Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Hayalleri olan deli adam...

Fırat Oktar

    14 Haziran 2012

          Öncelikle son yazdığım "Bolu'da havalimanı yapılmamalı" başlıklı yazıma gelen yorumlarınızdan ötürü sizlere çok teşekkür ederim. Olumlu, olumsuz çok sayıda eleştiri yapılması, bir şeyler yazmak ve fikirlerinizi beyan etmek gereği duyuyor olmanız son derece önemliydi. Bir o kadar da bu gazetenin sayfalarına gösterilen ilgiyi ve alakayı ifade ettiğinden, bu duyarlılığı gösteren herkese tekrar teşekkür ederim.
          Şimdiye kadar yazdığım, anlattığım konular, geneli itibarı ile benim 15 yıldır sürdürdüğüm meslek hayatım ile ilgili. Kendimce, anlatabildiğim ölçüde ve çoğu deneyimlerime dayanan fikirlerim doğrultusunda yazmaya ve eleştirmeye çalışıyorum. Gazeteci veya haberci değilim. 1997 yılından beri içerisinde bulunduğum sektör olan "turizm sektöründe", profesyonel turist rehberi ve tur operatörü olarak görev yapmayı sürdürüyorum. Yazdıklarım da haliyle öznel ve belirli bir konunun etrafında toplanmış halde. Özellikle bazı konularda, bazı sözlerim yanlış anlaşıldı. Kısaca bahsetmek gerekirse, benim bir konu hakkında siyah olmamalı dediğimde, beyaz olmasını savunduğum algılandı. Zıtlıklarla dolu bir dünyada yaşıyoruz. Çoğu zaman dengeyi sağlayan zıtlıklar var elbette. Ancak birisine, bir fikre katılıyor olmak demek, o kişiyi, fikri körü körüne savunduğunuz anlamına gelmez. Ya da o kişinin müridi, o fikrin temsilcisi olduğunuzu göstermez.
         Güven duygusu ile son derece insani bir biçimde sırtımızı bir yerlere yaslarız hepimiz. Tarafı olduğumuz bir siyasi parti, tuttuğumuz bir takım, güvendiğimiz bir dostumuz, inandığımız bir güç... Hep bir yerlere farklı nedenlerle sığınmaya ihtiyaç duymuşuzdur. Hepimizin iç dünyasında sığındığı limanlar vardır, olmalıdır. Ancak tüm samimiyetimle söylemek isterim ki, tüm yazdıklarım ve yazacaklarım Bolu'da turizm hakkında benim penceremden görünenleri sizlere aktarabilmek üzerinedir. Bir ideolojiyi empoze etmek, yönlendirme yapmak, çıkarlar sağlamak veya birilerine hizmet etmek amacıyla değildir.
         Beğenenler olur, katılanlar olur, farkedenler olur, eleştirenler olur, geliştirenler olur, karşıt görüşler olur, olmalıdır da. Hiç kimse her söylediğinin, her yaptığının doğru olduğuna inanacak kadar narsist ve megaloman olma hakkına sahip değildir. Bu yüzden son derece basit kelimelerle söyleyebilirim ki, ben sadece inandıklarımı ve düşündüklerimi yazıyorum.
    Son yazımda da bahsettiğim üzere şimdi sizlere "bence havalimanı konusuna takılmadan önce yapmamız gerekenleri" kısaca özetleyeyim.
         
          Bakış açımızı değiştirmeliyiz ve altyapımızı baştan kurmalıyız.
        Sorunun ne olduğunu algılayıp, neyin gerekli olduğunu görebilmeliyiz. Bu işe başlarken  elimizde nelerin olduğunun farkındalığıyla, hedef kitlenin öncelikle kim olduğuna bakmak ve işleyişi bir taraftan başlatmak gerekir. Şüphesiz ki basamakları teker teker çıkmak gereklidir. Ancak turist dediğiniz kavram canlı varlıklar için kullanılır. Bu durumu bu kelimelerle ifade ediyorum çünkü turistler sanki sizin benim gibi insanlar değil de, bir kalıptan çıkmış, bir yerde tatile gitmek için bekleyen varlıklar gibi algılatılıyor yapılan konuşmalarda.
         Kentimize gelerek para harcayacak, wom (word of mouth = kulaktan kulağa) reklamımızı yapacak olan bu insanlar robot veya kurulmuş oyuncaklar değildir.
         Turistin sizi tercih etmesine neden olacak sebepleri bulmak veya elinizde bu sebeplerin olması; turist sayısının artmasına, daha fazla konaklama yapmasına, daha fazla harcama yapmasına neden olmaz. Siz yapacağınız çalışmalarla onlara bu nedenleri  sunmalısınız. Günümüzde turizmin bilimsel olarak incelenmemesi, akademisyenlere ve çalışmalarına yeterli ölçüde başvurulmaması Bolu için önemli bir kayıptır.  
         Bir gün hoca kürsüsüne çıkar ve yanında rulo olarak getirdiği büyükçe beyaz bir kağıdı açar. Kağıdın ortasına küçük bir nokta çizer ve öğrencilerine ne gördüklerini sorar. Öğrenciler, siyah nokta, daire, leke, hiçlik, zıtlık vb. tamamı kağıda çizilmiş küçücük nokta üzerine odaklanarak onlarca cevap verirler. Hoca sonunda  "arkadaşlar hiçbiriniz bu elimde tuttuğum kocaman kağıdı görmüyor musunuz ? "diye sorar.
          
           Neye baktığınız değil, nasıl baktığınız önemlidir.
          Biz şu ana kadar maalesef, doğru açıdan bakmayı hiç beceremedik. Elimizde şeker, yağ, un var ama helva yapamıyoruz dedik durduk. Fakat malzemelerin veya aşçının eksiksiz olması değil görmemiz gereken.

          Bizim fikrimiz ve hayalimiz eksik...
          Bir zamanlar Bolu'da bir adamın delice bir hayali vardı ve çıktı dağın tepesine kurtların kuşların arasına otel yaptı. Binlerce ağaç dikti. Bu adamın adı Mazhar Murtezaoğlu'ydu. Bolu'da bugün turizmden ve Kartalkaya gerçeğinden bahsedebiliyorsak, hayalleri olan bu adamın katkısı o kadar büyük ki... Las Vegas'ta "Bugsy"  Siegel, çölün orta yerine in cin top oynarken mafyadan topladığı para ile Flamingo adında o zamana kadar görülmemiş büyüklükte bir casino oteli yaptı.  1946 yılı için her tarafı çorak arazide 105 odalı bir otel yapmak büyük çılgınlıktı. Bir hayali vardı ve çöldeki ilk oteli açtı. Mafya, Bugsy'i dolandırıcı diye addetti ve kurşuna dizdi. Üzerinden yıllar geçti ve bugün Las Vegas dünyanın en büyük turizm destinasyonu oldu. Şu anda Las Vegas'ta bütün Bolu'yu misafir edecek kadar otel var. Yaklaşık 140.000 yatak ve dünyanın en iyi, en kaliteli tesislerini barındırıyor.
          Bolu mevsimleri, doğası, termal kaynağı ve daha onlarca artısı ile çok güzel bir ülkenin çok güzel bir şehri. Ancak turizmden söz edebilmek için bakmak ile görmek arasındaki farkı algılamalıyız. Sadece doğal güzelliklerin bu helvanın malzemesi olmaya yetmeyeceğini anlamalıyız.
          Eğer turizmin lokomotif sektör olmasını istiyorsak takım çalışmaları yapmalıyız. Valilik, Belediye ve Kültür Turizm İl Müdürlüğü öncülüğünde sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve sektör temsilcileri olarak önce bizler tek yumruk olmalıyız ve aktif çalışmalar yapmalıyız.
          Kalifiye personel eksikliğimizi bir an önce gidermeliyiz. Bu konuda en geç 3 aylık süreç içerisinde başlayacağını umduğum ciddi bir çalışma yapıyorum. Daha önce Halk Eğitim Merkezi ve A.İ.B.Ü. ile bu konuda bir çalışmam olmuştu. Umarım bu defa çok daha etkili bir program ile bu sorunu aşmak için adımlar atabiliriz. İngilizceyi ve özellikle nadir dilleri turizm çalışanlarının artık bilmemek gibi bir lüksü yok.  Hem bunun için, hem de sektöre yönelik bilgilendirmeler için, yapılacak eğitimler ile altyapımızı baştan kurma yönünde yeni bir başlangıç yapabiliriz.
            Saygılarımla.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak