Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

EBABİL KUŞLARI(*)

Yurdaer Kalaycı

    23 Ocak 2006

    Çocukluğum da fakirlik yoğundu.

    Sabah tarhana çorbası, akşam bulgur aşı yenirdi.

    ?Götü boklu tavuk? en kıymetli misafire kesilirdi.

    O da öyle bir kokardı ki!

    Anlatılamaz.

    Yemek beğenmeyen çocuklara;

    Bulursan ?Ebabilin bokunu ye?, denirdi.

    ****

    Ne idi bu Ebabil?

    Boku ,Arı boku (bal) gibi bir şey olabilir miydi?

    Merak ederdim.

    Sonra, anladım.

    Ebabil bokunun, ?açlık? demek olduğunu.

    Ailem sayesinde, onunla tanışmadım.

    Yemek zorunda kalmadım.

    ****

    Babamın lokantası vardı.

    Bolu'ya gelen turfandalar, orada servis edilirdi.

    Ama pek çoğu da, Bolu'ya gelmezdi.

    Onları resimlerinden tanırdım.

    Bazılarını orta okulda tattım.

    Yıl 1952 idi.

    ****

    O yıllarda fark ettik, nurlu ufukları.

    Amerikan kültürünün lezzetini.

    Nescafe içtik, zevk aldık.

    Wiski içip, mest olduk.

    ****

    Ebabilin bokunu unutup;

    Amerikan bokuna sarıldık.

    Kanaati, şükrü, terk ettik..

    Traktörlerden pehlivan yaptık..

    Hakkı-hukuku,değirmende bıraktık..

    Her işi kitabına uydurduk.

    İnançları,insanları,tabiatı!

    Her şeyi sömürdük.

    Had, hudut tanımadık.

    ****

    Derken, efendime söyleyim?.:

    Ansızın, kuşlar hücuma kalktı.

    Üzerimize ?kuş gribi? atmaya başladı.

    Panikledik.

    ****

    Taktir Allah?tan, tedbir kuldan, diye bir öz deyiş vardır.

    Tabii afetlere karşı önceden tedbir alıyor muyuz?

    Hayır.

    ****

    Allah insana, mahlukların en şereflisi(eşref-ül mahlukat)der.

    İnsanı, akıl taç?ı ile taçlandırır.

    Akıl ile birlikte, cüz-i irade, nefs, hırs, vicdan, insaf, izan, idrak gibi duygular da verir.

    Bunları, şu dinden olanlara çok, bu dinden olanlara az verdim demez.

    Ayırımcılık yapmaz

    Kur?an ile, akıl sahiplerine hitap eder.

    ****

    Kur?an da bize, ibretlik örnekler anlatıp, öğütler verir.

    [ fil suresinde olduğu gibi(1).]

    Ardından da;

    Var mı düşünüp öğüt alan(**)?

    Diye sorar.

    ****

    Allah?ın öğütlerinden ibret alanlar yok mudur?

    Elbette vardır.

    Kimlerdir bunlar?

    Bizim güneş?e tapıyor(kafir) dediğimiz Japonlar ve daha niceleri.

    Neden böyledir bu?

    Kendimizi Allah?a emanet ettiğimiz halde!

    Allah bizi neden korumaz?

    ****

    EK-2

    EK-2


    EK-4

    EK-5
    Düşünce ve önerilerim:

    - Kuş gribinde bir komplo olup olmadığı araştırılmalıdır.(2)

    - Hasta olan kanatlıların dışında ki itlaf durdurulmalıdır.

    - Sağlamlar aşılanıp, karantinaya alınmalıdır.(3)

    - Yerli ırklar asla yok edilmemelidir.

    Sonra arasak da bulamayız.

    -.Tavuksuz köy olmaz(4)

    - Entegrelerde hastalık olmaz deniliyor.

    (Bu doğru ise)

    Kart yumurta tavukları;

    neden kedi-köpek maması yapılmak isteniyor?

    -Tehlikeli olan yalnız kuş gribi değildir.(5)

    Her konu da tedbirli olmalıyız

    -----------------------------------------------

    EK-1: Fil suresi(S-105)

    Rahman ve Rahim olan Allah?ın adıyle.

    1-Rabbinin Fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi?

    2-Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?

    3-Üzerlerine sürü,sürü kuşlar gönderdi:

    4-Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atan (kuşlar).

    5-Nihayet onları (kurt tarafından) yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptı.

    ------

    (*)-: Ebabil kuşları= Fil suresinde sözü edilen kuşlardır.

    Birbiri ardınca gelen kuş sürüleri demektir.

    (**) (kamer s54,a17,22,32,40)

    ------

    Surenin nüzul sebebi şudur:

    Habeşistan'ın Yemen vâlisi Ebrehe, San'a'da büyük bir tapınak yaptırdı. Gayesi, Kâbe hacılarını buraya çekmekti Ebrehe büyük bir ordu hazırladı. Ordusu, fillerle desteklenmişti. Ebrehe'nin ordusuna Ashâbu'l-Fil (fil sahipleri) denmiştir. Kâbe'ye saldıracağı sırada, Allah ebâbil kuşlarını üzerlerine gönderdi. Kuşlar ağızlarında ve ayaklarında taşıdıkları taşları askerlerin üzerine atarak onları helâk etti.Rivayete göre değdiği eti ve kemiği çürütüp eriten taşlardı. Kimine göre de çiçek, kızamık,veba,kolera gibi bir hastalıktı. Kısacası, bir fâcia meydana gelmişti. Olay Hz. Peygamber 'in doğumuna yakın oldu. Bu olaya Araplar "Fil Vak'ası" ve bu yıla da "Fil Yılı" demişlerdir.

    Tefsirlere baktım,

    Prof Dr Süleyman Ateş:

    (Fil suresinin getirdiği başlıca prensipler başlığı altında)

    -Yüce Allah, haddi aşan zorbaları, ummadıkları biçimde cezalandırır.

    -Felaketlerle, küçük, küçük canlılarla, hastalıklarla kırıp geçirir diyor.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak