Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

10 KASIM DA YORUMSUZ?

Yurdaer Kalaycı

    14 Kasım 2005

    10 Kasım günü,

    (Bolu'da bir süre görev yapmış olan),

    Sn. Ömer Yasa'dan, bir mesaj aldım.

    Mesajın birinci bölümünde:

    *-kendisinin eklediği bir not,

    ikinci bölümünde:

    *-Genç bir anne adayının "Atatürk?e hitaben" yazdığı;

    bir mektup vardı.

    Etkilendiğim için, sizlerle paylaşmak istedim.

    ****

    Birinci bölüm.

    27.Mayıs.1960'da lise son sınıf öğrencisi,

    1968'de Üniversite Reform Komitesi üyesi,

    1999'da emekli olan bir yargıç.

    Ve bugün İstanbul Barosu'nda,ilkeler için savaşımı sürdüren;

    64 yaşında bir delikanlı olarak:

    *Esra ORDAY gibi gençler az olmadığı için iyimserim.

    *İşte ATATÜRK bu nedenle ölümsüz.

    Sağ ol Esra.

    Sağ olun genç arkadaşlarım.

    Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.

    Ömer YASA

    ****

    İkinci bölüm.

    Yüce ATAM...

    Ben sensizliği,son 29 yıldır biliyorum.

    İlk öğrendiğim kelimeler,anne-baba-Allah ve Atam imiş.

    Senin yolunda ilerlemem için;

    ailemin mükemmel öğretileri ile büyüdüm.

    Sana ve sorgusuz tüm yaptıklarına inandım.

    Seni tanıdım, öğrendim, okudum ve okuttum.

    Anlayamayanlara seni anlattım.

    Bir sevgili gibi seni çok sevdim.

    Bağlandım ve ölene dek de kopamam.

    Her 19 mayıs'ta senin doğumunu kutladım.

    Çocukluğumda 23 Nisanla, gençliğimde 19 Mayısla şenlendim.

    29 Ekimlerde coşkulara büründüm.

    Evimi çevremi bayraklarla donattım.

    30 Ağustoslarda gerim, gerim gerindim.

    Her 10 Kasımda senin için solup;

    saygı durusundan sonra,

    (İstiklal Marşımızı söylerken)

    yeniden çiçekler açtım.

    Yokluğunu hissettirmemek için;

    "bir Cumhuriyet çocuğu olarak" çabalıyorum.

    Şimdi bir anne adayıyım.

    İçimdeki:

    Tüm Ata ve vatan sevgisini;

    daha doğmadan kızıma aşılıyorum.

    Onun da "aynı benim gibi" öğrendiği, ilk kelimelerden biri;

    *-senin yüce adın olacak.

    *-Aile ve Allah sevgisinden sonra seni sevmeyi öğrenecek.

    Doğru yolda kalması için, bir anne olarak;

    gerekirse canımı bile feda edeceğim.

    İleride bir cumhuriyet kadını olarak;

    ayaklarının üzerinde nasıl duracağını öğreteceğim.

    Ona,yanlış yolları da öğreteceğim;

    *-ki asla o yollara sapmasın.

    Etrafımızdaki:

    Doğru görünen yanlış kişileri de tanıtacağım(1).

    *-O kişiler asla beynini yıkayamasın.

    Senin devrimlerin sayesinde;

    bugün ki modern görünümlerinin ardına saklanarak,

    zehirlerini ve sana olan nefretlerini su üstüne çıkaran,

    utanmaz kişileri de tanıtacağım(2).

    Çünkü:

    Yeri geldiğinde, kimin ardında saf tutması, gerektiğini bilsin.

    Bu 10 Kasım, bana çok üzücü geldi.

    Solarken, sanki daha bir derin soldum.

    *-9.05'de ne çevremde ne duran bir araç gördüm,

    *-ne bir korna işittim,

    *-ne bir fabrikanın sirenini duydum.

    *-Ne de olduğu yerde mimlenen bir vatandaş gördüm.

    Gerçekten üzüldüm.

    Dedim ya!

    sanki daha bir derin soldum.

    Ama kulaklarıma:

    *- "Korkma,sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak" sözleri geldiği,

    *- dilimde İstiklal Marşımızın derin sözleri,dolaşmaya başladığı anda;

    yeniden çiçeklerime büründüm.

    Bu defa daha parlak çiçekler açtım.

    Ant içtim...

    İnandığım yolda mücadeleme devam edeceğim.

    Doğruluğu aleni olan yolda koşarak ilerleyeceğim.

    Yanlış yola sapanları yanıma almaya çalışacağım.

    Anlatacağım, öğreteceğim, okuyacağım ve okutacağım.

    Bu benim görevim.

    Bu cumhuriyetin evlatları olarak hepimizin görevi.

    Bu geçmişini bilen tüm Elif ve Mehmet torunlarının görevi.

    Bu tüm şehitlerimize karşı vicdan borcumuz.

    Tüm gazilerimizin;

    eli, kolu, bacağı, gözü , bedeni, biziz.

    Onları yaşatmak bizim görevimiz.

    Utanmadan, NE MUTLU TURKUM DİYENE demeliyiz.

    Haykırmalı sesimizi enginlere ulaştırmalıyız.

    Geleceğimizin de, senin varlığında olduğu gibi;

    çok parlak olmasını diliyorum Atam.

    Senin ışığında ilerlememiz için;

    yüce rabbimiz bize güç versin.

    Sevgi ve saygılarımla.

    10 Kasım 2005 - İstanbul

    Esra Orday.

    NOT:Esra Hanım'ın çok önemli iki tespiti var.

    Diyor ki:

    1-Etrafımızdaki:

    Doğru görünen yanlış kişileri de tanıtacağım.

    [Etrafınıza dikkatlice ve düşünerek bir bakın;

    *-Kimler hak yolunda imiş gibi görünüp, halkın hakkına göz dikmiş,

    *-kimlerin ağzı Allah, karnı yallah demekte.

    Zorlanmadan anlarsınız.]

    2-Utanmaz kişileri de tanıtacağım.

    [Utanmazlar, yüzlerine tükürsen, yağmur yağıyor der.

    Karınlarının dibi yoktur.

    Doymak bilmezler.

    Haramı çok severler.}

    Allah diye diye, (yani Allah ile) aldatırlar.

    O ne kötü bir aldatmadır.]

    Farkında olmazlar.

    Çünkü şeytanın (menfaat hırsının)uşağıdırlar.

    Bolu gibi, "tepkisizlerin bol olduğu" yöreler de çok boldurlar.

    Kendi çıkarları için, "Nöron'un Roma'yı yaktığı gibi";

    Bolu'yu yakmaktan çekinmezler.

    Allah onların şerrinden korusun.

    Allah onların müstehakını versin.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak