Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Yok Artık Champs-Elysees !!!

Fırat Oktar

    8 Ağustos 2012

       

         Yazamıyorum...
         Oturuyorum bilgisayarın başına, eski tabirle elime kağıdı kalemi alıyorum, tam yazmaya başlıyorum derken, hemen her gün kontrol ettiğim Batı Karadeniz Bölgesi yerel gazetelerinden birinde bir haber gözüme takılıyor ve aklımdaki her şey uçup gidiyor.
         Sonuç; ben yazmak istediğimi yazamıyorum, yeni ve daha acil olarak o habere ilişkin bir şeyler yazmaya zorunlu hissediyorum kendimi.
         İşte bugün de yine aynı durumla karşı karşıya kaldım.
         Belediye Başkanımız, İzzet Baysal Caddesi'ni Fransa'nın ünlü Şanzelize (Champs-Elysees) Caddesi/Bölgesi gibi yapacakları bir projeden bahsetmiş ! Hatta, Şanzelize trafik olan bir cadde olduğu için, biz onun trafik olmayan halini yapacakmışız. 
         Aynı Vizontele gibi geldi bana.  Yani radyonun görüntülüsü...
        Hepimiz güne güzel başlamak, moralimizi yüksek tutmak isteriz. Son derece doğal bir beklentidir bu. Çoklarımız bilgisayar başında komik bir şeyler okumak, izlemek ister. Ya da arkadaşla, komşuyla keyifli kısa bir sabah sohbeti yapar. Ben, son bir kaç aydır, gülümsemek ve gülmek için her sabah haberleri okur oldum.
         İnsan, hayaller kurar, kurmalıdır. Bu sayede, hem yaratıcılığını, hem vizyonunu genişte, yüksekte tutar. Fakat hedeflerden, projelerden bahsediliyorsa eğer, işte o zaman biraz gerçekçi olmakta fayda var.
         Sayın Belediye Başkanımızı eleştirmek ne haddim, ne de işim değil. Tercih ettiğim bir şey de değil aslında. Daha çok, yönlendirmelerde ve projelerde yanlışlıklar olduğunu düşünüyorum.
         Bu kısımlar üzerinde çok fazla durmadan, Şanzelize'yi kendimize örnek almanın neden yanlış olacağını sizlere anlatayım.
        Şanzelize dünyanın en popüler, en ünlü caddelerinden birisi. Zaten bu ününden dolayı Bolu'ya Şanzelize Caddesi yapılacak yakıştırması yapılmıştır. Yoksa Lido Kabaresi gelecek diye beklemeyin. Şanzelize'de yer alan onlarca tiyatro, sinema gibi kültürel bir değişim olacak sanmayın.
         Bu bölgenin, altyapısı 17. yüzyıla dayanıyor. 1709 yılında Avenue Des Champs-Elysees (Dünya daki Cennet) ismini aldığında zaten bu bölge Paris şehrinin gezinti yeri olarak anılıyordu. Dünyaca ünlü markaların, lüks butiklerin, parkların ve birbirinden güzel kafelerin buraya konuşlanması bu bölge için  200 yıldır süregelen bir durum.
         Bugün halen kullanılan sokak lambaları 1838 yılından beri orada durmaktalar. İşte bu genel farkımızı sizlere anlatabilmek için mükemmel bir örnek.
         200 yıllık sokak lambası...
         Bütün olayı anlatmaya yetiyor.
         Bizim yol istemediğimiz İzzet Baysal Caddesi'nde 2 araba zar zor giderken, Şanzelize de 10 şeritli yol var. Tam 10 şerit.. Yoğun saatlerde 11-12 aracı yanyana görmek mümkün. Paris'te çok kilit bir noktada bulunan Şanzelize'nin 2 km. boyunca 70 m. genişliği ile trafiği rahatlatan bir yapısı var. Trafiksiz bir modele karşı değilim. Bugün özellikle Türkiye'de trafik sorunsuz il neredeyse yok. Sonuçta şehir insanlar için kurulur. Ama sorulması gereken İzzet Baysal Caddesi'ni trafiğe kapattığımızda, trafik sorunu ne duruma gelecek. Sanırım bu projede bunun cevabı verilmiştir. Bekler ve görürüz.
         Türkiye'nin tanıtım ofisi açtığı bir caddeden bahsediyoruz. Bu tür ünlü caddeleri kendimize örnek almalı mıyız ?  Evet, kesinlikle...
        Bunun hayalini kurmalıyız ama hedefimiz Şanzelize olmak dersek, gerçekçi olamayız. 
       Yanlış soruya bakarak, doğru cevabı bulamayız.
       10-15 milyon nüfusu olan şehirlerden bahsediyoruz. Şehrin yapısı, caddenin düzeni, zaten bizden çok daha iyi durumda olan altyapısı, tamamen olası nüfusun yoğunluğuna göre hazırlanmış. 70 metre genişliğinde caddeden bahsediyoruz.
        Derseniz ki, "Şanzelize gibi güzel bir cadde yapmak istiyoruz" anlarım. Ama "İzzet Baysal Caddesi'ni Şanzelize yapacağız. Orada trafik var, biz o nu da kaldıracağız" derseniz olmaz. Bu durumda, ne sizin söylemek istediğinizi anlarım, ne de niyetinizi anlarım. Politika için bile komik olur bu şekilde açıklama yapmak. 
         İstanbul'da İstiklal Caddesi, Barcelona'da Las Ramblas, Paris'te Champs Elysees Avrupa'nın çok önemli, önde gelen şehirlerinin meşhur caddeleri. Bu şehirler birbirini örnek alsınlar, takip etsinler, gelişsinler.
         Bizim yapmamız gereken küçük şehir olarak kendimize doğru rol model bulmak, yapılabilir işleri, kendimize özgü olacak şekilde değerlendirmek.  Maksimum yarım milyon nüfusu olan şehirleri inceleyip gerçekçi çıkarımlar yapmak bence çok daha akıllıca olacaktır.
         Enzo Ferrari'nin (Ferrari'nin kurucusu) biyografisini anlatan bir filmde torununa söylediği bir söz vardı. Denize bakarlarken, torununa büyük bir gemiyi göstererek "bak.. ne kadar asil ve ihtişamlı" der. Ardından bir sürat teknesini gösterir ve "gördün mü ne kadar hızlı ve hoş görünüme sahip" der. "İşte biz, bu olmak istiyoruz. Diğeri (gemi) mercedes olsun. Biz onlar gibi olmaya çalışmıyoruz. Biz hızlı ve güzel görünüşlü olalım."
           Ne olmaya çalıştığımızı bilmemiz gerekiyor. Bence Paris / Şanzelize olmaya çalışmayalım.
          Saygılarımla...  

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak