Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bomba Yazısı / Geri Dönüş

Fırat Oktar

    29 Haziran 2016

         Bomba Yazısı / Geri Dönüş

          Bugün ofise geldiğimden beri boş boş etrafa bakıp, uzaklara dalıyorum. Dün gece (28.06.2016) nin ardından ne söylesem, ne anlatsam, hatta ne düşünsem anlamsız geliyor. Evet, kendi düşüncelerim bile anlamını yitiriyor. O kadar zor ki insanın amaçsız kalması, yaşamak, nefes almak için var olması hissiyatı. Sadece bu düşünce bile içimi kemirmeye yetiyor.

         2014 yılının ocak ayından beri hiç yazmadığımı fark ettim. Hem içimde birikenleri biraz dökmek, hem de dün gecenin ardından uzun süren suskunluğumu bozmak istedim.

          Eskiden takip edenler bilir, benim daha önceden de yazdıklarım; yetiştirildiğimiz toplum ve dönem kadar apolitik, siyaset ve yargılamadan uzak ve bildiğim alan olan turizm üzerinedir.

         Radikal bir manevra ile bu anlamda bir değişiklik yapmak niyetinde değilim. Lakin aylardır ülkemizde yaşananlar, Türkiye'de hatta Dünya genelinde kronolojik bir canlı bomba rutininin oluşması sonucunda, bize dair olarak bunu kanıksamaya nerdeyse mecbur edilmiş halkın bir mensubu olarak, sessiz kalmak, sürüye uymak veya sosyal medya üzerinden terörü lanetleyip, kınamak gibi seçeneklerimin arasında bende insan olarak hakkımı daha önceden de iyi hissederek yaptığım gibi yazıya dökerek sizlere ulaştırmak istedim.

         Olan bitenin turizme olumsuz etkisini yazmaya zaten gerek duymuyorum. Belki bir farklı bakış, belki bir umut ışığı lazım hayatlarımızda…

         Millet olarak, insan olan herkesin üzüldüğü, canının acıdığı bir dönemden geçiyoruz. Muhakkak ki bu kötü günler son bulacak. Gandhi'nin dediği gibi; 'Ümitsizliğe kapıldığımda, gerçek ve sevginin yolunun her zaman kazandığını hatırlarım. Tiranlar ve katiller var olmuştur. Bir süreliğine yenilmez bile görünmüşlerdir. Ancak sonuçta her zaman kaybolurlar.”

     

         Sözlükten Kötülük kelimesinin anlamına baktığımızda karşımıza çıkan ilk 5 madde aşağıdaki gibi:

          Kötülük, Şer, Fenalık ya da Kemlik 1. İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı 2. Zararlı, tehlikeli 3. Korku, endişe veren 4. Kaba ve kırıcı 5. Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan.

         Kötülük olarak nitelendirdiğimiz şey, öncelikle kabul etmesi zor bile olsa görecelidir. 'Kötü” olarak addettiğimiz o insanlar, kendilerine göre 'kötü” olmayabilirler. Bu durum, bir inanç uğruna, bir ideoloji uğruna, bir sevgi uğruna, bir doğru uğruna yapılmış olabilir. Empati kurmak için veya uzak doğu felsefelerinden alıntı yaparcasına *'Yin ve Yang” öğretisindeki, 'Her iyilik içinde bir kötülük, her kötülük içinde bir iyilik barındırır”. 'Kutuplar, karşıtını muhakkak kendi içinde barındırır.” söylemleri ile bir çıkarım yapmak adına değil konuya bakılabilecek daha geniş bir vizyon bulabilmek adına içsel bir düşünceyi sizlerle paylaşmak amacıyla yazıyorum.

           Masum olan onlarca, yüzlerce insanın canlarını kaybetmesine, fiziksel veya mental olarak çok ciddi yaralar almasına sebep olacak hiçbir eylem de anlaşılabilir bir taraf aramak makul değildir. Bunların farkındalığı ile kötünün anlaşılabilir olmasını algılatmaya yönelik değil, bu yaşanmaması temenni edilen günlerin, ayların ve yılların sadece kendini kabul ettirmeye çalışan bir ideolojinin, bir oluşumun faturasını kesmesi olarak anlaşılmaması gerektiğinin altını çizmek istiyorum.

         Acziyeti, 2 yöneticiye, 3 politikacıya yıkmanın bir çözüm olamayacağı gibi suçların engellenememe halinin de güvenlik açıklarına bağlanarak yeni suçlular üretmeye çalışmanın da kimseye ileriye dönük veya sürdürülebilir bir faydasının olacağına inanmıyor olsam da, ortaya çıkan bu tablonun nihayetinde konuyu başka yerlere manipüle etmeye çalışmanın, 'her yerde yaşanması olasıdır” gibi neye hizmet ettiği belirsiz sözlerle insanların algılarını kapatmaya çalışmanın da saçmalığını görmezden gelmek mümkün değil.

          'Her yerde olabilirdi” denildiğinde bizden ne dememizi bekliyorsunuz diye sorarım. İyi o zaman demek ki her yerde yaşanabilirmiş. O zaman gündelik hayatımıza geri dönelim hiçbir şey olmamış gibi devam edelim yarın unutalım sonra 1 ay içinde bakalım bu defa ne olacak diyelim. Bihaber yaşamayı benimseyelim ve survivor(hayatta kalan) olalım. Acun programları ve uzun metrajlı ülkem dizileri izleyelim. 3 kişiyi öldürmüş seri katilin gündemi daha uzun meşgul ettiği bir ülkede biraz daha vurdumduymaz olmayı başaralım. Biraz da biz çaba gösterelim. Her şeyi büyüklerimizden beklemeyelim. Herhangi bir taksicinin dün geceki kriz sonrası yapmaya çalıştığı fırsatçılığı yapalım. Mağdur olan o insanları 100 $ a taşıyalım. Fransa'da yaşanan olaylar ardından meslektaşlarının yaptığı gibi ücretsiz taşıma hizmeti vermeyelim.

    Bunların hepsi olalım.

    İnsan olalım.

           Turizm sektörü ile en güzel paylaşımı geçtiğimiz haftalarda Vezneciler ve Mardin'de yaşanan olaylardan sonra Zaytung yapmıştı. 'Dürüst, tarafsız ve Ahlaksız” haber sloganı ile tanınan son günlerde en çok okumayı tercih ettiğim gazeteden yaptığım bu alıntı ile yazımıza son verelim.

          'Dün İstanbul Vezneciler, bugünse Mardin'in Midyat ilçesinde yaşanan terör saldırıları bir kez daha Türkiye'yi yasa boğarken, sevindirici tek haberse Turizm Bakanlığı'ndan geldi. Olayların turizme herhangi bir olumsuz etkisi olmadığını ve şu ana dek hiçbir rezevasyon iptali gerçekleşmediğini belirten Bakanlık, hali hazırda iptal edilecek herhangi bir rezervasyon kalmamış olmasının da bu başarıda etkili olduğunu ifade etti.

                                                                     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye