Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bolu ve Turizm! 

Bolu ve Turizm! 
    17 Haziran 2019

    Bolu’nun turizm ile ilgili sorunu şehir merkezindedir. 

    Bolu ve Turizm! Bolu ve Turizm! Bolu ve Turizm! 

     
         Bolu ve Turizm! 
     
         Bolu’da Turizm hareketliliği 1930’lu yıllarda başlıyor. Yani bugün Bolu’da yaşayanların çok büyük bir bölümü daha dünyada yokken! Dolayısıyla Bolu’nun bir turizm şehri olup olmadığını tartışmak sadece bir zaman kaybıdır. Bolu’nun turizm ile ilgili sorunu şehir merkezindedir. 
     
           Bolu  çevresindeki doğal güzelliklerinin arkasına sığınılmış bu güzellikleri şehir merkezi ile entegre edilememiş ve bir talep oluşturamamıştır. Turizm şehri olarak en ufak bir farklılık yaratmamış vasat şehir olarak bu günlere gelmiştir. Bu durumun sorumlusu da maalesef yerel yönetimlerimizdir. Şehirdeki  turizm hareketliliği adına  ileriye dönük bir proje geliştirilmemiş ve uygulanmamıştır. 1999  Depremi’nin oluşturabileceği fırsat da kaçırılmıştır. 
     
           Ramazan Bayramı’nda. Bolu’yu 90 bin kişinin ziyaret ettiği söylenmektedir. 
    Tabi ki bu sayının yüzde birinin bile şehir merkezini ziyaret ettiğini söylemek iyimser bir yaklaşımdır. Belediye Başkanımız Sn. Tanju Özcan’ın da  en başından beri kafasında Bolu’ya 3-4 saatlik mesafede bulunun 25-30 Milyonluk potansiyel nüfusu ziyaretçi olarak şehre nasıl çekerim sorusu yer almaktadır. 
     
           Açık ve net olarak söylemek gerekirse, şehir merkezimiz mevcut yapısıyla Bolu’nun çevresine gelen turisti çekecek en ufak bir cazibeyi barındırmamaktadır. Turist, Bolu şehir merkezine niye gelecek ne görecek? Arasta bölgemize, çeyrek altın mı almaya gelsinler? Karaçayır Parkı’nda vagonları görmeye mi gelsinler? Yoksa Kent Meydanı’nda Hamburger mi yesinler? Bunların hepsi misli olarak kendi şehirlerinde bulunmaktadır.  
     
           Şehrimizde festival ve şükran günleri adında  bazı etkinlikler olmasına rağmen, yine o büyük potansiyeli Bolu’ya ne çekebilecek kalitede ne de farklılıkta olup bir arpa boyu yol almadan yapılan etkinliklerdir. 
     
           Peki ne yapacağız? Daha önceleri defalarca yazdığım gibi, öncelikle çok ivedi şekilde şehrimizin çehresini değiştirmemiz gerekiyor. Bugüne kadar rant alanları yaratmaktan, proje onaylamaktan, yol büyütmekten başka bir iş yapmayan Bolu Belediyesi, İmar, Fen İşleri gibi müdürlükleri, komisyonları devrim niteliğinde kararlar alarak bu şehrin elini yüzünü düzeltecek işlere imza atmalıdırlar. Sanatsal yapılar olmadan bir şehir cazibe yaratamaz. İspanya’nın Valencia kenti bu açıdan ciddi bir örnek teşkil eder. Mesela, Belediye’ye yeni bir bina yapıyorsun. Öyle bir bina yaparsın ki, görebilmek için kuyruklar oluşur. Kentin en orta noktasına, ışıklı At heykeli yerine öyle bir eser koydurursun ki, şehrin sembolü olur. 
     
           Sıklıkla Bolu‘da yapılan parkların muhteşemliğinden söz ediyor. Dört tarafı doğal parklarla kaplı olan yeşil bir kuşağın içinde yer alan bir şehir için merkezde yapılan klasik park ve bahçeler bir katma değer yaratmaz. Zaten çevre illerden gelenlerin yaşadıkları yerde bu parkların çok daha fazlaları bulunmaktadır. 
     
            Benim açımdan, geçmiş dönem, Bolu Belediyesi’nin elle tutulur ve şehir de bir farklılık yaratabilecek ve bunu turizm adına geliştirip kullanabileceği tek projesi NİLÜFER Parkı’dır. Eğer bu Nilüferler gerçekten Bolu şehir merkezinde yaşam alanı buluyorsa ki, iklim ve çevrenin buna müsait olduğunu biliyoruz. Hatta mikro uygulaması yıllardır Nursen- Emin Semercioğlu büyüklerimizin bahçelerinde başarılı bir şekilde hayat bulmaktadır. Nilüferleri yeni yapılacak jeolojik havuzlarla birlikte kentin tüm parklarına, bahçelerine, turistik tesislerine yayarak bir değer ve çekim gücü yaratabiliriz. Türkiye’nin en büyük Nilüfer Bahçeleri başlığı altında da bunu pazarlayabiliriz. 
     
            Benim çocukluğumda, Bolu’nun hemen hemen bütün bahçelerinde Leylak ağaçları vardı ve bunların büyük bölümü yok oldu. Şehre farklı bir hava katardı.  
    Geçtiğimiz yıl BolununSesi’nde, ‘Çiçek Açan Şehirler’ Başlığıyla yazmıştım. Güney Afrika’nın, Johannesburg ve Pretoria şehirleri bahar aylarında eflatun ve mor renge bürünür. Şimdi gözlerinizin önüne şöyle bir şey getirin; TEM Oto Yolu’nda Bolu şehir merkezini geçiyorsunuz. Yeşil ormanları görüyorsunuz ve mora ve eflatuna bürünmüş bir şehir. Şehirde ki, bütün yükseltileri (Hisar Tepesi, Kadın Doğum Hastanesi) yolları, bulvarları, giriş çıkışları, Karacasu yolunun eflatun tonlarına büründüğünü bir düşünün. Türkiye’nin. Hiçbir yerinde olmayan bir görüntü herkesi büyüler. Güney Afrika’da ki ağaçların isimi JAKARANDA milyonlarca dikilmiş  ve hiç bırakılmamış. (1850 de başlamış Jakaranda hareketi, şehircilik böyle bir şey) Bolu’da Mor Salkımlar, Leylaklar veya benzer bir bitki türü bu işi kurtarır. Zaman alır ama böyle bir şeyi  başarabilirsek tarihe geçer ve bu şehre büyük bir imza atarız. 
     
     
          Gelelim Festivallere… Adana Portakal Çiçeği Alaçatı Ot, her ikisinin de tarihçesi çok yeni. 6-7 yıllık Festivaller. Türkiye’yi bırakın yurt dışından da bile turlar geliyor. Demek ki olunca oluyor. Şehrin, mor ve tonlarına döndüğü, nilüfer çiçeklerinin bütün kenti kapladığı zaman bu şehir görülecek ve gidilecek yerler arasında yer alır. Bu süreçle eş zamanlı festival veya etkinlikleri de yapabilirsek Bolu Şehir Merkezi ciddi bir ziyaretçiyi çeker. 
     
             Festivallerin Bolu’ya özgü. Mantar veya Dağ Çileği ile ilişkilendirilmesi de bir avantaj sağlayabilir. Her ikisinin ekonomik  ve lezzet değerleri yüksektir. Dolayısıyla, doğru ve stratejik karalar ve de profesyonel düşünceyle Bolu merkez de de ciddi bir turizm hareketliliği sağlayabiliriz.  
     
           Bolu Belediye Meclisi’nin, Haziran ayının 2. Oturumunu 14 Haziran 2019 Cuma günü icra ettik. Bu oturumda içinde bulunduğumuz Turizm Komisyonu’nun iştigal alanına giren Bolu da turizmin geliştirilmesi adına bir konuşma yaptık. Yukarıda sizlerle paylaştıklarım bu konuşma ve sunum üzerinedir. 
                                                                               Cumhur Bandakçıoğlu 
     

    • guest 1420 Haziran 2019 . 08:27

      Bolu ve turizm denince abant gölcük bir kac köy ve en fazla 2 günlük gemeden ibaret bir şehir.Yıllardır yenilik göremedik.Valilik toplanıyor Bolu turizm de soyle gelisecek boyle gelisecek dıyolar ama lokasyonlar hep aynı tırttt yanii
    • Cumhur Bandakçıoğlu19 Haziran 2019 . 15:13

      Yorumlar için teşekkür ederim.. Serkan Bey. Park ta ki cafe bir önceki dönemde BOFSAD ın kullanımına verilmiştir. İşletmeciyle BOFSAD arasında bir mevzudur. Ne CHP nin, ne de yeni Belediye nin tasarrufunda bir olay değildir.
    • Egitimci18 Haziran 2019 . 15:43

      Öncelikle Bolu Abant girişinden itibaren, yönlendirme levhalarının yenilenmesi, yol kenarlarının çiçeklenmesi, ışıklandırılması gerekir. Ayrıca, kent girişine Turizm Müdürlüğü tarafından Turizm Bürosu açılarak, burada turizm öğrencilerine görev verilmesi, şehir içindeki havuzlara su verilmesi lazım. En önemlisi Atatürk'ün Bolu'ya gelişini simgeleyecek bir Halkevi binasının yapılması ve Yeni Belediye binasının arkasına şelalesi görkemli bir par
    • Serkan18 Haziran 2019 . 09:15

      Yazınızı büyük dikkatle okudum. Bolu turizmi ile ilgili eksikler ve yanlışlar had safhada. Kesinlikle katılıyorum. Konu acilen çözülmeli. Ancak, A. Yılmaz döneminde yapılmış tek doğru işin Nilüfer Park olduğundan bahsetmişsiniz. Bunu söyleme sebebiniz, orayı işleten şahsın partinizce önemli görevlere layık görülen mensubunuz birinin babası olmasının etkisi var mıdır? Bu şahıs orada kaç para kira ödemektedir acaba? Meclis üyesi olarak kamuoyunu bilgilendi
    • Xxx17 Haziran 2019 . 20:12

      Hay ağzına sağlık yaziyon yaziyonda anlayan kim? Dediklerini aynen doğru.sozde turizm kentimiz Abant dolu Yedigöller Gölcük dolu.ama şehir merkezi sıfır. adam dolduruyor bagajını yiyo içiyor çöpünü bile bırakıp gidiyor.biz topluyoz. eskisehire adam bu park yapmış bizim orman parkı gibi. satosu gemisi balığı bilim merkezi hepsi içinde inan gezmesi bir gün.heykeli pipo müzesi tahta müzesi yemesi içmesi derken en az kişi başı yüz lira bırakıp gelyon. boluya gelen ne bırakıyor.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak