Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Bitince güzel olacak...

Fırat Oktar

    16 Eylül 2013
    2012 Eylül ayı idi uzun süreli ayrılığımın ardından Bolu'ya geri döndüğümde...
    Tam 1 sene geçti...
    Kendi sektörüme, iş alanıma dönüp, Bolu standartlarında yeterli kalifikasyonda çalışma ortamı bulamayacağımı bildiğimden kendi işimi yapmaya karar vermiştim.
    Aradan geçen onca yılın sonunda hem Türkiye'ye, hem Bolu'ya adapte olup bilinenden biraz daha farklı bir alanda iş yapabilmek zordu, bunu biliyordum.
    Ancak asıl anlatmak istediğim, ben Bolu'ya yabancı bir Bolulu olmama rağmen Bolu' da kendine en az benim kadar yabancıydı. İlk geldiğimde şehir inşaat alanı gibiydi. Neredeyse hemen her sokak başında bir çalışma vardı. Yol çalışmaları, bir gün tek şeritli yolun ertesi gün çift şeritli veya ters yöne akması zaten son 4 yılını soldan trafikli(sağdan direksiyonlu) bir ülkede geçirmiş birisi için yeterince başa bela bir durumdu.
    Bir süre geçti, şehrin ana arteri trafiğe kapatıldı. Alternatif yolları ana yol gibi kullanmaya başladık. Hatta son haftalarda bir süpermarketin otoparkını şehir içinin ana yoluna dönüştürüldüğüne bile şahit oldum. Küçük vizyonumla haddime değil dedim aynı anda pek çok yolun kapatılması yerine, çalışması biten bir yerin trafiğe açılması ardından başka yeni bir yerde çalışma yapılması gerekliliği daha rasyonel gelmesine rağmen...
    Bir proje, bir bildikleri vardır diye düşündüm. Pek çok arkadaşım dediler ki; " bak şimdi kötü görünüyor ama bitince güzel olacak." Geçenlerde Hollanda'da yaşayan Bolulu bir arkadaşım geldi. Aynı cümleyi duyduğunda dedi ki; " e yani bundan sonra ne olsa size güzel görünür zaten "
    Benim genel tepkim, her gün doğaçlama gibi yapılan bu değişikliklerin, sözde düzenlemelerin kimseye, kamuoyuna haber verilmeksizin yapılmasınaydı aslında.
    Ama artık sanırım bende düzene uymak, kanıksamak konusunda çoklarından farksızım. Bir aidiyet duygusu ile geldim belki ama ait olduğum yer 15 yıl önceki Bolu böyle değildi. Salt eleştirmek değil amacım, yapılmış pek çok düzenleme, pek çok iyi iş var öyle veya böyle güzel olan pek çok şeye de tanıklık ettim pek tabi.
    Bu yazıyı bu yıllarda ne yaptınız bu şehre demek için yazmıyorum. Zaten öyle de düşünmüyorum, hala da ısrarla söylüyorum ki haddim değil. Ben turizmden anlarım ötesini pek bilmem, bilemem. Ne belediyecilik, ne yerel yönetimler işim veya ilgi alanım değil. Olmasın da zaten...
    Ben yaptığım işi severek yapan birisiyim.
    Anlamadığım, turizm şehri sözlerini duyduğum büyüklerimizin neden turizm alanları ilan edilmesi için çaba göstermedikleri...
    Anlamadığım, büyüklerimizin aynı kalite standartlarında ve bütçelerde işleri burada yapabilecek birileri varken, neden bunu dışarıda aradıkları, Amerika'yı yeniden keşfetmek istedikleri...
    Anlamadığım, bu kadar potansiyele sahipken nasıl dışarda bu denli zayıf ve yanlış bir imajla yer aldığımız...
    Anlamadığım, marka değerine sahip olmaktan uzak, sonradan gelenin kaçmaya çalıştığı bir yer olabilmemiz...
    Anlamadığım, değerlerimize samimiyetle sahip çıkmak yerine, gerçek dışı beklentilerle insanlar ile oynayabilmek.
    Anlamadığım, o kadar göze görünür şeylerin insanların gözlerinin önünde yapılmasına rağmen, neden kimsenin bu sisteme, bu düzene sesini çıkartmaması, haykırmaması...
    Çok sevdiğim bir dostumun bir sözü var; "hayata çatma" diyor. "İnsan çok bozuk, insan..."
    Kimse alınmasın üstüne...
    Zaten alınması gereken hiç kimse alınmayacak.
    Ama şunu hepimiz biliyoruz ki; "Bitince güzel olacak..."

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak