Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

2013'ten kalanlar...

Fırat Oktar

    13 Ocak 2014

     
          İşlerimin yoğunluğu ve kişisel çıkmazlarımın ardından, 3-4 ay ara verdiğim yazma işini özlemişim...
         Bunu fark edebilmek için ise, hep aklımda olan ancak yeni yeni dökülen birkaç satır yeterli oldu.
          Kısaca üstünden geçmek gerekirse; Geçtiğimiz dönemlerde yaşadıklarım, olan biten, Türkiye'nin içerisinde bulunduğu paradoks ortamları ve hayretle izlenesi olaylar silsilesi beni sahneden aşağı inip, izleyici olmaya yönlendirmişti diyebilirim.
          2013 yılının ardından, yeni yılın ilk günlerinde, geriye dönüp hızlıca göz attığımda kendi içimde, Bolu'da, Türkiye'de ve Dünya'da yaşanılanların tümünde, kendim için, özellikle Bolu'ya geri dönme süreciyle ve adaptasyon çabalarıyla gelen değişimin fazlaca olduğu bir yıl... Şehrim için; umutsuz umutlarla ve tüm iyi niyetimle, "yapım aşamasında" sloganı sanırım yerinde olacaktır.
         Ancak Türkiye genelindeki işler akıl alacak gibi değildi. Aslında ilk yarısı konunun işlendiği, fırtına öncesi sessizlik tadında ilerleyen ve ikinci yarısında tüm bombaların, entrikaların patladığı bol aksiyonlu, macera filmi gibi bir yıl geçtiğini söyleyebilirim ülkem için, tabi aralık itibarı ile müthiş final...
          İlk 6 ayında zaten son 11 yıldır bildiğimiz eski sistem, eski Türkiye vardı ancak bir ağaç yerinden çıkarılınca dengeler sarsıldı. Sanki Türkiye'yi dengede o ilk kesilen ağaç tutmuştu bu zamana kadar. Ardından asıl felaket akıllı telefonlarımızdan veya bilgisayarlarımızdan aşikar olduğumuz güncelleme işlemiyle başladı. Her ne zamanki "eski" Türkiye, "yeni" Türkiye sözleri gündeme düştü. Türkiye versiyon 2.0 yüklenmeye başladı, işler de bu gelişmenin akabinde karışmaya başladı. Sanırım güncelleme yazılıma zarar verdi. "Fatal error Türkiye" yaşadık son bir ayda. İşte benim anladığım Türkiye böyle bir yılı geride bıraktı. Daha nasıl yorumlanır bilemiyorum inanın...
          Yarın ne olur, olabilir, olacaktır? Hep birlikte yaşayıp göreceğiz. Fakat sadece emin olduğum şey, artık o dengeyi tutan ağaçta ortada değil. Umarım ülkem bu gidişattan en az yarayı alarak kurtulur ve bizler yarınlara umutla bakabilmeyi başarabiliriz.
          Altını çizmeden geçemeyeceğim, yeni yıla olağanüstü bir illüzyon gösterisiyle girmiş olmak son derece umut vericiydi. ? (!)
          Dünya da ise ABD den başlayalım, Hollywood sineması "Argo" bir deyimle yılın en iyi filmi ve yönetmeni ödülüne Ben Aflleck'i layık gördü. Bu zaten yeterince ironikti. Filmin hakkını verelim, başarılı bir filmdi.
          Londra Olimpiyat oyunlarının ardından bir haber olduğumuz "Demir Lady" yaşamını yitirdi.
          Kirobo, insanlarla konuşmayı öğrendiği için cezalandırılıp uzaya gönderildi. Bill Gates' in penceresinden durumu değerlendirdiğimizde, Microsoft'un DVD kutusundan tam 72 milyar dolar çıkması dünyanın en zengin insanlarının "boxed edition" a yönelmelerine ilham verdi.
    Kişisel fanusumdan algıladıklarım aşağı yukarı böyleydi. Kimine eksik, kimine fazla, kimine doğru, kimine yanlış gelecektir. Benim özelimde, öznelimde ve önceliklerimde bunlar yaşandı.
           Takip edenlerin beni bildiği üzere, daha da fazla kendi alanımın dışında takılı kalmadan kendi başlığımıza geri dönüp "turizm açısından nasıl bir yıldı?" sorusuna cevap aramaya çalışalım.  
           Türkiye ile ilgili genel düşüncelerimi haziran sürecinde sizlere ilgili yazımda http://www.bolununsesi.com/icerik/aramahaber.asp?id=26546 aktarmıştım.
           Bu düşüncelerim ne yazık ki pek değişmedi. Geçtiğimiz yıl ülkemiz adına olumsuzdu diyemeyiz, ancak 2014 için aynı şeyleri düşünmüyorum.
           Bolu'ya dönüşümün ardından yani 14 aylık süreçte 3 tane derneğe üye oldum. Tam sayısını bilmiyorum ama en az 60-70 toplantıya katıldım. Toplantıların hangi konseptinden bahsedersek bahsedelim, sağlık turizmi, ekoturizm, spor turizmi vb. hangi konuda konuşursak konuşalım, çalıştay mı dersiniz, arama toplantıları mı, paneller mi ne üzerine olursa olsun konuşulan, tartışılan içerikleri teoride farklı, ancak hayata geçtiğinde hemen hemen hepsi de birbirinin aynı olan 2 ay mesai alan toplantılar...
          Sağlık turizmi diye başlayıp unumuz var, şekerimiz var, hani niye helva yapamıyoruz kafasına ulaştığımız eğlence dolu dakikalar benzersiz; Lakin, ekoturizm çalıştayında "atv lerle-motorlu taşıtlarla ne turlar yapılır şu Bolu'da" sunumları paha biçilemez. 
          Bolu'da kayak yapılabiliyormuş, kış turizmi diye bir şey varmış. Her yerinde dört bir yanında tarih varmış, yüzlerce yayla, göl varmış, spor turizmi varmış, kongre turizmi de olmazsa olmazmış, hatta ve hatta eko-agro turizm yapılabiliyormuş. 
         İyi oldu değil mi öğrendiğiniz...
          Yeteeeeeeeeeeeer !!!
          Birisi bana söylesin "Bolu ne diyor ?" değerlerinle övün tabi ben sana övünme demiyorum. Hobi olarak yine övün fakat artık bir karar verelim, hiç mi ortak akıl olmaz, hiç mi hedefsiz devam etmekten sıkılmaz insan?
           Butik hizmet vermeye çalışıyorsun, 10 tane ürünle öne çıkamazsın, "alanını seç ve çalışmaya başla!"
          İşte size motto; "tabiatın kalbi Bolu" sloganı önce "yönünü bul ve çalış Bolu" olmalıydı.
          Bir konuya odaklanıp, üstüne çalışıp, bilimsel araştırıp, tutarlılık gösterip, fizibilite yapıp, akademisyenlerle, sektörü, sivil toplum kuruluşlarını, yerel yönetimleri birleştirip, küslüklerden, boş konuşmalardan arınıp ileriye doğru küçücük de olsa bir adım atmanın vakti gelmedi mi artık sizce de?

                                                        

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak