Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Bolu'nun ÖNÜNÜ TIKAYAN B.T.S.O.

Yurdaer Kalaycı

    16 Nisan 2007

    İki haftadır B.T.S.O. gündemden düşmüyor.

    Ortalık toz, duman.

    Bir kaşık suda fırtına koparılıyor.

    Dövüş alabildiğine hızlı.

    Sanırsın kıyamet kopuyor.

    ***

    Oysa, ortada fol yok, yumurta yok.

    Ee peki !

    *-Bu kavga da neyin nesi?

    *-Daha önce, neden kavga çıkmıyordu?

    *-Her şey tıkırında mıydı?

    *-Yapılan yanlışlıklar yok muydu?

    Vardı.

    ****

    Fakat!

    Tık diyen yoktu.

    Oda yöneticileri mutluydu.

    Bolu'nun meselelerini düşündükleri yoktu.

    Bolu umurlarında değildi.

    Bu yeni bir hal mi?

    Yoo!!

    Çoktan beri var olan bir hal.

    ****

    Gelin bu halin tarihçesine bir göz atalım:

    [B.T.S.O?da Sayın Turgut Kalaycıoğlu dönemi.

    (Deprem sonrası, yayınlanan

    Bolu 5685, Düzce 1639 dolar rakamları.)

    İkinci zengin il oluşumuz.

    *-Feryada başlamam.

    *-Ardından D.P.T.?nin ? kendi planını kendin yap? talimatı.

    Zıvanadan çıkışım.

    *-Turgut?a müteaddit uyarı ve önerilerim.

    *- Kabul etmemesi.

    Kalemşörlüğe hız verişim_

    *-11.Şubat.2002?de BOLUCA?da yazdığım köşe yazısı:

    ?İSTATİSTİK, EN BÜYÜK YALAN OLURSA.

    ÇEK BİR PLAN NOHUTLU OLSUN...!?(ek-1)

    *-Daha sonra, 18.Mart.2002?de, 5685 ve 1639 rakamlarını eleştiren

    ?ZENGİNMİŞİZ DE HABERİMİZ YOKMUŞ? u yazmam. (ek-2)

    Traji-komik olayların devamında:

    *-Hokus- fokus yöntemi ile

    Düzce?nin rakamının 1639 den, 1142 ye düşürülmesi,

    (1500 ün altına çekilip) teşvik kapsamına alınması.

    *-Bolu'nun haksız rekabete maruz bırakılması.

    ****

    *-Bütün bu olanları hiç kimsenin ve de ?B.T.S.O? nın tınmayışı.

    *-Palavra plan? ile:

    D.İ.E nin 5685 rakamını ?B.T.S.O nun, noter gibi tasdik edişi.

    *-Bu vahim tabloyu zafer gibi gösterme çabaları.

    *-Önümüzün tıkatılması, geleceğimizin karartılması.

    Ayrıca da:

    *-Bolu'nun doğasını yağma etmeye imkan verecek

    (doğayı kümeslerle dolduracak)

    yasa değişikliği yapma oyunları.

    *- Oyunu bozdurmamak için;

    Turgut?un, beni Bayındırlık Bakanlığı?ndaki toplantıdan kovma teşebbüsü.

    Bu aymazlıklar nedeni ile çığlıklarımın;

    *-Mısır?daki sağır sultan tarafından bile, duyulması.

    *- B.T.S.O nun tınmaması, uyumaya devam etmesi.

    Sonuç olarak:

    Çıldırmama ramak kalması.

    ****

    B.T.S.O.?dan ümidi kesince:

    *- Bolu Halk Platformu?nu oluşturmamız.

    *-?Bolu Ekonomik Analizi ve D.İ.E Rakamına İtiraz? raporunu hazırlamam.

    *- Ankara?da bakanlara ve D.P.T Müsteşarı?na sunuşumuz.

    *-Bize hak vermeleri, ama hiçbir şey de yapmamaları.

    *-Çaresiz kalıp, D.İ.E aleyhine tespit davası açışımız.

    *-Daha neler, neler.

    ****

    Nihayet:

    *- B.T.S.O. yeni seçim döneminin gelmesi ve seçimin yapılması.

    *-Oynanan ?Ali Cingöz oyunları? sonucu ortaya çıkan komik tablo.

    Bu tabloyu gürünce:

    *-Ümitsizliğimin artması.

    *-21.Mart.2005?te yazdığım

    ???. YARIŞINDAN, HİZMET YARIŞINA?

    başlıklı uyarı yazısı. (ek-3)

    *-Korkularımın gerçekleşmesi.

    *-Eskisine rahmet okutan kurnazlıkların artması.

    ( Dava kazanılınca, B.T.S.O.?yu ziyarete gidişimiz.

    *- Başkanın bizi tek başına karşılaması.

    *-Bize ?bırakın bu işin peşini? deyişi.

    *-Yönetim kurulu üyelerinin düşüncesini sorunca;

    ?onlar benim dediğimi yapar? deyişi)

    Böylece:

    *-Gerileme döneminden çöküş dönemine geçiş.]

    Çöküş devam ediyor.

    Bolu'ya yazık oluyor.

    Suçlu kim?

    Sadece seçilenler mi?

    ???????????????????

    Bu durum, Bolu'nun kaderi olabilir mi?

    Ne dersiniz?

    NOT-1: Geçen hafta da ek-1 ve ek-2?den söz etmiştim.

    Bazı okuyucularım onları okumak için bulamadıklarını söyledi.

    Ayrıca bu dönemi irdeleyen belgeler oldukları için ek-3?ü de ilave edip sunuyorum. Olanları hatırlamak için ekleri okumanızı tavsiye ederim

    EK-1:İSTATİSTİK, EN BÜYÜK YALAN OLURSA.

    ÇEK BİR PLAN NOHUTLU OLSUN...!

    1960?larda başlayan planlı kalkınma dönemlerinde, Bolu iktidara gelen tüm hükümetlerce çok sevildi.

    Nasıl sevilmesin ki:

    Bolu hiçbir dönemde itaatsizlik etmedi.

    Hep BÖYÜKLERİMİZ BİZDEN İYİ BİLİR, dedi.

    Arada bir zayıf itiraz sesleri de çıktı.

    O zaman da;

    Bolulular sizler aileden sayılırsınız, hele biraz sabredin, şu bağırıp, çağıran illeri bir susturalım, dediler.

    Kırk yıldır, kalkınmada öncelikli illeri belirlemek için bilimsel çalışmalar yaptırdılar.

    Planlı kalkınma modelinin uygulandığı ilk yıllarda D.P.T. güçlü ve bilimsel tavrı önde idi.

    1978?de kalkınmışlık sırasında 47. sırada olan Bolu 4. plan döneminde kalkınmada öncelikli iller arasına alındı.

    5. Plan dönemi ?S. Özal?ın başbakan olduğu dönemdi.

    ? Bolu öncelikli iller arasından çıkarıldı.

    Yerine ?S. Özal?ın seçim bölgesi olan? Malatya alındı.

    Ve bu değişikliğin bilimsel verilere dayandığı söylendi.

    İnanmadık.

    Mukayeseli bir rapor hazırladık.

    Rapora göre Bolu öncelikli illerin 4 tanesinden daha geri durumda idi. Yetkililer bizi dinlemedi. (Ek-1)

    6. Plan dönemi başlamıştı; içinde Bolu yoktu.

    Bir ek kararname ile 28. il olarak öncelikli iller arasına alınmayı talep ettik, imkansız dendi.

    Sustuk.

    Aradan kısa bir süre geçti.

    Amasya bir ek kararname ile 28. İl olarak öncelikli iller arasına alındı.

    Bilimsel metot terk edilmiş, politik metot kullanılmıştı.

    Boluca tabirle; Amasya gıcır?a bükmeç öncelikli il yapılmıştı.

    Alavere dalavere haydi Bolu nöbete denmişti.

    Boluca tabirle HIŞTAYAMADUK.

    Her zamanki gibi gene itilmiş, kakılmış, kenara atılmıştık.

    Ondan sonraki yıllarda Bolu hep boynunu büktü, kaderine razı oldu.

    Takip edenler bilirler.

    1988?den itibaren Bolu ?D.P.T. verilerine göre? iller arası gelişmişlik sıralamasında kanguru gibi sıçraya, sıçraya ilerlemeye başladı.

    Önceleri ?hayret etmekle birlikte? sıralamayı kabullenmek durumunda kalıyorduk.

    Karşımızdaki kurumlar D.P.T. ve D.İ.E. idi.

    Hata yapmazlardı.

    Rakamları bilimsel metotlarla tespit ediyorlardı.

    Fakat ortada bir terslik vardı.

    Onların dediği kalkınmışlık ile bizim içinde yaşadığımız şartların, tarif ettiği seviye çakışmıyordu.

    İl dışına göç vererek kan kaybediyorduk.

    D.P.T. ve D.İ.E. aynasındaki görüntü bize benzemiyordu.

    Ekseriyetimiz aynaya filan bakmıyorduk.

    Etrafımızda ne olup bittiğinin farkında değildik.

    Kısır çekişmeler, ayak oyunları, minik şahsi çıkarlarımız bizim için önemli idi.

    ?BİZE DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN?dı.

    ?YAZ VA, GIŞ VA EVECEK NE IŞ VA? felsefemiz,

    ?İLERİ GİTME BAŞINA, GERİ GALMA GICINA VURULA,? ana prensibimizdi.

    ?EŞEGE BİNIP YARIŞMA, DÖVLETIN İŞİNE GARIŞMA? diyorduk.

    Velhasıl küçük hesapların adamı idik.

    Her işe şahsi çıkarlarımızın gözlüğü ile bakıyorduk. Toplumsal şuurumuz gelişmemişti.

    Toplu hareket edemiyorduk.

    Konu ile biraz ilgilenenler özel sohbetlerde;

    - Düzce ovası geniş ve verimli, oraya pek çok fabrika kuruldu?,

    - Millet vekillerimizin de çoğunluğu Düzceli olduğundan? devlet imkanları oraya aktı.

    Neticede Düzce kalkındı, zenginleşti.

    Düzce yüzünden bizde kalkınmış görünüyoruz, diyordu.

    Kalkınmada öncelikli illere bal-börek sunuldu, Bolu'ya bakla-çomak.

    Deprem oldu, üzüldük!

    Düzce Bolu'dan ayrılıp Vilayet oldu, sevindik!

    Fukaralığımız, geri kalmışlığımız kabak gibi ortaya çıkacaktı.

    D.P.T. ?depremden zarar gören iller arasında en gariban bizi gördüğünden mi?

    Nedendir, bilinmez.

    Bolu parasını cebinden verip;

    kendi il gelişme planını kendi yapsın demiş.

    Vay be!!!

    Demek plan yapmak zor bir iş değilmiş.

    Bizde bu işi yapabilirmişiz.

    Pek sevindik.

    İl gelişme planımızı kendimiz yapıp;

    - makus talihimizi yenecek,

    -fukaralığa paydos diyecek,

    -deprem ve ekonomik krizin açtığı yaraları saracaktık.

    Türkiye de bir ilki başlatıyordu.

    Herkese örnek olacaktık.

    Hay Allah!

    Neden daha önce, kendi kendimize akıl edememiştik bu yolu!!!

    Hemen harekete geçtik.

    İçimizden bazı bozguncular:

    - Durun heyecana kapılmayın.

    - Öncelikli illerin pek çoğundan ileri değiliz.

    - Metropollere yakınız.

    Ulaşım imkanlarımız iyi, eğitilmiş iş gücümüz, sosyal olanaklarımız, üniversitemiz var.

    - Bu özelliklerimiz özel sektör için, caziptir.

    - Teşviklere rağmen, öncelikli illerin pek çoğuna adım atmayan yatırımcı Bolu'ya gelir.

    - Onlar için fizibilite önemlidir.

    - Faiz borçlarını ödemede zorlanan devletin yatırım gücü kalmadı.

    - İlerde gücü olsa da plana göre değil, politik güce göre karar verir.

    - Gelin planı ikinci sıraya alalım.

    Dediler.

    - İl envanteri gibi D.P.T. nin bile zorlandığı bir işi şimdilik erteleyelim.

    - Mevcut bilgiler ile yetinelim.

    İstatistiki metotları kullanıp, güncelleştirelim.

    - Gerçeği yansıtmasa bile yakın olur.

    O verilere dayalı olarak, beyin fırtınası toplantıları yapıp stratejiler, senaryolar üretelim.

    Öte yandan:

    - Zaman kaybetmeden, ağırlığımızı koyalım.

    Deprem dolayısı ile öncelikli iller arasına alınmamızı sağlayalım,

    Dediler.

    Bozguncuların fitnesine itibar edilmedi.

    en yetkili akademisyen Bolu'nun F.B.G.S.M.H. 3500$ üzerindedir.

    Bu seviyeye gelmiş bir il kalkınmada öncelik isteyemez deyip, kesti attı da;

    devletin gözünde itirazcı, asi duruma düşmekten kurtulduk.

    Valilik, bastı parayı Üniversitenin planlamacı akademisyenleri envanter çalışmasına başladılar.

    Bürokrat ağırlıklı, ihtisas komisyonları kuruldu.

    Anket formları hazırlanıp dağıtıldı.

    Bolulular, kendileri için can siperane çalışıldığı halde, anket formlarına cevap vermekte tembel davrandılar.

    Hatta bazıları kasten cevap bile vermediler.

    Akademisyenlerde haklı olarak şikayet etti.

    Bolulular ilgisizdi, yardımcı olmuyorlardı.

    Her şeye rağmen il gelişme planı zamanında bitirilecekti.

    Yüzüp, yüzüp kuyruğuna gelinmişti.

    Bu esnada D.İ.E. fert başı G.S. milli hasıla rakamlarını yayımladı.

    Bolu ili (kimsenin görmediği büyük yatırımlarla) 2000 yılında %151?lik kalkınmayı gerçekleştirip 5685$ fert başı gelirle, Türkiye ikinciliğine oturmuştu.

    Bozguncuları susturan baş akademisyen haklı çıkmıştı.

    3500?lerden, 5685?e yükselen gelirle, öncelikli il olmayı istemek, AYIPTI.

    Garibim Düzce de;

    tenger menger yuvarlanıp, 1639$ ile elli altıncılığa inmişti.

    Bu durumda Bolu'nun gelişmesi tamamlanmış oluyordu.

    Oh ne ala, gömgök zengin olmuştuk. İstanbul?u, Ankara?yı, Bursa?yı geri bırakmıştık.

    Plana da ihtiyaç kalmamıştı.

    Ama olsun, plan plandı.

    Parasını vermiştik.

    Neticesini görmek hakkımızdı.

    Plancıların taahhüdüne göre Plan 07/02/2002 de bitecekti.

    Bugün; 7 Şubatı 4 gün geride bıraktık.

    Plan henüz elimize geçmedi.

    Birkaç gün gecikme önemli sayılmaz.

    Alışığız postadaki gecikmelere...

    Vassın ossun. (varsın olsun.)

    Burası Bolu eyne de olu, beyne de olu.

    Gökten üç çürük elma düştü.

    Biri D.P.T. nin başına,

    Biri D.İ.E. nin başına,

    Biride politikacıların başına,

    Gözümüzü açalım Dostlar...

    Bize gene NİNNİ söylüyorlar.

    Yeter artık uyumayalım.

    EK 1- 4. Plan dönemi Bolulu Böyüklerimizin Bolu Turizmle mi, sanayi ile mi kalkınır, çekişmeleri ile geçti.

    Organize sanayi bölgesini kuramadık.

    Yatırımcıların arazi taleplerini geri çevirdik.

    Dolayısı ile o dönemden faydalanamadık.

    5. Plan döneminde Bolu çıkarıldı.

    Malatya alındı.

    Ticaret odasına gittim.

    Yönetim kuruluna:

    -?Bolu'ya bir çivi çakılmadı.

    -Nasıl oldu da yerimize Malatya alındı, itiraz etseniz? dedim.

    - ?Ne yapabiliriz? dediler.

    Öncelikli sayılan iller ile,Bolu'nun durumunu ?D.P.T. nin ölçülerini kullanarak? mukayese edebiliriz, dedim.

    ?Biz bunu beceremeyiz? dediler.

    Ben yaparım, dedim.

    Oda sekreteri Ekrem Kesmen? inde yardımı ile, uzun süre uğraşıp, 1988 tarihinde, ?Bolu ili kalkınmada öncelikli iller arasına alınmalıdır,? başlıklı raporu ortaya çıkardım.

    (Rapor kitapçığı Bolu Ticaret odasında vardır.)

    Konu ile ilgili afişler bastırıldı.

    Camlara, duvarlara asıldı.

    O zamanki politikacılarımız raporu yeterince ciddiye almadılar.

    S. Özal Bolu'ya gelecek Ticaret Odası olarak o zaman verirsiniz, dediler.

    Ticaret odası meclisinde politikacılarımız yeterince uğraşmıyor.

    Bari çıkıp nümayiş yapalım, sesimiz duyulsun, dedim.

    Uyan çıkmadı.

    Ardından da bazıları, Organize Sanayide yer almış, kendi çıkarı için uğraşıyor, dedikodusunu çıkardı.

    S. Özal geldi.

    Programa göre; raporu Belediyede verecektik.

    Reis ve politikacıların ilgisizliği ile kalabalığı yarıp, S. Özal?a ulaşamadık.

    S. Özal Abant?a geçti.

    Orada rahat rahat veririz diye, Abant?a gittik.

    S. Özal?ın yanında bazı önemli(!)şahıslar vardı.

    Bolu Ticaret odası heyetini içeri almadılar.

    Üzüldük!

    Gece Abant Kır Gazinosu?nda balık yiyip, efkâr dağıtmaya çalıştık.

    EK-2::18_mart_2002

    ZENGİNMİŞİZ DE HABERİMİZ YOKMUŞ

    1999 Yılı 17 Ağustosunda, bir deprem yaşadık. Ardından 12 Kasım depremi geldi.

    Tam bir felaketti...

    Maddi kayıplarımız çok büyüktü.

    Ekonomimiz çöktü.

    Hiç kimsenin, iş düşünecek hali kalmadı.

    Bu felaketin izlerinin, uzun yıllar silinemeyeceğini düşünüyorduk.

    Meğer öyle değilmiş.

    Bizim gözlerimiz, yanlış görüyormuş.

    D.İ.E bizim yanlışlıklarımızı, istatistiklerle ortaya koydu.

    1998? de ( 1987 yılı sabit fiatları ile ) 974 milyar olan Bolu G.S.Y.İ.H. si deprem yılı olan 1999? da 972 milyar olmuş. Yani biz depremden hiç ama hiç zarar görmemişiz.

    2000 yılında ise: arkadaş bize deprem vız gelir, deyip öyle bir çalışmışız, üretmişiz ki deme gitsin.

    (2000 yılında Düzce Bolu'dan ayrılıp yeni bir vilayet oldu)

    D.İ.E. ye göre 2000 yılında Bolu 859, Düzce 345 milyar G.S.Y.İ.H gerçekleştirdi. İkisinin hasılalarını birleştirdiğimizde yekün 1204 milyar çıkar. Bu da 1999'un G.S.Y.İ.H den %23 daha fazla.

    - Maşallah Tu........Tu........ nazar değmesin.

    Bu ne gayret, bu ne çalışkanlık olacak şey değil, Guines rekorlar kitabına girmeli, dünyaya örnek diye gösterilmeli.

    Zaten D.İ.E de bu başarımızı takdir etmiş.

    Aferin şu Bolu?lara deyip zenginlikte Kocaeli?ni birinci Bolu'yu ikinci ilan etmiş.

    Ne kadar övünsek azdır.

    Meğer bizim fert başı G.S.Y.İ.H mız 5685$ olmuş. Pangir olmuşuz,

    Pangir...(zengin)

    D.İ.E aynı zamanda sapla samanı bir güzel ayırmış.

    Bizi ikincilikle mükafatlandırırken Düzce?yi layık olduğu yere oturtmuş.

    Ey Düzce?liler öyle bir zenginiz, çalışkanız diye böbürlenmeyin. Siz gelişmişlik sırasında 56. Sınız demiş.

    Düzceli gardaşla:

    - Yılla yılı biz Düzceliyüz, Bolu'dan böyüğüz , neçün bizi Bolu'ya bağlı dutuyonuz. İlla biz de Vilayet olacuz deye bağırıp, çağırıp durdunuz. Arabalarınıza ?mecburen 14?lü plakayı taktığınızdan, Bolu'lu olmadığınızı anlatmak için ?arabalarınızın arkasına? DÜZCELİ diye, kocaman yazılar yazdırdınız.

    Bizimle hiç bütünleşmediniz. Ne yapıp ettiniz, Milletvekillerini hep Düzceli yaptınız.

    Her işte Düzce?yi kayırttırdınız.

    Devlet yatırımlarının ağırlığını, Düzce?ye kaydırttınız.

    Araziyeniz düz ve böyüktü, adamı eksen bitedi. Bizim sizin gibi böyük araziyemiz yoktu. Engebeli idi, küçüktü, bize tembel derdiniz.

    Tembel kimmiş gördünüz mü?

    D.İ.E Bolu, Düzce? den üç misli zengin dedi.

    Oh olsun!!!

    Emme Bolu Ticaret Sanayi Odası adına 1999 iktisadi raporunu hazırlayan Prof. Uğur Eser ve Yrd.Doç Bahadır Aydın sizden yana gılıç salladı. Onlarda D.İ.E. nin verilerini kullanıp sizin Bolu ? Düzce birleşik halde iken il G.S.Y.İ.H.SININ % 42 (X) sını ürettiğinizi ifade etti. Onların hesabına göre sizin G.S.Y.İ.H. nız 505 milyar

    İşte bu noktada kafamız karıştı

    D.İ.E nin rakamımı doğru, yoksa sayın akademisyenlerinki mi?

    11/03/2002 de sayın valimiz 2001 yılı ile ilgili bir basın toplantısı yaptı.

    2001 yılı yatırımları ile ilgili bilgilendirdi. Ve sonunda il gelişme planı ile ilgili sayın Prof. Uğur Eser?e söz verdi.

    Sayın Eser il gelişme planı ile ilgili bilgi verdi. Kendi çalışmalarının da D.İ.E. nin rakamlarına benzer olduğunu ifade etti.

    Kendisine:

    - Bir yıldır yakın planda ince eleyip, sık dokuyarak envanter çalışması yapıyorsunuz. Yaptığınız çalışma sonrası çıkan fert başı G.S.Y.İ.H dolar cinsinden nedir, diye sorduğumuzda; cevap vermedi.

    Ayrıyeten

    - Bu bilgiler öyle sıradan iktisatçı ve işletmecilerin anlayacağı şeyler değildir, diyerekten haddimizi bildirdi.

    Azıcık daha sabredin sevgili Düzceliler...

    İnşallah yakında sayın akademisyenler açıklama yaparlar. Bolu'nun fert başı G.S.Y.İ.H.sının gerçeğinin ne olduğu Düzce ve Bolu'nun bölünmesi ile meydana gelen iki il arasındaki ekonomik varlığın bölüşümünün gerçek verilerini açıklarlar. Her ne kadar bizlerin o rakamlara da aklımız ermese de, inşallah onlar bizim anlayacağımız basitlikte bir anlatım yolu bulurlar.

    Böylece hem biz hem de siz; ne olup ne olmadığımızı öğreniriz.

    SEZARIN HAKKI SEZAR?A

    B.T.S.O. 1999 İktisadi raporunun 93 S.da Sayın Prof. Uğur Eser ve Yrd. Doç. Bahadır Aydın bakınız ne diyorlar.

    12 Kasım depreminin il?in sosyo ? ekonomik yapısında yol açtığı tahribatın giderilmesi ve uzun vadeli gelişme trendinin yakalanması bakımından kamunun müdahalesine gerek vardır. Burada, devlet, özellikle ?dışsallık?yaratacak fiziki ve sosyal alt yapı yatırımları yapabilir; belli bir takvime bağlanmış, selektif, esnek ve çok amaçlı teşviklerle özel sektör yatırımlarının belirli bir süre için özendirmeye yönelik önlemler alabilir. Bu tür tedbirler, gelişme sürecinde bir ?itme etkisi? yaratacağından İl?in ?gecikmiş? olan gelişmesi bakımından önem taşımaktadır.(Bu teşvikler için U.ESER, ?Bolu İl?inde Deprem Nedeniyle Bozulan Ekonomik ve Ticari Hayatın Yeniden Tesis Edilmesi için Kamu Desteği ve ?Özel statü? Talebi? Mayıs 2000, isimli rapora bakılabilir.

    İl?in gelişmesinde yerel kurum ve örgütlerin katkısının olduğu da söylenemez. İl?in gelişmesine katkı yapacak bu tür yerel kuruluşların olmaması yada yerel kuruluşlar düzleminde sivil toplum kurumları (STK) arasında yerellik ortak paydasında yakınlaşma, dayanışma ve işbirliği arayışlarının olmaması, ayrıca İl?de geçmiş merkezi ve yerel yönetimlerin sanayinin yerelleşmesi ve kültürünün oluşmasına öncülük edememeleri Bolu için bir dezavantaj olmuştur. Bu nedenle, Bolu'da kamu, özel ve sivil toplum kuruluşları arasında sağlanacak olan gönüllü ve uyumlu bir işbirliğinin il?in gelişmesi bakımından çok büyük önem taşıdığını belirtmek gerekir.

    Bu düşüncelere katılmamak mümkün mü?

    - Ben her zaman:

    - (Gelişme planının envanter gibi çok zaman alan bölümü ile oyalanmayalım. Apaçık ortada olan bir durumu (uzun zaman harcayarak) bilimsel olarak ispatlamak yerine, tıpkı Amasya gibi siyasi gücümüzü kullanarak ÖZEL STATÜ talebinde ısrarcı olalım.

    - Bir yandan da il gelişme planımızı yapmaya devam edelim.) demekteyim.

    Unutmayalım ki siyasi güç ?her zaman için? bilimin gücünden (maalesef) üstün.

    Biz hep saygılı ve bilim çizgisinde gitmeye çalışırken

    ATI ALAN ÜSKÜDARI GEÇİYOR.

    EK-3: 21_Mart_2005

    ??. YARIŞINDAN, HİZMET YARIŞINA

    Arı kovanı gibi idi.

    Koşuşturmalar baş döndürüyordu.

    O onu atlatıyordu, bu bunu.

    Hırs elektriği sarmıştı, her yanı.

    Söze sadakat, ahde vefa buharlaşmıştı

    Tek gaye vardı, kazanmak.

    Gayeye götüren, her yol mubahtı.

    Liyakat, bilgi, beceri ve tecrübenin hiç önemi yoktu.

    Herkes ben diyordu.

    Mühim olan oy du.

    Sonunda, oy sandığı doldu.

    Kuş mu çıkacak, civciv mi derken!

    Ali cingöz oyunu bitti.

    Kazananlar belli oldu.

    Böylece bir B.T.S.O secimi daha tamamlandı.

    Yeni meclis, yönetim kurulu, meclis ve oda başkanları, hayırlı olsun.

    Sen-ben davası bitmiştir.

    Başarı için el ele vermek, yönetime destek olmak zorundayız.

    Bize yakışan budur.

    Bolu'dan başka Bolu, bizimde başka gidecek yerimiz yoktur.

    Onlar hepimizin temsilcisidir.

    Başarıları başarımız olur.

    *****

    Hala üyelerin pek çoğuna göre B.T.S.O:

    Gölge etmesin, başka ihsan istemez !

    Oda üye aidatı toplar, ama üyelere faydası olmaz.

    Üyeler odayı, odada üyeleri, secimden secime hatırlar.

    Yıllar yılı, bu hep böyle olmuştur.

    O nedenle olsa gerek:

    Aidatı ödeyen üyeler,? nerede hizmet? demezler.

    Tuhaftır!

    Yönetime gelenlerin çoğu; neden geldiklerini ve ne yapmaları gerektiğini bilmez.

    Toplantılara isteksiz katılır, olan bitenle ilgilenmez.

    Gaye topluma hizmet değil midir?

    Neden böyle yaparlar?

    *****

    Gaye: Seçilmiş olmak, seçilmişliğin imtiyazlarından yararlanmaktır.

    Hizmet, gereksiz bir angaryadır.

    Onların işleri güçleri vardır.

    Toplantıya katılmaları bile bir lütuftur.

    Bunu ifade etmekten de çekinmezler.

    Bu zihniyet hastalığı yaygındır.

    Hiç bir zaman hesap sorulmadığından

    Gelenek haline getirilmiştir.

    *****

    Bu umarsız gelenek yıkılmalıdır.

    Hiç kimsenin, şahsi kapris ve bilgisizliğine Bolu kurban edilemez.

    Oyun bitti, perde kapandı, haydi yeni oyuna denmemelidir.

    Herkes köpeksiz köyde değneksiz gezilemeyeceğini anlamalıdır.

    Mahkemenin kadıya mülk olamayacağı bilinmelidir.

    Odanın görevi Bolu'nun önünü açmak, rehber olmaktır.

    Bu görev uzun zamandır yerine getirilememiştir.

    Vebali ağırdır.

    *****

    Vebale yeni veballer katılmamalıdır.

    B.T.S.O nın Bolu'nun ,beyni, yüreği,bileği ve rehberi olma yükümlülüğü vardır.

    Bu yükümlülük, oda yöneticilerince ifa edilir.

    Yöneticiler: Hizmet aşkı ile dolu, çağı yakalamış, bilgili, yaratıcı kişilerse mesele yoktur.

    Bu özellikleri taşımayanlar, Bolu'nun önünü tıkarlar.

    Yöneticiliğin sağladığı, maddi bir menfaat yoktur.

    Oda yöneticisiyim deme uğruna, Bolu'nun önünü tıkamaya, kimsenin hakkı yoktur.

    Bende, ?oda yöneticiliği için gerekli vasıf var mı? diye; kendi kendinize sorunuz.

    Sizi en iyi, siz değerlendirirsiniz.

    Eksikleriniz varsa, çekilin.

    Bolu'nun önü tıkanmasın.

    Yeterliyim diyorsanız; geceyi gündüze katıp çalışmaya başlayın.

    Bolu çok şey kaybetti, çok geri kaldı.

    On dönüm bostan yan gel Osman devri bitmelidir.

    Burası Bolu eyne de olu beyne de olu denilmemelidir.

    Okumadan, ancak kör hafız olunur.

    Kör hafız da,? kellim kellim ya kellimden? başka şey bilmez, ama bildiğini sanır.

    Lütfen gözünüzü ve gönlünüzü acınız,

    Oturduğunuz koltuklar, peygamber postu gibidir.

    Geleceğimiz elinizdedir.

    Öncelik hakkı odanındır.

    Kendi işiniz sonra gelmelidir.

    Allah Bolu'nun yardımcısı olsun.

    NOT

    Odanın yeni yöneticileri:

    I-Neden göreve talip oldunuz?

    II-Projeleriniz nelerdir?

    Detaylı olarak açıklamalısınız.

    Ayrıca:

    A- Bolu teşvik kapsamına alınmadığı için acılan tespit davasının takipçisi olacak mısınız?

    B-Cevre düzeni planı ile ilgili görüşleriniz nelerdir?

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak