Bayram tebrik ilanlarınızı İNANDIĞINIZ, GÜVENDİĞİNİZ gazetelere veriniz

Sol scapula tutuldu

Muharrem Demirel 2

    15 Haziran 2009

    Pazar sabahı bir kalktım, bizim sol scapula da ağrı var.

    "Hayırdır, bir yerim açık kalmış olsaydı rüya görmüş olurdum. Rüya da görmemişsem bu scapula ağrısı, gece üzerimin açık olmasından kaynaklanmış olamaz" dedim.

    Haaaa! Yabancı dil bilmeyenler scapulanın ne olduğunu bilemezler"Scapula"kürek kemiği demektir.

    Her neyse nereden çıktı bu yabancı dil,

    Haaaa Cumartesi günü Bolu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sayın Mehmet Ali ATALAY, cemiyetin bahçesinde bir mangal partisi verdi.

    Allah bin kere razı olsun, midemiz bayram etti.

    Emekli olduklarından beri, kırmızı et görmeyen birkaç emeklinin yüzüne de iki üç saat içersinde kan geldi.

    Derler di de inanmazdım."Kırmızı et yiyiniz içindeki B12 vitamini hafızayı güçlendirir. Unutkanlığı önler."

    Ha vallahi ha billahi doğruymuş, şart olsun doğruymuş!

    Cumartesiden beri kafam bir çalışıyor bir çalışıyor ki sormayın, her şey gözümün önünden bir film şeridi gibi geçiyor.

    Nefislerini, hırslarını toplum menfaati önünde tutanları,

    Doğan görünümlü şahinleri, daha pek çok şeyi hatırlar oldum.

    Tevazuyu, enayilik sayanları hatırladım.

    Ya kafam öyle çalışmaya başladı ki, bir türlü konuya giremiyorum.

    Ben bu cemiyetin en eski üyelerinden biriyim, dolayısıyla erken gittim.

    Her neyse, Sayın Mehmet Ali ATALAY sağ olsun kapıda karşıladı bizi. Baktım Sayın Mustafa COP Arkadaşımın sağ eli yukarıda, şahadet parmağı açık diğer parmaklar yumruk olmuş bir durumda.

     Dedim bu hareketin üzerine "TEKBİRRRRR!"diye bağıracak. Korktuğum olmadı ve bizimde candan katıldığımız o güzel sözlerini söyledi."EĞİTİM ŞART!"

    Bize de düşen bir şey vardı bizde onu söyledik ve Sayın İmdat ASLAN'ın daha önceki bir sohbette söylediği cümleyi hatırlattık;" ŞART OLSUN, ŞART!"

    Bahçeye girdim Sayın Hacı Yener BANDAKÇIOĞLU Bey ve Sayın Sabahattin YAMANER Ağbimiz eşleri ile oradalar.

    Ardından Sayın Necip ÇARIKCI, geldiler. Sonra Osman Fevzi GÜRSOY. Bolusporun birinci ve ikinci derecedeki sorumluları orada olunca da bir anda etrafları kalabalıklaştı.

    Sayın Mehmet Emin GÜZ, Sayın Nurettin DOĞANAY, derken, Belediye Başkanlığı seçimlerinde başarılı bir performans sergileyen Sayın Tanju ÖZCAN, Sayın Hüseyin SERİN ve ekipleri de mekânı şereflendirdiler. Tabiiki Tuncay ALNIAK ve eşi de...

    Biz tam ortaya ve ızgaralara en yakın masaya oturduk. Belediye meclis üyesi Sayın Cahit GÖRÜŞ de bizle beraberdi.

    Etrafı gözetlerken bir ara ürperdiğimi fark ettim. Öbür tarafla bağlantı kurma zamanı da değildi. Yanımdakilere baktım, üşüme alametleri yok."Herhalde ihtiyarlıyoruz" dedim kendi kendime.

    Masalar arası bakışlar birbirlerine öyle güzel şeyler anlatıyordu ki;

    Kimi zaman bir demet gül gidiyordu başımın üstünden diğer masalara,

    Kimi zamanda dikenleri,

    Bazıları sevdanın yollarını okuyorlardı birbirlerine

    Bazıları da yedikleri kurşunları...

    Bu arada bekle babam bekle köfteler sucuklar gelecek diye. Yok! Her tarafa gitti en yakındaki bizlere gelmedi.

    Demek ki bir şeyleri elde etmek için yakın olmak gerekmiyor. Izgaralara en yakın bizdik ama en son bize geldi. Ama beklediğimize de değdi hani.

    Dedim ya kırmızı et bir şifa; bizim sol scapulanın ağrıma nedenini şıp diye buldum vallahi.

    Hani herkes üşümezken ben üşüyordum ya işte o zamanlarda, Belediye Başkanımız Sayın Alaaddin YILMAZ la, Sayın Cahit GÖRÜŞ ün aralarında soğuk rüzgârlar esiyormuş. Geçen yıldan bu yana uyumsuzluk sorunu varmış.(basın öyle yazıyor) Ben de ikisinin tam arasında oturduğumdan dolayı, esen soğuk rüzgârda cereyanda kalan ben olmuşum. Dolayısıyla sol scapula tutuldu.

    Sonuç ne mi oldu, yana doğru çekildiğim bir anda Alaaddin Bey le Cahit Bey göz göze geldiler. Cahit Hocam, Başkanımızın yanına gitti ve uyumsuzluk çözüldü!

    Benim Sol scapulanın durumunu da, inşallah bir meclis toplantısında çözerler.

    Her neyse şunu öğrendim ki; Bu memlekette kırmızı et yiyenler, yiyemeyenleri yönetiyor.

    Kırmızı et yedirtmemek içinde insanları ekonomik anlamda fena halde süründürüyor.

    Yiyemesinler ki; düşünemesinler, yorumlayamasınlar, söyleyemesinler isteniyor.

    Çünkü B12 hafızayı güçlendiriyor,

    Dolayısıyla kırmızı et yiyemeyenler de yenilen kazıkları, su istimalleri, hatırlamıyor.

    Hatırlamayınca da meydan boş bırakılıyor. Bu da kırmızı et yiyenlerin işine geliyor.

    Mehmet Ali Başkanım!

    Ben bir kırmızı et ziyafeti ile bu memleketin en büyük sorunu olan hafıza sorununun nedenini çözüverdim.

    Bir B12 ile aklıma TEŞVİK geliverdi. Memurun, emeklinin acınacak halleri geliverdi. Teğet geçen kriz geliverdi.

    Sen bize böyle arada sırada B 12 li imkânlar sunuver bak;

    Neler yazarız neler!

    Neler çözeriz neler!

    Neler söyleriz neler!

    Ha unutmadan!

    Yener Başkanım! Bizim yazdığımız arşiv değeri olan bu yazı fena olmamış değil mi?

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Tonet Sandalye Cafe Koltukları Cafe Masa Sandalye Cafe Sandalye Bolu Dezenfeksiyon