Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

BİTİRİLEN ?CENNET?TE? TEMCİT PİLAVI

Yurdaer Kalaycı

    1 Ağustos 2005
    21/7/2005 tarihli ?Bolu Valiliği ve Bolu Tic. San. Odası?nın müştereken hazırladığı? bir davet mektubu geldi.

    Mektupta:

    Bolu İstanbul?a 260 km, Ankara?ya 190 km uzaklıkta olan bir ilimizdir. Otoyol kenarından, D-100 karayolu ise içinden  geçmektedir. Kara ulaşımı açısından bir problemi bulunmamaktadır

    Deniyordu.

    Şaşırdım!

    Bana göre, büyük problem vardı.

    Otoyolun açılması ile ?Bolu devre dışı kalacak?, susuz değirmene dönecekti.

    Bolu'ya cazip bir bağlantı yapıp, trafiğin yarısının, D-100?den akmasını sağlamak? lazım, diye yırtındım

    (Bu konu ile ilgili görüşlerimi:

    11/4/2005 tarihli ?Turizm diye,diye? başlıklı yazımda anlatmıştım.)

    Kimseden ses çıkmadı.

    (Oysa hükümet; Bolu'ya öncelik vereceğini, turizm potansiyelini harekete geçireceğini vaat etmişti)

    Bolu ?otoyol ücretsiz bağlantısı?, Bolu'yu ?kocaman bir dinlenme tesisi ve tatil yeri? haline getirmez mi?

    Siyasetçilerimizin,

    sivil toplum örgütleri ve idarenin, bu iş için uğraşması gerekmez mi?

    Bundan ala ?kara yolu ulaşım?  problemi olur mu?

    Halep orada ise, arşın burada!

    Çare bulunmadan tünel açılırsa, hep beraber göreceğiz.

    İnşallah, çare bulurlar.

    ****

    Yazının devamında:

    :Yüzölçümünün %5?i ormanlarla kaplıdır. Toplam 14 göl ve gölete, 320 yaylaya 3 tabiat koruma alanına ve 7 orman içi dinlenme tesisine 4 yaban hayatını koruma sahasına sahip bir ilimizdir Bolu.

    İfadesi vardı.

    Doğrudur, fakat!

    Yazıda:

    Bu ?tabiat zenginliğinin tahribinden?, bu gidişle, ?yokolacağından? söz edilmiyor.

    Bu konu ile ilgili düşüncelerimi? müteaddit defa? köşemde yazmıştım:

    -21/2/2005-Cevre düzeni planı mı, cevre tüketme planı mı?

    -28/2/2005-Cevre düzeni (tüketme) planı?nın perde arkası

    -7/3/2005-  Bolu yağma hasanın böreği mi?

    -25/3/2005-Abant ağlıyor

    -15/4/2005-Turizm haftası, mangal tahtası

    -30/5/200- Bolu kurtlar vadisi olmamalı

    -11/7/225- Cennetten cehenneme

    Yazılarımda; endişelerimi teferruatı ile anlatmış ve sormuştum.

    Ruhsatsız kümes kaç tanedir ve kimlere aittir?

    Cevap verilmedi.

    ****

    Cennetimizi kurtarmak için; Önerilerde bulunmuştum:

    Kıbrıscık,Yıgılca gibi kıraç alanlara;

    Organize hayvancılık bölgeleri yapılsın, yeni kümesler oralara kurulsun

    demiştim.

    Ciddiye alınmadı.

    Hala:

    İpek halı gibi tabii güzelliklerimizin ortalarına;

     ?manda pisliği kondurur gibi? kümesler, acımasızca yerleştiriliyor .

    İpek halının ortası yanarsa, o halı ne olur?

    Ortada turizm değeri kalır mı?

    ****

    Kaçak yayla evleri kaç tanedir ve kimlere aittir? 

    Diye sorduğumda da, yine tık çıkmadı.

    Bazen yaylalarda kaçak inşaatlar mühürleniyor.

    Ardından, mahkeme yıkım kararı veriyor mu?

    Veriyorsa, uygulanıyor mu?

    Uygulanmıyorsa, neden?

    Bu durumda; 5 binin üzerinde ki ?kaçak yayla evi?  50 bine çıkamaz mı?

    Yayla apartmanları ile dolu, mahalleler haline gelemez mi?

    Problemler ortada.

    Neden o problemlere, acilen çözüm aranmaz?

    Evin bir yanı yanarken, (yangını söndürmek yerine) salonunun rengi tartışılır mı?

    ****

    Bu, yeni bir durum değildir.

    Yıllardır Bolu yanıyor.

    Her yer ?alanda-kalan? oluyor.

    Aymazlık diz boyu.

    Kimsenin umurunda değil.

    ****

    Yazının sonunda:

    29-30-31 Temmuz 2005 tarihleri arasında sizi Bolu'ya bekliyoruz. Hem Bolu'yu görüp tanımak hem de kentin turizm konumlandırmasını birlikte gözden geçirip ortak akıl ve yeni hedefler saptayabilmek için Bolu'da buluşmayı diliyoruz

    Deniyordu.

    Öp babanın elini!!

    Yanan Bolu'dan söz ediliyor mu?

    Ruhsatsız (tabii güzelliklerin ortasında ki) kümeslerden, kaçak yayla evlerinden, otoyoldan koparılacak Bolu'dan söz ediliyor mu?

    Hayır!!!

    [Fatih, İstanbul?u kuşattığında, Bizanslılar Ayasofya?da, meleklerin kanadı olup, olmadığını tartışıyorlardı.]

    İşte, o hesap.

    Yıllardır; turizm toplantıları yapılır. 

    Aynı laflar tekrar, tekrar konuşulur.

    Durum acil; illaki konuşulacaksa:

    ivedilikle alınacak tedbirler konuşulmalı

    [Hele bir, yangını söndürelim.

    Sonra, bol, bol turizm sohbeti yaparız.]

    Havanda su  dövülürse, kaymak olur mu?

    Olmaz.

    Isıya- soğuya, temcit pilavıda koktu artık

    Bunu suyu döven, pilavı ısıtanlar da biliyor.

    Maksat dostlar alışverişte görsün.

    ****

    Bu  defa ki turizm toplantısına değerli misafirler gelecekmiş.

    Keşke onlara vahim tabloyu anlatabilsek..

    Herhalde, ?şimdilik bırakın turizmden gelir ummayı?, ÖNCE BOLUNUN DOĞASINI KURTARIN DERLER.

    ***

    NOT:1- İlgililerin, ilgisiz kalacağını düşünemiyorum..İnşallah ?henüz açıklamadıkları? bir hazırlık çalışması  yapıyorlardır. Sayelerinde, inşallah ?Cennetimiz? kurtulur da, rahat bir nefes alırız.

     

     NOT: Bu yazı, toplantıdan önce yazıldı. İnşallah orada ?cennetimizi kurtarma önlemleri? konuşulur, mahcup olurum da, haftaya "pardon" yazısı yazarım.

    Hiç belli olmaz.

    Bakarsın, olur mu, olur! 

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak