Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

KALP, PİCASSO, HAT SANATI, ANJİYO VE SAKIP AĞ

Yurdaer Kalaycı

    20 Şubat 2006

    Hastalanınca tedavi olmak zordur.

    Marifet tedbirli olmaktır.

    Bu düşünce ile,Üniversite Hastanesi?nde, chek-up yaptırdım.

    Sinyal vermeyen, yüksek tansiyonum varmış.

    (Daha tehlikeliymiş.)

    Ömür boyu sürecek, ilaç tedavisine başlandı.

    Kontrol altına alındı

    ****

    Kalp damarlarında, tahribat yapmış olma ihtimâli varmış.

    O nedenle, elektro çektiler.

    Başka tetkikler de yaptılar.

    Tahribat tespit edemediler.

    Emin olmak için;

    talyum testi yaptırmamı önerdiler.

    ****

    Aklıma, Siyami Ersek Hastanesi?nde görevli,

    ( arkadaşım Tahsin Ulu?nun kızı)

    ?Kardiyoloji Doçenti? Neşe Çam geldi.

    Onun kontrolünde, test yaptırdım.

    ****

    Sonuç net çıkmamış.

    Anjiyo önerdi, kabul ettim.

    ?Yolun aşırı karlı ve İstanbul?da hayatın felç olduğu,

    7 Şubat günü yola çıktım.

    Aynı gün işlemler yapıldı.

    Anjiyo, 9 Şubat?ta yapılacaktı.

    8 Şubat günü yapılacak bir işim yoktu.

    Kar şehri teslim almış, araçlar mahsur kalmıştı.

    Yollar bomboştu.

    ****

    Fırsat bu fırsat deyip karar verdim.

    Picasso Sergisi için yola çıktık.

    Topkapı?dan, Emirgan?a on beş dakikada ulaştık.

    Atlı köşkte kimse yoktu.

    (Normal zamanda uzun kuyruklar olurmuş)

    Kapalı sandık, açıkmış.

    Picasso Sergisi?nden sonra;

    -Amerika?da sergilenen, Türk hat sanatı eserlerini,

    -rahmetli Sakıp Sabancı?nın yaşadığı kısımları,

    gezebileceğimizi söylediler.

    (Körün istediği bir göz,.Allah verdi iki göz deyip.)

    Sevindim.

    ****

    Picasso, bir sanat devi.

    Modern sanat denince, akla gelen ilk isim.

    Sanatıyla, yaşamıyla ?aykırı? bir adam.

    Kurallara uyan değil;

    yeni kurallar-yollar (bulup), koyan biri.

    Değişim, gelişimdir diyen;

    durmaksızın ?arayan, yaratıp üreten? kişi.

    Aradığı mükemmellik.

    Tam bir ?aşk? adamı.

    (Hem bedensel, hem de ruhsal aşk?a, ?aşık?)

    Leylâ diye inleyip-arayan;

    bulduğunda, ?onu tanımayan?, bir Mecnun.

    Orta parmağın ?suçu olmaz?, diyen biri.

    Çirkinde, ?güzellik arayan? bir yaratıcı.

    94 yaşında, ?genç ölen?, bir adam.

    Batı kültürünün, en önemli, ?sanat sembolü?.

    ****

    Gezdim.

    Sergi pek de yeterli değildi.

    Hiç yoktan iyi deyip sevindim.

    (Picasso yapıtlarını toplamak, kolay da değil)

    Gördüklerim bana yetti.

    Kafamda kavak yelleri esti .

    Yüreğim çığlık çığlığaydı.

    Dilim damağıma geçti.

    Ben, bende değildim.

    Picasso?dan ?ser-hoş? çıktım.

    ****

    Sakıp Ağa?nın, yaşadığı köşk?e girdiğimizde, ser-hoştum.

    Devasa, altın kaplı aynalar.

    Muhteşem, mücevherli abajur- heykeller.

    Kocaman, Çin işi, nadide antik vazolar.

    Murassa, dantel gibi oyulmuş, mobilyalar.

    Daha neler neler!

    Ağzım açık kaldı.

    ****

    1999 yılı, ?DanoneSa açılışı için? Bolu'ya geldiğinde;

    Yurdaer Mutfak Sanat Merkezi?ne uğramıştı.

    Tesisi gezip, resimlerimi(1) inceleyince, bana:

    -Ağam, istersen servetlerimizi değişek;

    -Hele bir düşün demişti.

    Ardından da izlenimlerini yazmıştı.

    ****

    İşte o yazıdan bir bölüm:

    ****

    Değişim önerisini hatırlayıp;

    ser-hoş kafayla, içimden:

    -Ağam düşündüm, gel konuşalım dedim.

    Salonun muhteşem kapısında beliriverdi.

    Gülümsüyordu.

    Gülüşü hüzünlüydü.

    (Konak da, hüzün kokuyordu.)

    -Eşya?da, mutluluk bulamadım.

    -Mutluluğu, insanların mutluluğunda aradım, dedi.

    Görüntüsü kayboldu.

    Benden başka gören olmamıştı.

    Söylesem de inanmazlardı.

    Sustum.

    ?Ser-hoşluğum? da bitti.

    ****

    Hat sanatı bölümüne çıktık.

    Vay be!

    (Batının mükemmeli arayanı ile;

    bizim mükemmeli arayanlarımız, yan yana)

    Altın varakla tezyin edilmiş, murassa, ,Kur?an-ı Kerimler.

    Fermanlar, tezhipler, hilye?i şerifler daha neler neler.

    Hepsi de ilâhi aşkı terennüm ediyor.

    Halk ozanı, ?aşıkların atışması gibi, bir şey? sanki.

    ?Dinle ney?den, kim hakikat var içinde diyor?, tüm eserler.

    Oya gibi işlenmiş, dantel gibi örülmüşler.

    Sanki;

    hepsi birer İslam bülbülü olmuş.

    Ötüyorlar, Allah deyu deyu.

    Nur?a gark olmuş;

    semavat ü zemin.

    Kendimi cennette zannettim.

    ****

    Atlı Köşk?ten çıkarken, adeta uçuyordum.

    Sabancılara minnet duydum.

    Kültüre, halkımızın eğitimine hizmet ediyorlar.

    Yiyip içip semiren, ?doyumsuz yamyamlar gibi? değiller.

    Allah onlardan razı olsun.

    (Allah bize de, böyle hayır yapmayı nasip etsin.)

    ****

    O günüm mutlu geçti.

    Anjiyo vız gelip, tırıs gitti.

    Ertesi gün, kardeşim Neşe Çam?ın eline;

    ?güven ve inançla? teslim oldum.

    ****

    Acı duymadım.

    [Her gün , yüzlerce anjiyo,

    açık kalp ameliyatı yapıyorlar.

    Elleri meleke kesb etmiş.]

    Aradan 15-20 dakika geçti.

    Neşe Hanım:

    - Kalp ve damarlarınız da, bir şey yok,

    ?sağlamsınız? dedi.

    Sevinip, teşekkür ettim.

    (Ben dün Atlı Köşk?te, kalbimi yeniledim, demedim.)

    Gülümsedim.

    Ek-1: Resimlerimi ve Yurdaer Mutfak Sanat Merkezi?ni, www.yurdaer.com web sitesinden izleyebilirsiniz.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak