okullarda görev aldılar. İngilizce öğretir, kültürümüzü incelerlerdi. Bizi biz yapan tüm değerleri (örf, adet, töre vs) öğrenmeye pek meraklıydılar.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak