Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Köroğlu

Fırat Oktar

    27 Şubat 2013

        Heyecanla beklediğiniz bir şey varsa önünüzde, saatleri, hatta dakikaları sayarsınız bazen.
        Geçmek bilmez, zaten geçmesi için hiçbir sebep olmayan zaman. Kafanızda o beklediğiniz anı defalarca yaşarsınız. Siz ne kadar düşünmediğinize inandırsanız da kendinizi gelecek olan o zaman için, bilinçaltınız çoktan defalarca pratiğini yaptırmıştır aslında size olasılıkların...
        O olasılıklar ki, şansınıza ışık tutan, doğru olduğuna inandığınız tercihi yaparken, size yardımcı olan ve kimi zaman yaptığınız yanlışta, kendi seçiminizin neden hatalı olduğunu en başından beri size gösteren. Ama yanlış yapıldığında asıl önemli olan, kime veya neye karşı sorumlu olduğunuzun farkındalığına erişebilmek.
        Belki de böyle heyecanla beklediğim bir andaydı benim yanlışım...
        Kafamın içinde kurguladıklarımın yaşanamayışına mı, yoksa senaryoda ki en küçük değişikliği bile kabullenme yetisine sahip olmayışım mıydı hayal kırıklığımın ve yanlışımın sebebi...
        Peki bu kadar heyecanla neyi bekliyordum ve kimdim ben?
        Olasılıklarım ve yanlışım neydi?
        Artık güvenilecek, eli ekmek tutan bir adam olduğumu ve cesaretimi babama kanıtladığım zaman mı çizdim yolumu...
    Yoksa düzene ve zulme başkaldırıp dağlara çıkışım mı, düzenin refahı adına ve intikamın soğuk yenildiği kaderimin oyunu...
        Belki de elimde sazım, cebimde şiirlerim, dağlarda yankılanan türkülerimle paylaştım öykümü...
        Bazısı destan yaptı, bazısı yaşattı, yaşatmaya çalışıyor bugün.
        Yaşar Kemal anlattı, nerdeyse 50 sene önce. Siz unuttunuz mu?
        Heyecanım, adımı dağlara veren ve bugün beni yaşatacağına inandığım siz Bolulu hemşehrilerime...
        Benim sizler için yaptıklarımı, haksızlığa, zulme karşı yapmaya çabaladıklarımı bilmeyenlere artık neden anlatmıyorsunuz?
        Düzen o kadar mı kötü, yoksa o kadar iyi mi artık?
       Benim yaşadığım yerleri,  neler yaptığımı neden göstermiyorsunuz gelen misafirlerinize?
       Ortada kalan bir şey yoksa bir benzerini yapabilirsiniz. Yapmalısınız.
       Benim hikayemi bilmeyenlerle paylaşınız. Bu yolun sonu aydınlık.
       Şimdi anladınız mı neye karşı sorumlu olduğunuzu ve kim olduğumu benim?
       Ben Köroğlu'yum...
       Kırat'ımın üzerinden, heykelimin dikildiği yerden, yaptıklarınızı ve yapmadıklarınızı gören,
       Aileme, memleketime yapılanlara boyun eğmeyen, ve sizi bekleyen, sizi hasretle bekleyen Köroğlu'yum.
       Saygılarımla.
                                                                                                                         

     

     

     
      

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak