Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

TATİL DEĞİL, BAYRAMDI

Yurdaer Kalaycı

    7 Ocak 2006

    Bolu 1946:

    Şehirde, sokak lambası yok denecek kadar azdı.

    Camlarda, yorganlar asılıydı.

    Gece karartması yapılır, sirenler çalınırdı.

    Olan biten, radyodan öğrenilirdi

    O da, her ev de yoktu.

    Kocaman ?sandık gibi? şeylerdi.

    Genelde, ajans dinlemek için açılırdı.

    ****

    Men?i israfat kanunu vardı..

    Hemen her şey, kıttı.

    En bol olan, yokluktu.

    Onun da, farkında olan yoktu.

    ****

    Tok, açın halinden anlardı.

    Komşuyu aç yatırmaz;

    fukaralığı paylaşırlardı.

    Büyük birer aile idi, mahalleler.

    ****

    Edep, esastı.

    Örf, adet ve törelere uyulurdu.

    Neyin, ne zaman, nasıl yapılacağı, belliydi.

    Herkes uyardı.

    ****

    Her evin, bahçesi vardı.

    Kurbanlık, önceden alınıp beslenir,

    evin konuğu olurdu.

    İtilip kakılmazdı.

    Bayramdan önce;

    alnı ve sırtına kına yakılırdı.

    ****

    Cami dönüşü, ?kurban töreni? başlardı..

    Önce, iki çukur kazılırdı.

    (Biri kesme, diğeri atıklar için.)

    Kurbanlık, okşanarak getirilir;

    İncitmeden, ?usulünce? yatırılırdı.

    İpek mendil örtülürdü gözlerine.

    ****

    Sahibi, kurbanın yanında durur;

    elini üzerine koyardı.

    Tekbir almaya başlanırdı,

    *-Allah?u-Ekber, Allah?u-Ekber!!

    Herkesi, huşu duygusu sarardı.

    Başlar eğilir, gözler kapanırdı.

    ****

    Kurbandan sonra, kestiren;

    İki rekat, şükür namazı kılardı.

    Tütsü yakılır, gül suyu serpilirdi.

    Namaz bitince, huşu sevince döner;

    Keyifli bir telaş başlardı.

    ****

    Kavurma yapma telaşıydı bu.

    Mahalle mis gibi kokardı.

    Ağız sulanır, karın acıkır, akıl baştan çıkardı.

    Pişmesine yakın, ciğeri de kattın mı!!

    Hımmm..!

    Öf ki, ne öf.

    Bu, tarifi imkansız lezzetin kaynağı;

    salt kurban eti değil

    ?Allah rızasına yönelik?

    sevgi ortamıydı.

    ****

    ?Ben? yok, ?biz? vardı.

    Herkes kendinden önce, yoksulları düşünürdü.

    Veren elin, alan el den üstün olduğuna inanılırdı.

    Velhasıl!!!!

    İnsanı, insan yapan bir ortamdı.

    ****

    Çoğunluk mistik ve miskindi.

    Kader der dururlardı.

    Kabuğu içinde mutluydular.

    Kırmak isteseler de, beceremezlerdi.

    ****

    Bu ortamda başladım Gazi Paşa İlkokulu?na.

    Yıl 1947 idi.

    Mektebin avlusu Kadı Camisine bitişikti.

    O zaman:

    Kadı Camisi kütüphane olarak kullanılıyor;

    Ezan, Türkçe okunuyordu.

    ****

    1950 de ?demirkıratlık? dönemi başladı.

    Ezan,Türkçe?den Arapça?ya döndürüldü.

    Ardından, Marşal yardımları kabuğu çatlattı.

    Türkilizcenin tohumları atıldı.

    ****

    Böylece:

    Uyuyan dev uyandı, kabuğunu kırdı.

    Batıdan gelen her şeyi yalamadan yuttuk.

    Harsımızı, irfanımızı beğenmedik.

    Elimizin tersiyle ittik.

    Yunus Ermenin şiirlerinden, oratoryo türettik.

    Neticede:

    Biz, bize benzemez hale geldik.

    ****

    Büyük bir milletiz.

    Kültür mirasımız muhteşem.

    Batının ulaşamadığı tüm değerlere sahibiz.

    ****

    Aslında ?ben? ci Batı, ?biz? sistemine muhtaç.

    Onu arıyor.

    O sistem bizim Kültürümüzün özünde var.

    Değil mi?

    Not: Kurban Bayramınız mübarek olsun.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak